Türkiye, Kıbrıs, Brunson ve bir Pazar yazısı!

Kıbrıs Postası - - Yorum - Pandoranın Kutusu Serhat İncirli @incirli.serhat serhat.incirli@kibrispostasi.com

Doğulu siyasetle Batılı siyaset arasındaki en önemli fark, “demokrasi”dir...

Bakın Suudi Arabistan’a veya Türkiye’ye!

Üzgünüm ama hem gazetecilerin ortadan kaldırıldığı hem de gazetecilerin “kahramanlığa soyunduğu” ülkelerdir bunlar...

Gazeteciler, “toplum liderliği”ne soyunabiliyor!

Batılı demokrasilerde, bunun “şiddeti”, Doğuya göre çok azdır!

Haliyle, gelişmiş Batılı demokrasilerde gazeteci cinayetleri sıfırdır; Doğulu gelişmemiş demokrasilerde ise çok fazladır.

Gazeteci, haberciliğini, yorumculuğunu yapar; devletin yönetimine bulaşmaz...

-*-*Doğulu

demokrasilerde, bıraktım “toplum liderliğine soyunan gazeteciliği veya gazetecileri” yok etmeyi; “eleştiri kurumu” dahi tam anlamıyla kabul görmez...

Çok eleştiren gazeteci de kaybolur, kaybedilir...

-*-*Almanya’da,

Finlandiya’da, Danimarka’da; örneğin Türkiye’de “kaybolan” veya “kaybedilen” Suudi gazeteciler gibi gazeteci olmaz!

Veya şöyle söyleyeyim; İsviçre’de “Can Dündar” yoktur!

Mesela İsviçre devletinin veya İngiltere’nin ulusal çıkarları ya da ulusal güvenliği “kırmızı çizgileri” ile zaten bellidir.

Bir otobanda ya da anayolda, başka bir ülkeye giden veya gittiği iddia edilen “ne idüğü belirsiz” silahlar silsilesi de olmaz!

Gazeteci veya gazeteler bunu yazmaz!

Devleti düzeltmeye çalışan gazeteci yoktur Batılı demokrasilerde, çünkü devletin buna ihtiyacı bulunmamaktadır.

-*-*İngiltere’de

ya da Batılı her hangi bir demokraside, “karanlık derin devlet cinayeti” yok mu yani?...

Elbette vardır!

Ama Çin’deki, Kuzey Kore’deki, Suudi Arabistan’daki, İran’daki veya Türkiye’deki gibi değildir durum! -*-*Demokrasiler

geliştikçe; hesap verebilirlik, şeffaflık arttıkça, Türkiye de Çin de İran da Batılı seviyeye belki ulaşır!

Suudi Arabistan için umudum daha az!

-*-*Finlandiya’da,

İzlanda’da, İsviçre’de, Danimarka’da, İsveç’te, “Papaz Brunson”lar yok mudur?

İmam Muhammed’ler vardır belki!

Tıpkı Papaz Brunson gibi, kendi dininin inancını yaymayı hedeflerler...

Ve hatta tutuklanırlar... Mahkemeye de düşerler... Ama “yürütme” ya da yürütmenin başı” olan kişi ya da kişiler, her gün o kişi hakkında konuşma yapmazlar...

Yargının bağımsızlığı esastır...

-*-*Oradan

buraya, buradan oraya atlayacağız, konu değişeceğiz belki ama Papaz Brunson meselesini, Batılı demokrasiler, “uluslararası sorun” haline daha az hatta çok az dönüştürürler...

Oysa Türkiye’de bu mesele, “Eyyyy Amerikaaaa!” diye nutuklar atılır hale getirilmiştir.

İki ay önce verilen ifadeler, geçtiğimiz günkü son duruşmada değiştirilmiştir!

-*-*Siz

bu güne kadar Danimarkalı bir papazın, Norveç’te tutuklandığını, terörle suçlandığını, para birimleri arasında kur savaşları yaşandığını işittiniz mi?

Oysa Amerikalı Papaz Brunson 12 Ekim 2018 tarihinde ülkesine gönderilmemiş olsaydı; bugün Dolar / TL kurunu ciddi anlamda konuşur haldeydik!

-*-*Şimdi

meseleyi, “... Türkiye tükürdüğünü yaladı” veya “Ey Amerika palavrası sökmedi” noktasına getirmek doğru mudur?

Bunları artık tartışmak doğru değildir.

Doğru olan, kapitalizm çerçevesindeki mevcut uluslararası ilişkilerin kurallarını kabullenmektir.

Veya başka sistemlerle geçebilmeyi başarmaktır!

Hodri meydan! Değişin sisteminizi! Dün de yazdık, esas olan ya haddini bilmek, ya da “had” meselesine hiç girmeden meseleyi kapatabilmektir.

-*-*Amerika

büyüktür Türkiye!

Bunun doğru olup olmadığını tartışmak abesle iştigaldir.

Bu konuda tartışmaya girmek gereksizdir.

Çünkü “ey Amerika” diye nutuklar sallarsanız, bu defa çıkar Trump gibi deliler, “Ey Türkiye” diye tweet atar!

Sarsılırsınız, hatta batarsınız!

-*-*Peki

boyun eğip ezilmek mi lazım?

Ne münasebet! Üreteceksiniz ve hiç takmayacaksınız! Yapabilirseniz tabii ki! Üretemezseniz, 450 milyar Dolar dış borcunuz olduğunu hesaba katacaksınız!

Ya ödeyeceksiniz ya da gücünüz varsa, “ödemiyorum lan” restini çekeceksiniz! Mümkün mü?

Bu şartlarda değil!

-*-*“Bölgede

en büyük güç ben olacağım” megalomanisi ile değil, “bölgede en çok ben üreteceğim”le ilgilenmektir bence doğru olan!

-*-*Koskoca

TC yöneticilerine iş öğretmek elbette haddimiz değil... Ama bu kapitalist iğrenç ilişkiler aleminde haddini bilmek gerektiğini bilmemek de kimsenin haddi olmamalıdır.

-*-*Namus,

onur ve şeref mi? Elbette kişilerin de ulusların da onuru çok önemlidir ama ileride tükürdüğünü yalamamak veya yalatmamaları için o onuru fazla yukarılara çekmemeyi de bileceksiniz!

-*-*Kısacası

iyi demokrasi, şeffaflık, hesap verebilirlik; bu yüzden çok önemlidir ve bu yüzden tek adamlık iyi bir şey değildir...

Bırakacaksınız, halk yönetsin...

noktada, bu Pazar günü, daldan dala atlarken ve karmaşık bir yazı yazarken, Kıbrıs sorununa da değinmek lazım...

“Şunu söylerseniz, aman masada elimiz zayıflar” denir zaman zaman!

Elimiz her hangi bir zaman güçlü mü oldu?

-*-*Mesela

yasal devlet KKTC mi?

Hayır, Ada’da yasal devlet Kıbrıs Cumhuriyeti’dir.

Ve bunun aksini ispat edebilme şansınız, sıfırdır... Kim destekleyecek sizi? Kadife ayrılıkmış, ayrı ve bağımsız bir devletmiş...

Türkiye destekleyebilir mi sizi?

Hayır!

-*-*Bölge

gergin. Bölgede doğal gaz aranıyor ve arayanlar Amerikalılar, İngilizler, Fransızlar, İsrailliler, İtalyanlar, Güney Koreliler’ken; daha da gerginlik çıkarmak ve bundan “hakkımızdır” diye söz etmek; iki kez düşünülmesi gereken bir şeydir!

Tamam hakkınızdır; kabul ettik!

Peki, gerginlik yaratmak işinize gelir mi?

Turizm, üniversiteler sakatlanmaz mı?

“Rumlarınki de sakatlanır” diye mi cevap vereceksiniz? Ama Rumlarınki yasal devlet! Ve Rumların yasal devleti, Amerikalılar, İngilizler, Fransızlar, İsrailliler, İtalyanlar, Güney Koreliler’le birlikte çalışıyor!

Yani tamam gerginlik yarattınız ve biz batarken, çektik Rumları da aşağıya!

İlk kim ayağa kalkacak? Kimin daha fazla ayağa kalkma gücü olacak?

AB, mesela kimin yanında duracak?

Amerika kiminle birlikte hareket edecek?

-*-*Efendim

onurumuz var gururumuz var! Haklarımız da var! Kabul ettik hepsini. Evet, var oğlu var! Ama çözümsüzlük de var! Ve çözümsüzlük, bir tek bizim zararımızaysa, bunu gizlememek de var!

-*-*Güney

Kıbrıs’ın nüfus yapısı bozulmamıştır.

İkide bir “pasaportla vatandaşlık satıyorlar” diye haberler yazılmasının sebebi; “merak etme ey Kıbrıs Türk toplumu, bak güneyde de nüfus bozulmaktadır” havasının yaratılmaya çalışılmasıdır.

Oysa Kuzeyde “yasal” anlamda vatandaş olan Kıbrıslı Türk sayısı gün geçtikçe erimektedir. Bu durum, Kıbrıslı Türkleri yok ediyor olabilir ama en ciddi anlamda Türkiye’ye zarar verecektir...

-*-*Kıbrıs,

yani “gerçek Kıbrıs”, Güney’dedir.

Kuzey, ayrı bir “pozisyondur”...

Ve Dünya’nın tüm medeniyetleri, tüm kurumları, Kuzey’deki pozisyonu, “yasal bir devlet” olarak tanımadığı gibi, “Türkiye’nin kontrolündeki alt bölge” olarak kabul etmektedir.

Bu, her an, başa dert bir durumdur.

Güneyde göç sorunu yoktur.

Güneyde finans sorunu yoktur.

Güneyde spordan dışlanma, kültürel etkinliklerden uzaklaştırılma yoktur.

Güneyde ihracat sorun değildir.

Güneyde tarım, hayvancılık bizdeki gibi “ölmek üzere” de değildir.

Güneyin uluslararası ulaşım sıkıntısı bulunmamaktadır. Güneyin devleti vardır. Güneyin başkanı, başkandır; panayır açıcısı değildir.

Güneyin demokrasisi vardır, yargısı – yürütmesi – yasaması tıkır tıkırdır.

Bizde yargının kararlarının hesap sorulma noktasında, “Türkiye” durmaktadır.

-*-*Kısacası, bu alemde haddini bilecen.

Yerini bilecen. Büyürsen büyüyecen ama ona buna hava atmaycan.

Çözümsüzlüğün işe yaramayacağını; tıpkı Papaz Brunson olayında gördüğümüz gibi; ileride tükürük yalamamak adına iyi görecen! Onur meselesi mi? Gurur meselesi mi? Namus meselesi mi? Neyin onuru, neyin gururu, neyin namusu?

-*-*Eyyy

Amerika diyerek, Brunson’u bırakmadınız; bıraktırdılar...

Bunu örnek alın. “Boyun eğin ve teslim olun” demiyorum...

Çok çalışın, çok üretin, kimseye muhtaç olmayın, Dolar sizi teslim almasın ve herkesle barış içinde yaşamayı, uzlaşıcı olmayı deneyin...

-*-*Çünkü

bu alemde haddini bilmezsen; tükürdüğünü de yalatırlar, Brunson’u da yağdan kıl çeker gibi alıp giderler!

-*-*Kıbrıs

mı?

1878’i mi örnek gösterelim; 1923’ü mü?

Bir gün şartlar değişir; sizi zorlar, doğal gazdan bir lase koku koklatırlar; tası tarağı toplar, gidersiniz!

Bilmem anlatabildim mi?

Newspapers in Turkish

Newspapers from Cyprus

© PressReader. All rights reserved.