Bu karar listeden çıkarır!

Büyükşehir Belediye Meclisi’nin tarihi yarımadayla ilgili aldığı karar buradaki tarihi eserleri ve bunların İstanbul’un UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindeki varlığını riske atar nitelikte. Karara göre tescilli eserlerin etrafındaki yapılarda tadilat ça

Atlas - - Atlas Raporu - YAZI: ÖMER ERBİL

İstanbul’un kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrili kısmı günümüzde “tarihi yarımada” olarak anılır. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan tarihi yarımada günümüzde yaşamın hâlâ kesintisiz devam ettiği ender miras alanlarından. İstanbul’u özel kılan Roma, Doğu Roma ve Osmanlı gibi büyük imparatorluklara başkentlik yapmasıdır. Bu medeniyetlerin bıraktığı izleri, mimari ve farklı kültürel dokuları eşsiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul, çağdaşları arasında bambaşka yere oturur.

İstanbul 1985 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dört bölge olarak dahil edildi. Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisi ve Topkapı Sarayı’nı içine alan Sultanahmet Kentsel Arkeolojik Sit Alanı, Süleymaniye Camisi ve çevresini içine alan Süleymaniye Koruma Alanı, Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma Alanı ve İstanbul Kara Surları Koruma Alanı.

Dünya Miras Listesi’ne alınma kriterlerini uluslararası önemi haiz olmak, eşsiz ve korunmaya muhtaç bulunmak diye sıralamak mümkün. Bu nedenle UNESCO her yıl tarihi yarımada ile ilgili

kriterleri yeniden sorgulayarak rapor hazırlar, miras listesindeki ülkenin kriterleri koruyup korumadığını denetler. Nitekim UNESCO daha önceki yıllarda Türkiye’yi bu konuda birkaç kez uyarmıştı. Özellikle Haliç metro geçiş köprüsünün yüksekliği UNESCO’nun önerisiyle aşağıya çekilmişti. UNESCO Süleymaniye evleri için de defalarca uyarı yapmıştı.

İstanbul’da tarihi yarımadaya bakan iki tane Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu bulunuyor; 4 numaralı kurul tüm yarımadaya bakarken 2 numaralı Yenileme Alanları Koruma Kurulu, bakanlar kurulu kararıyla yenileme alanı ilan edilen parseller ve adalarla ilgileniyor. Tarihi yarımada bütününde her türlü inşaat faaliyeti koruma kurulu gözetiminde gerçekleşiyor, hafriyat çalışmaları da mutlaka Arkeoloji Müzesi denetiminde yapılıyordu. Ayrıca koruma amaçlı nazım imar planı, yargı itirazlarına rağmen kurul denetiminden geçerek 2010 yılında uygulamaya sokulmuştu.

Ancak yarımadanın yönetim problemi yıllardır bir türlü çözülemedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın projeleri birbiriyle

çelişerek yapılageldi. Bu çelişkili projelere nihai kararı hep koruma kurulu verdi. Verdikleri kararlar tartışılsa da bir denetim söz konusuydu. Hatta UNESCO’nun 2012 yılındaki 36. oturumunda tarihi yarımada ile ilgili en önemli saptama yönetim karmaşıklığı oldu. İstanbul’u yönetenler bu karmaşıklığa son vermek üzere alan başkanlığı oluştursa da bu durum da sorunu çözmeye yeterli olamadı.

Örnek olarak Sulukule, Fener, Balat, Ayvansaray gibi kültür varlıklarının yenileme alanı ilan edilerek tarumar olması sıklıkla karşılaşılan bir olay haline geldi. Yargı kararlarına rağmen inşaatlar bitirildi. İnşaatlar tamamlandıktan sonra plan ve ruhsat iptalleri geldi. Ancak iş işten geçmiş, yeni sahipleri konutların pencerelerine perdelerini bile takmıştı. İstanbul’un yaşayan en eski sokakları beton yapılarla doldu. Ayvansaray’da “Osmanlı mahallesi” yapıyoruz diye başlanan projelerde 100 yıllık ahşap sivil mimari örnekleri yıkılarak yerlerine betondan villa tipi yapılar kondu.

KURULLAR DEVRE DIŞI

Bu noktada Fatih Belediyesi, koruma kuruluna bir yazı ile başvurarak KUDEB’in (Koruma Uygulama Denetim Bürosu) tescilli parsellerin dışında ve komşu parsellerde kurul denetimine gerek olmadan onarım ve inşaat ruhsatı vermesini talep etti. 4 Numaralı Koruma Kurulu ise belediyenin ilke kararlarına aykırı olan bu talebine “hayır” demek yerine konuyu bakanlığa sordu.

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ise şu cevabı verdi: “Koruma amaçlı imar planı kapsamında taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parseller dışındaki inşa ve fiziki müdahalelerin Fatih Belediye Başkanlığı’nca yürütülmesi; ayrıca Fatih Koruma Amaçlı İmar Planı’nın varsa 2863 sayılı

kanuna aykırı hükümlerinin yeniden düzenlenerek değerlendirilmek üzere ilgili Koruma Bölge Kurulu’na iletilmesi gerekir.’’ Bu yazıdan 20 gün sonra Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarihi yarımadadan sorumlu iki koruma kuruluna da ellerindeki dosyaları Fatih Belediye Başkanlığı’na iade etme talimatı gönderdi.

Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden meclis kararı da alındı. Kentsel arkeolojik sit alanı ve 1, 2 ve 3. derecede koruma bölgelerinin tamamındaki tescilli yapılar eskiden olduğu gibi Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca, bunun dışında kalan, tescilli yapılara komşu parsellerdeki yapılar ve tescilsiz yapılar ise belediye tarafından değerlendirilecek. Bu alanlarda bölgenin mimari karakteri göz önünde bulundurularak doku bütünlüğünü zedelemeyecek mimari yaklaşımla plan ve plan hükümlerinde belirtilen esaslara göre, ilçe belediyesi uygulama yapacak.

İstanbul’da Fatih Belediyesi dışında Avcılar, Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüp, Kadıköy ve Üsküdar belediyelerinin de KUDEB’i var. Genel müdürlüğün eğer bu uygulama doğruysa tüm Türkiye’deki kurullara bu talimatı vermesi gerekirdi. Üstelik koruma kurullarının anayasası olarak kabul edilen ilke kararlarına da aykırı bir durum söz konusu. KUDEB’ler sadece basit onarım izni vermeye yetkili. Kuruluş amaçları sadece buydu.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Tescilli binaların komşuluğunda ve tescilsiz binalarda kurulla birlikte müze denetimi de ortadan kalktı. Yeni inşaat izinleri belediye tarafından verilecek. Tescilli bir binanın yanında yapılacak kurul denetimsiz yapılaşmalarla çirkin görüntüler peydahlanacak. Amiyane tabirle mahalledeki tek tescilli bina ortada kalacak ve bir süre sonra buna ne gerek var denilerek o da modern yapılaşmanın esiri olacak.

Tarihi yarımadanın bugüne kadar arkeoloji haritası yapılmış değil. Nerede ne var, hangi kültür varlığının çıkacağını bilemiyoruz. Her hafriyatta yeni sürprizlerle karşılaşıyoruz. Yenikapı metro kazılarından 37 batık, neolitik dönem kalıntıları ve ilk İstanbulluların çıkacağını kim bilebilirdi? Bundan sonra koruma kurulu denetiminden uzak hafriyat çalışmalarında kültür varlığı çıktığında hangi müteahhit “benim arsamdan arkeolojik malzemeler çıktı” diyecek? İnşaatının süresinin uzayacağını bile bile bunu diyecek duyarlı kaç müteahhit bulabilirsiniz? Kısacası bu kararların bir an önce yargıya taşınarak düzeltilmesi gerekir. Aksi halde UNESCO Dünya Miras Listesi’nden çıkıp Tehlike Altındaki Miras Listesi’ne girmek an meselesi

Saraçhane civarından tarihi yarımadanın havadan görünüşü. Sarayburnu’ndan kara surlarının sonuna kadar bölgeyi içine alan tarihi yarımada, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemine ait çok sayıda tarihi bina ve eseri barındırıyor.

ÖMER ERBÍL

Bu AHşAp EvlEr ArtıK yoK; yErlErInE BEtonArmE BInAlAr yApılDı (üsttE vE AlttA). YEnIKApı KAzılArınDA bulunan binlerce tarihi EsEr ortAçAğDA GünlüK HAyAt vE EKonomIK FAAlIyEtlEr HAKKınDA BIlGI vErIyor (KArşı sAyFADA).

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.