“KOMÜNİSTLER”

AHMET OKAN

Havadis Gazetesi - - NEWS -

Lenin, 1925 yılında ölmüştü.

17 Ekim devriminden sonra çok yaşamamıştı.

Yerine gelen Stalin ise 1953’te ölecek ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni uzun yıllar yönetecekti.

*** Stalin hakkında çok şeyler söylenir, çeşitli değerlendirmeler yapılır.

Bunların doğru olanları da var, yanlış olanları da.

Ancak bir gerçek var ki, bir değerlendirmede denildiği gibi Stalin “Başa Geçtiğinde Sovyetler bir pulluk ve karasaban ülkesiydi. Öldüğünde ise nükleer silaha sahip bir süper devlet!” olmuştu.

Bugünkü Rusya’nın “süper devlet” oluşunda o temeller yatar…

*** Günümüzün Rus devlet adamları ülkelerinde sistem değişikliği olmasına rağmen sırasında Lenin ve Stalin’den övgü ile bahsederler.

Putin adına yapılan bir belgeselde Rusya Federasyonu Başkanı "Dedem Moskova çevresindeki bir kır evinde önce Lenin'e sonra Stalin'e aşçılık yaptı" diyerek, belli ki bundan gurur duyduğunu belirtmeye çalışmıştır.

***

RTE bugün oldu rakiplerine, ya da en çok ürktüğü gençlere karşı “komünistler” diye çıkışmaktadır.

Kurtuluş Savaşında Türkiye’nin en büyük destekçisi o komünistlerin babalarıydı.

Sovyetler Birliği Merkez Komitesi, Ocak 1922’de Litvanya Büyükelçisi Semiyon İvanoviç Aralov’ u Ankara’ya Sovyetler Birliği Büyükelçisi olarak görevlendirir.

Aralov anılarında Lenin’in o dönemki Türkiye’si hakkında kendisine söylediklerini şöyle anlatır:

“Türkler, millî kurtuluşları için savaşıyorlar. Emperyalistler Türkiye'yi soyup soğana çevirdiler, hâlâ da soyuyorlar. Köylüler ve işçiler buna katlanamadılar ve başkaldırdılar. Sabır bardağı taştı, gerek doğu halkları gerek biz, emperyalist kuvvetlere karşı savaşıyoruz. Sovyetler Birliği emperyalistlerle olan işini bilirdi.

Onları bozguna uğrattı ve memleketten kovdu. Onların dişlerini söktük, keskin tırnaklarını vücudumuza geçirmelerine izin vermedik.

Mustafa Kemal Paşa tabii ki sosyalist değildir ama görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı... Kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. İlerici, akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist inkılabımızın önemini anlamış olup, Sovyet Rusya'ya karşı olumlu davranıyor. O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor.

Kapitalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikle silip süpüreceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar. Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor. İşte, sizin işiniz budur. Türk hükümetine, Türk halkına saygı gösteriniz. Büyüklük taslamayınız. Onların işlerine karışmayınız. İngiltere onların üzerine Yunanistan'ı saldırttı. İngiltere ile Amerika bizim üzerimize de sürü ile memleket saldırttı.

Kendimiz fakir olduğumuz halde Türkiye'ye maddi yardımda bulunabiliriz. Bunu yapmamız gereklidir. Moral yardımı, yakınlık, dostluk, üç kat değeri olan bir yardımdır. Böylece, Türk halkı yalnız olmadığını hissetmiş olacaktır…” (Ünal Özmen, Birgün, Lenin Atatürk’ü Nasıl Bilirdi, 19.05.20019.)

***

Söz Lenin’den açılmışken, I. Büyük Millet Meclisinde milletvekili olan Kıbrıslı Sırrı Bellioğlu’nun şu sözlerini de aktaralım:

“…Kafkas hududundaki Kars, Ardahan vilayetleri iade olunduğu zaman, Kıbrıs'ın Türkiye'ye geri verilmesi muahede iktizasından idi. Bu vilayetlerin Milli Hükümet zamanında Türkiye'ye iadesine o vakit komünistlerin reisi Lenin tarafından muvaffakat edildiği halde İngilizler bilakis buna muallal olan muahede hükmünü yıkarak, Kıbrıs adasını ilhak etmişlerdi…" (A. Can, Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek, Sayı: 43, Ağustos 1999.)

Newspapers in Turkish

Newspapers from Cyprus

© PressReader. All rights reserved.