DİN GÖREVLİSİ SİYASET YAPABİLİR Mİ..?

MEHMET MOREKET

Havadis Gazetesi - - NEWS -

Din Görevlileri Birliği’nin yazılı açıklamasını okudum.

Bekledim, bakalım devletin bir yetkilisi çıkıp da bir şey söyleyecek mi diye, aradan iki gün geçti, kimsenin umuru bile olmadı.

Oysa sadece bu haber dahi, Talip Atalay’ın niye görevden alınması gerektiği hakkında fikir veriyor.

Bakın açıklamadan aynen aktarıyorum;

“Başbakan Hüseyin Özgürgün’ü, Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ı görevden alma girişimini yeniden gözden geçirmeye çağırırız... Cumhurbaşkanımızın tabiriyle ayak kaydırma amaçlı faaliyetler maalesef ülkemizde sıkça yaşanmaktadır. Yazının yazılması bir tarafa, daha Cumhurbaşkanına yazı ulaşmadan basına sızdırılması da zaten ayak kaydırma tespitini doğrulamaktadır”... Burada kastettikleri de Başbakan yani...

Bunlar sendika değil, sadece bir birlik.

Üstelik de, siyasete bulaşmaları yasak olan din görevlileri...

Ama bu yaptıkları, tamamen siyaset...

Bu insanlar ne zaman siyasete bulaştılar?

Talip Atalay Türkiye’de milletvekili adayı olduğunda.

Memurları, siyasi reklam filminde propaganda oyuncusu olarak oynattığında...

Vakıflar ve Din İşleri Dairesi Yasası o kadar açık ki... Din görevlilerinin siyaset yapmasını, siyasi açıklamalar yapmasını açıkça yasaklıyor.

Din adamı oldukları bir yana, herhangi bir kamu görevlisi, siyasal olarak yapılan bir takdire bu şekilde kazan kaldırabilir mi?

Yarın diğer dairelerin müdürleri atandığında veya görevden alındığında kamu görevlileri bu şekilde tepki koyarsa ne olacak?

İşte bunun için bekledim, bir açıklama çıkar mı diye. Kendilerini bir uyaran olur mu diye.

Hani “kardeşim nedir yaptığınız, siz kamu görevlisisiniz” falan diyerek...

Siyasi reklam filminde oynadıklarında herhangi bir uyarı almadıkları için, şimdi onlar da bunu yapabiliyorlar.

Daha da kötüsü arkadan geliyor. Devletin resmi ajansı TAK’ın haberi şöyle;

“Bazı çevrelerin, ‘Bizden biri Müftü olsun’ söylemlerinde bulunduğu da kaydedilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: ‘İslam dini, evrensel değerler, Kıbrıs tarihi ve ülke gerçekliği ile çelişen, birlik ve beraberliğimizi tehdit eden son derece yanlış, tehlikeli, talihsiz bir teşebbüs. Din Görevlileri Birliği olarak bizim öncelikli hedeflerimizden birisi etnik, coğrafi ayrımların ayrışma/çatışma nedeni olmasının önüne geçmek olmuştur’...”

Kısaca diyorlar ki, Atalay Türkiyeli olduğu için görevden alınmak isteniyor... Bu ne sizce..? Ayrımcılığın, bölücülüğün dikalası değil mi..?

Birilerini birilerine karşı kışkırtma değil mi..? Hedef gösterme değil mi?

Birliklerden sorumlu İçişleri Bakanlığı, Başsavcılık, Kamu Hizmeti Komisyonu, duydunuz mu?

Bu kişilerin din adamı kimlikleriyle, köylerde insanların üzerinde bu propagandayı sürdürdüğünü bir düşünsenize...

Eğer bir uyarı yapılmaz, eğer bu kışkırtmanın önü alınmazsa, esas tehlike o zaman başgösterecek...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Cyprus

© PressReader. All rights reserved.