“Yükseköğrenim için çanlar çalıyor”

Kıbrıs Postası - - Baş Sayfa -

Ülkemizdeki Yükseköğrenim için çanların çaldığını söyleyen DAÜ Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ersun İşçioğlu, daralan kontenjan meselesi ile üniversitelerimizde doluluk oranı sorununun süreceğine işaret ederek uyarılarda bulundu…

Doç. Dr. Ersun İşçioğlu Lisans programlarındaki yerleşme oranları dikkate alındığında önümüzdeki yıl YÖK’ün yeni stratejiler geliştireceği ve özellikle üniversitelere bir takım yaptırımlar uygulayacağının düşünüldüğünü ifade ederek, kontenjanların dolmaması gerçeğinin önemli bir sorun olarak karşımızda durduğunu ifade etti.

Yükseköğrenimle ilgili önemli istatistik bilgilerini de paylaşan İşçioğlu “çanların Yükseköğrenim için çaldığının bilincinde olmamız ve Eğitim Adası olmak yolunda hareket ediyoruz derken tüm yükseköğrenimin dibe vurma noktasına geliyor olduğunu fark etmemiz gerekmektedir. Daha fazla geç kalmadan doğru bir yol haritasının çizilmesi ve gerekli eğitim politikalarının oluşturulması ülke menfaatleri için elzem niteliği taşımaktadır” dedi.

“KKTC için daha aktif bir planlamaya ihtiyaç duyulacağı çok açık bir şekilde karşımızda durmaktadır. Ayrıca, yaşanacak olan sorunların çözümünde Yükseköğretimde Denetimin mümkün olduğunca yapılması, niteliksel büyümenin ve kalitenin ön plana çıkartılması gerekmektedir” diyen İşçioğlu, son yıllarda hızlı bir şekilde artan üniversiteler arasında; kalite, uluslararasılaşma, akreditasyonlar, yeni kuşakların öğrenme şekillerine göre tasarlanmış öğrenme ortamları, markalaşma ve teknoloji kullanımı ile yükseköğrenim kurumlarının ancak fark yaratmalarının mümkün olduğunu söyledi.|

Ülkemizdeki Yükseköğrenim için çanların çaldığını söyleyen DAÜ Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ersun İşçioğlu, daralan kontenjan meselesi ile üniversitelerimizde doluluk oranı sorununun süreceğine işaret ederek uyarılarda bulundu…

Doç. Dr. Ersun İşçioğlu Lisans programlarındaki yerleşme oranları dikkate alındığında önümüzdeki yıl YÖK’ün yeni stratejiler geliştireceği ve özellikle üniversitelere bir takım yaptırımlar uygulayacağının düşünüldüğünü ifade ederek kontenjanların dolmaması gerçeğinin önemli bir sorun olarak karşımızda durduğunu ifade etti.

Yükseköğrenimle ilgili önemli istatistik bilgilerini de paylaşan İşçioğlu “çanların Yükseköğrenim için çaldığının bilincinde olmamız ve Eğitim Adası olmak yolunda hareket ediyoruz derken tüm yükseköğrenimin dibe vurma noktasına geliyor olduğunu fark etmemiz gerekmektedir. Daha fazla geç kalmadan doğru bir yol haritasının çizilmesi ve gerekli eğitim politikalarının oluşturulması ülke menfaatleri için elzem niteliği taşımaktadır” dedi.

“KKTC için daha aktif bir planlamaya ihtiyaç duyulacağı çok açık bir şekilde karşımızda durmaktadır. Ayrıca, yaşanacak olan sorunların çözümünde Yükseköğretimde Denetimin mümkün olduğunca yapılması, niteliksel büyümenin ve kalitenin ön plana çıkartılması gerekmektedir” diyen İşçioğlu, son yıllarda hızlı bir şekilde artan üniversiteler arasında; kalite, uluslararasılaşma, akreditasyonlar, yeni kuşakların öğrenme şekillerine göre tasarlanmış öğrenme ortamları, markalaşma ve teknoloji kullanımı ile yükseköğrenim kurumlarının ancak fark yaratmalarının mümkün olduğunu söyledi.

Ülkemizdeki Yükseköğrenim için çanların çaldığını söyleyen DAÜ Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ersun İşçioğlu, daralan kontenjan meselesi ile üniversitelerimizde doluluk oranı sorununun süreceğine işaret ederek uyarılarda bulundu…

İşçioğlu şöyle dedi; “Yeni öğretim yılının başladığı bu günlerde tüm üniversiteler halen kayıt yapmaya devam ediyorlar. Tabii ülkemizdeki üniversitelerdeki kayıt hareketliliğinin önümüzdeki günlerde de devam edeceği net bir şekilde anlaşılıyor. Ülkemize gelen öğrencilerin büyük bir bölümü Yüksek Öğretim Sınavı (YKS) üzerinden kayıt hakkı kazanan öğrencilerden oluşmaktadır. Bu durumda öğrenci sayısının, üniversitelerin doluluk oranlarının durumu ile ilgili olarak bilgi alınabilecek en temel bilgi bu sistemden alınan sonuç olabilmektedir.

Son üç yıllardaki doluluk oranlarına bakıldığı zaman, 2016’da %93 olan doluluk oranının, 2017’de %76’ya düştüğü tespit edilmiştir.Ancak 2018’de de YÖK’ün kontenjan belirleme,Meslek Yüksek Okulu planlamaları vb. çalışmalarının etkisi ile %84’de çıktığı görülmektedir. 2017 yılında açılan 910.671 kontenjana 696.288 yerleşme olmuştu, bu yıl toplam 839.490 kontenjana 710.982 yerleşme olmuştur. Sayısal verilere bakıldığı zaman aslında bir düzelme olduğundan söz edilebilir.Peki, doluluk oranlarında artış olduğu gözlemlenirken, KKTC’deki üniversiteler açısından durum nasıl oldu? Ülkemizde yer alan üniversitelere 17.801 kontenjana 8.178 yerleşme olmuştur. Bu sonuca göre de doluluk oranı % 45,9 olmuştur…”

“Ek yerleştirme sonuçları da üniversitelerimiz için pek de iç açıcı değildir”

“ÖSYM tarafından 28.09.2018 tarihinde açıklanan 2018 YKS Ek Yerleştirme sonuçları da beklenenden farklı bir sonuç ortaya çıkartmamaktadır. Tüm kontenjanlar incelendiğinde YÖK’e bağlı üniversitelerdeki doluluk oranının %36,7 olduğu ortaya çıkmıştır. KKTC üniversitelerinde açılan 11.176 kontenjana 1.488 (% 12,9) yerleştirme yapılmıştır. Verilen sayılar yerleşme sonuçlarıdır. Bu sayılarda belli kayıplar olmasına karşın büyük kayıplar olmaksızın genelde bu rakamlar kayıta dönebilmektedir. Ek yerleştirme sonuçları da üniversitelerimiz için pek de iç açıcı değildir. Geçtiğimiz yıl ki ek yerleştirmeye sonuçlarına göre bu yıl ki sayılarda bir artış olduğu görülmektedir. KKTC üniversitelerine 2017 yılı ek yerleştirmede 686 Lisans, 296 ön lisans öğrencisi yerleşmişti. Toplam kontenjan 11456 iken yerleşen sayısı 982 (doluluk %13,76) olmuştu. Bu yıl açıklanan 2018 ek yerleştirme sonuçlarına göre KKTC üniversitelerine 640 Lisans (4 yıllık program), ki geçtiğimiz yıla yakın ama düşüş var, 808 ön lisans (2 yıllık program), geçtiğimiz yıla göre ciddi artış var. 2018 yılında ülkemizdeki üniversitelere verilen toplam kontenjan 11.176, yerleşen sayısı da 1.448 (doluluk % 12,9) olmuştur. Sayısal artış rakamlardan da anlaşılabileceği gibi, daha çok ön lisans programlarında olmuştur. Bu durum da ek yerleştirme öncesi tahmin edilen veya planlanan bir gelişme olarak görülmektedir. Ek yerleştirme sonuçları da üniversitelerimiz için pek iç açıcı gözükmüyor diyebiliriz.

Boş kalan kontenjanlarla ilgili olarak bir önceki yıla göre değişiklikler olduğu görülmektedir. Bir önceki yıla göre, lisans programlarında boş kalan kontenjan sayıları artış gösterirken, ön lisans programlarındaki boş kontenjan sayısında da ciddi bir azalma görülmüştür. Geçtiğimiz yıl 163.562 ön lisans kontenjanı boş kalırken bu yıl bu rakam 38.822’ye gerilemiştir. Ek yerleştirme sınavı sonuçları da bu rakamları daha da yukarıya almıştır. Üniversitelerin doluluk oranlarını etkileyen en önemli faktör

ön lisans programları olmuştur diyebiliriz. Lisans programlarındaki yerleşme oranları dikkate alındığında önümüzdeki yıl YÖK’ün yeni stratejiler geliştireceği ve özellikle üniversitelere bir takım yaptırımlar uygulayacağını düşünmekteyim. Kontenjanların dolmaması gerçekten önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu noktada, YKS sınavına da bakmakta fayda olacaktır. Bu yıl ki sınavın geçmiş yıla oranla daha zor olduğu söylenebilir. Bu noktada iki önemli tespit yapılabilir:

1. Sınava giren öğrencilerin yapmış oldukları doğru sayısı son derece düşük. Türkçe sınavında Türkiye ortalaması 40 soruda 16,17 (%50’nin altında), sosyal bilimler 20 soruda 6.003, Temel Matematik 40 soruda 5.642 ve Fen Bilimleri 20 soruda 2.828 olarak gerçekleşti. Bu sonuçlar da bize sınavın zorluğunu ifade edebileceği gibi üniversiteye girmeye çalışan adayların eğitim sisteminden çıkarken hazır olmadıklarını da göstermektedir. Tüm sınava giren öğrencilerden Temel Matematik testinde, 40 sorudan 10 ve altında doğru cevap sayısına sahip adayların tüm grubun %75,5’ini oluşturması, Fen Bilimleri testinde de 20 sorudan 7 ve altında doğru cevap sayısına sahip adayların tüm grubun %79’unu oluşturması son derece manidardır.

2. Yüksek başarı sıralarındaki sözel bölümlerde artış olduğu söylenebilir. Bir önceki sınav sonuçlarına göre daha yüksekten alan sayısal bölümler sıralamada daha aşağıdan öğrenci aldılar. Diş Hekimliği, Tıp gibi alanlar daha düşük puan bandına gerilediler. Taban başarı sıralaması şartı aranan Tıp Fakültesi’ne, en alt sırada yerleşen adaylar, 40 soru üzerinden, Matematik neti 22.75, Fen Bilimleri Neti de 22 ile Mühendislik Fakültelerine de, en düşük Matematik neti 5.75, Fen Bilimleri neti 5 olan adaylar yerleşebilmiştir. Bilindiği gibi bu yıl Mühendislik Fakülteleri’nde 14.564 kontenjan boş kalmıştır. Sınav öncesi 240 Bin olan başarı sıralaması barajı 300 Bine çekilmiştir. Ancak YÖK’ün açıkladığı rapora göre bu barajın daha da aşağı çekilmesi durumunda bazı testlerde %10 neti olmayan öğrencilerin bile Mühendislik Fakültelerine yerleşme durumları oluşabilecektir. Bu durumda yükseköğretimde kaliteyi sorgulamayı peşinde getirecektir. Benzer durumlar başarı sıralaması uygulanan Hukuk, Eğitim ve Mimarlık fakülteleri için de geçerlidir…”

“Bu sonuçlar bize gelecek planlaması adına bir çıkarımda bulunmamıza yardımcı olabilir”

“Bir diğer önemli nokta da, sınav sonucunda tercih yapma hakkı bulunan adayların, ciddi bir rakamının tercih hakkını dahi kullanmaması idi. Tercih yapma hakkı bulunan 1.749.144 adaydan 1.206.811’i (yaklaşık %69) tercih hakkı kullanmıştır. Bir başka ifade ile yaklaşık 500.000 aday tercih hakkı kullanmamıştır. Bu duruma son dönemde yaşanmakta olan ekonomik problemler (kur dalgalanmaları) sebep olabileceği gibi, adayların ne olursa olsun bir programa kayıt yaptırayım ya da en azından bir program okuyayım düşüncesinden uzaklaşmaya başladıklarının sebep olabileceği düşünülebilir. Bu da üniversitelerin kendilerini yenilemeleri gerektiğini açık bir şekilde ortaya çıkartmaktadır. Açıklanan sonuçlar neticesinde Açıköğretim programlarına ilginin arttığı görülmektedir. 2017 yılında doluluk oranı %66,44 olarak belirlenen Açıköğretim programları, 2018 yılında %73,83’e yükselmiştir. Bu sonuç da bize öğrencilerin talepleri noktasında bilgi vermektedir. Biraz önce bahsetmiş olduğumuz kayıt hakkı kullanmayan öğrenciler ve Açıköğretime artan talebin son derece önemli bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Bu sonuçlar bize gelecek planlaması adına bir çıkarımda bulunmamıza yardımcı olabilir…”

“…eğitim fakültelerini zor günler bekliyor…”

İşçioğlu sözlerine şöyle devam etti: “YÖK’ün açıklamış olduğu değerlendirme raporundan çıkarılması gereken en önemli sonucun da KKTC’deki üniversitelerde yer almakta olan Eğitim Fakülteleri üzerinde olacağını düşünmekteyim. Özellikle yeni açılan neredeyse her üniversitede kurulan ve bazı programları doluluk anlamında (psikolojik danışmanlık ve rehberlik gibi) da yeni açılan üniversitelerin iştahını kabartan Eğitim Fakültesi programlarında sorunların yaşanmaya başlandığı görülmektedir. Bilindiği üzere 2017 yılında YÖK Eğitim Fakülteleri için başarı sıralaması uygulamasına başlamıştı. 2017 yılında Eğitim Fakülteleri doluluk oranları incelendiğinde, TC Devlet Üniversitelerinin %91,38, TC Vakıf Üniversitelerinin de %78,94, KKTC Üniversiteleri’nin ise %43,78 olduğu görülmektedir. 2018 yılında YÖK özellikle kısmi kontenjan azaltma yöntemine gitmiştir. Bunun neticesinde de, TC Devlet Üniversitelerinin doluluk oranı % 94,72’ye, Vakıf Üniversitelerinin de % 88,42’ye yükselmesi sağlanmıştır. Ancak kontenjan azaltılması yapılmasına rağmen KKTC Üniversitelerinde doluluk oranı gerilemiştir. 2018 yılında KKTC Üniversitelerine verilen 2.752 kontenjana sadece 963 aday yerleşmiş ve 1.789 kontenjan boş kalmıştır. Doluluk oranı % 34,99 olabilmiştir. Bu durum son derece önemli bir şekilde ele alınması gereken ve bence tüm üniversitelerin birlikte hareket etmesini gerektiren bir durumdur. Önümüzdeki yıl bu sonuçlara göre YÖK’ün çok farklı uygulamalar yapılması öngörülebilir. Özellikle ülkemizde öğretim dili Türkçe olan ve öğrencilerinin tamamının KKTC veya Türk vatandaşlarından oluşmakta olan Eğitim Fakültelerini önümüzdeki yıllarda çok daha zor günlerin beklediği görülmelidir…”

“Ülkemizi daha zor günler bekliyor…”

“Sonuç olarak, Yükseköğrenim ‘de özellikle ülkemizi daha zor günlerin beklediği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda özellikle YÖK üzerinden gelen öğrenci sayısında daralma olması kaçınılmaz gözükmektedir. Bu yıl denen yeni sınavın önümüzdeki yıl nasıl bir gelişme göstereceğinin de iyi takip edilmesinde fayda bulunmaktadır. Mevcut hali ile sınavda elde edilen başarının daha yukarılara çekilmesi için belki de lise düzeyinde yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu söylenebilir.

Ayrıca tercih hakkı kullanmayan öğrencilerin neden kullanmadıklarının araştırılması özellikle üniversitelerin önümüzdeki yıllarda önerecekleri programlarda nelere dikkat etmeleri gerektiğine de ışık tutabilir. Adaylara artık sadece Üniversite öğrenimi vadetmenin yeterli olmayacağı bir geleceğe doğru gidiyoruz. Üniversitelerin yeni teknoloji ve öğretim ortamlarını kendi bünyeleri içerisinde daha fazla işe koşması, 21. Yüzyıl öğrencisinin yetkinliklerini ve ihtiyaçlarını iyi analiz edip onlara yönelik modeller ortaya koyması gerekecektir. Üniversiteleri bir birlerinden ayıran en temel konulardan bir tanesi de mezun kalitesidir. Dolayısı ile üniversitelerin günümüz mezun ihtiyaçlarını iyi analiz edip öğrenme ortamlarını ona göre tasarlaması kaçınılmaz hale gelmektedir…”

“Yeni üniversite açmak eskisi kadar cazip değil”

İşçioğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Ek olarak KKTC’de devam edecek olan kontenjan daralması dikkate alındığında yeni üniversite açmak eskisi kadar cazip olmayacaktır. Mevcut ve özellikle yeni açılan üniversitelerin de kontenjanlardaki daralma sonrasında sorunlar yaşamaya devam edecekleri aşikârdır.

Dolayısı ile KKTC için daha aktif bir planlamaya ihtiyaç duyulacağı çok açık bir şekilde karşımızda durmaktadır. Ayrıca, yaşanacak olan sorunların çözümünde Yükseköğretimde Denetimin mümkün olduğunca yapılması, niteliksel büyümenin ve kalitenin ön plana çıkartılması gerekmektedir. Son yıllarda hızlı bir şekilde artan üniversiteler arasında; kalite, uluslararasılaşma, akreditasyonlar, yeni kuşakların öğrenme şekillerine göre tasarlanmış öğrenme ortamları, markalaşma ve teknoloji kullanımı vb. konuları ile yükseköğrenim kurumlarının fark yaratmaları mümkün olacaktır.Bu noktada ülkemizde çanların Yükseköğrenim için çaldığının bilincinde olmamız ve “Eğitim Adası” olmak yolunda hareket ediyoruz derken tüm yükseköğrenimin dibe vurma noktasına geliyor olduğunu fark etmemiz gerekmektedir. Daha fazla geç kalmadan doğru bir yol haritasının çizilmesi ve gerekli eğitim politikalarının oluşturulması ülke menfaatleri için elzem niteliği taşımaktadır…”

Haber: Vatan Mehmet

Vatan Mehmet

Haber:

o ğuçn İ şr su

Newspapers in Turkish

Newspapers from Cyprus

© PressReader. All rights reserved.