HERKES RENGİNİ BELLİ ETMELİ...

Havadis Gazetesi - - NEWS - MEHMET MOREKET mehmetmoreket@havadiskibris.com

Bu defaki genel seçimler, daha öncekilerden epey farklı olacak...

Daha önce böyle bir yol ayırımı yaşamış mıydık diye düşünüyorum..? Pek aklıma gelmiyor... KKTC’nin ilanı öncesi yapılan 1980 seçimlerinde bile böyle bir ortam yoktu.

Belki 2003 seçimleri... Annan Planı dönemi, referandum öncesi... Tek farkla, bugün öyle bir netlik yok...

Oysa isteseniz de istemeseniz de, hükümet ortaklarının ortaya attığı bir gündem var.

Ülkenin geleceği söz konusu... Belki toplumun çoğunluğu böylesine radikal bir değişime sıcak bakmaz, belki muhalefet ciddiye bile almaz ama, kabul edelim ki, tartıştırılıyor...

Geçtiğimiz gün de yazdım, “müzakereler çöktü, ilanihaye bekleyecek değiliz, yeni bir model benimsemeliyiz” açıklamalarına muhalefetten doğru dürüst bir cevap gelmiyor. Bir sessizlik hakim.

Sadece bu açıklamaları yapanlara yönelik saldırılar var...

Peki, siz eğer farklı düşünüyorsanız, kendi tezlerinizi ikna edici bir şekilde anlatmanız gerekmez mi? KKTC’nin başka bir modeli benimsemesi, mesela Türkiye’ye çeşitli derecelerde bağlanması konusunda muhalefetin ne düşündüğünü, siyasi ve gerçekçi bakımdan anti tezlerini duymak istiyorum. Hem de gerekçeleriyle birlikte. En azından, Kıbrıs’ın geleceğini kendi görüşleriyle savunmalarını duymak istiyorum.

Ve, eminim ki, halk da bir an önce şu kavga ortamından başlarını kaldırıp, mantıklı tezlerini ortaya koymalarını bekliyor...

Sonuçta önümüze bir Anayasa değişikliği referandumu konur, ne yapacağımızı bilemeyiz...

Kimse çıkıp da, “bizim ne istediğimiz belli değil mi” demesin. “Yeni modelcilerin” ne istediğini de çoktandır bilmiyor muyuz? Ama bakın, sadece o tezler gündemi işgal ediyor... Gazetelerde gördüğümüz, her gün hükümetin bir başka bakanının aynı şeyleri söylemeye devam ettiği... Gündemi model savunucuları belirliyor...

İşte dün bu kez de Ekonomi Bakanı Sunat Atun, “Sonsuza kadar tanınmamış ve müzakerelere mahkum edilmiş bir pozisyonda beklemeye niyetimiz yok... Bu noktada anavatanımızla istişare içinde yeni modelleri elbette konuşmak durumundayız... KKTC dünya siyasi literatüründe kendi modeliyle, belki bir Monaco gibi belki bir Cebelitarık gibi kendi yerini almaya adaydır. Biz artık kendi iç siyasetimizde bunu konuşmaya başladık" demedi mi..?

Belli ki bir nabız yoklaması var. Belli ki bir hazırlık var... Bu arada iktidarın tüm icraatlarının, model hedefleri doğrultusunda olduğu da kesin.

Hatta son günlerde hükümet dışında, belli kesimlerden benzer sesler çıkması da çalışmaların boyutunu göstermeye yeter... Böyle bir değişime ihtiyacımız var mı..? Ne getirir, ne götürür..? Uluslararası hukukta yeri nedir..? Halkın iradesi nedir? Bunları tartışmak gerek...

Bugün öyle sıradan bir gün değil. Belli ki bir karar aşamasının eşiğindeyiz.

Herkes rengini açık ve net ortaya koymalı.

Parmağının arkasına saklanarak, görmezden gelerek, küçümseyerek, “hakaret” diyerek geçiştirilecek bir durum değil bu...

Üstelik bu çıkışlar, puan da getirmiyor, tersine tepki yaratıyor.

İşte bunun için diyorum ki, 2018 seçimleri, KKTC’nin bundan sonraki 5 yılını değil, çok daha uzun vadede geleceğini şekillendiren bir seçim olacak... Yapacağımız seçim, sadece içte yanlış icraatlara ilişkin olmayacak. Devletin geleceğiyle ilgili olacak. Kim ne öngörüyorsa, bunu açık seçik, korkmadan, cesaretle ve ikna edici bir şekilde halka anlatmalı.

Aynen dün Özdil Nami’nin sosyal medyadaki paylaşımı temelinde...

“Monaco, Cebelitarık, ilhaktan söz etmeyin artık. Kıbrıslı Türkler azınlık ya da alt idare değil, Kıbrıs’ın eşit sahibidir”...

Yaz bitti, Meclis de açıldığına göre, artık çalışma zamanı. Hem de çok...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Cyprus

© PressReader. All rights reserved.