Çöpteki Gelecek

Süreç, gün boyu sokakları turlayan işçilerin kâğıt, plastik, pet, teneke ve metalleri arabalarında toplamasıyla başlıyor. Çöp kutusundan dev tesislere uzanan, sayısız ayrıntı ve hikâyeyle zenginleşen bir yolculuk bu. Doğal kaynaklar üzerindeki yükün hafif

Atlas - - İçİndekİler - YAZI: DEMET Ş. DİNLER / FOTOĞRAFLAR: ŞAHAN NUHOĞLU

Çöp kutusundan dev tesislere uzanan, sayısız ayrıntı ve hikâyeyle zenginleşen bir yolculuk bu. Atlas, geridönüşümün tüm aşamalarını inceledi.

Benim arabamın içi çöp dolu. Ben pis bir insan mıyım, değil miyim? Sokağa hiçbir şey atmam. Çekerim arabayı kenara, temizlerim… Kadıköy Hasanpaşa’daki genç bir atık kâğıt işçisi bu sözleri sarf ederken sokaktaki kamusal bakışın çöpün içinden ekmeğini kazananlara karşı önyargısını eleştiriyordu adeta. Oysa gündelik hayatımızın önemli bir parçası olan tüketimin çevreye verdiği zararın azaltılmasında bu genç işçilerin payı büyük.

Kaldırımlardaki çöp kutularına attığımız pet şişenin, evimizde çöpe ayırdığımız karton kutunun geridönüşüm serüveni, bu işçilerin kent sokaklarındaki uzun yürüyüşüyle başlar. Evde ayrıştırma sistemi Avrupa ülkelerindeki gibi yerleşmediği için geridönüşüm firmalarına satılacak kalitede kâğıt, karton, plastik, pet, teneke kutu, hurda metal, işçiler tarafından çöplerin içinden tek tek çıkartılır. Ardından dev çuvalların demirlere tutturulduğu el arabalarına yerleştirilir. Bir depo sahibinin aktardığına göre 30 kilo yük alabilen bu arabalarla işçiler saatlerce yürümek, yokuş çıkmak, trafik yoğunluğunda kendilerine rota çizmek zorundadır.

Çöpün, işçilerin dilindeki yaygın bir ismi “konteynır market”; zira çöpten çıkan giysiler, oyuncaklar, bakır nesneler, kolyeler, aksesuarlar işçilerin ailelerine verdikleri hediyelere, ya da kendi kullandıkları eşyalara dönüşür. İlgi çekici olsa da işçilerin gündelik hayatına girmeyecek başka nesneler ise bitpazarlarındaki alıcılarla buluşmak için özenle seçilir. Böylece daha ilk noktasında atıklar üç ayrı mübadele ilişkisine dağıtılır: Geridönüşüm sektörü, kişisel tüketim/ armağan alanı ve ikinci el pazarlar.

Geleneksel olarak Roman ailelerin başlattığı, 1990’ ların ikinci yarısında göçle kente gelenlerin tek geçim kaynağı olan bu işi bugün Suriyeli ve Afrikalı göçmenlerden yılın belli zamanlarında tarımda çalışan mevsimlik işçilere dek yüzbinlerce kişi yapıyor. Saatlerce süren fiziksel emeğin karşılığında, atık piyasasındaki fiyat değişimlerine göre kimi zaman çok düşük para kazanan işçiler, yaptıkları işi sadece bir mağduriyet

“Sana olan sevgim bir kâğıtçının yokuşlarda akıttığı ter kadar kutsaldır.” Kâğıt işçileri derneklerinin çıkardığı Katık dergisinden.

hikâyesine indirgemeyecek kadar hayata bağlı. Sokaklar bir patronun gözetiminde olmak yerine kulaklıkla müzik dinleyerek çalıştıkları, deniz kıyısında arabalarının gölgesinde manzaraya daldıkları, cep telefonlarından fotoğraf çekip sevgililerine gönderdikleri, şiir yazdıkları alanlar aynı zamanda.

Şu dizeler, 2007-2011 yılları arasında Ankara’da ve İstanbul’da kurulan atık kâğıt işçileri derneklerinin çıkardığı Katık dergisinden bir işçinin şiirinden:

“Gezdiğim her yolda / çıktığım her yokuşta / ve açtığım her poşette / biraz sen varsın / sen pet kadar masum / plastik kadar mütevazı / naylon kadar sempatiksin / sen alüminyum kadar değerli / bakır cinsinde bulunmayansın / sana olan sevgim / bir kâğıtçının sokakta gördüğü bir plastiğe yaklaşması / gördüğü bir antikayı alması gibidir / sana olan sevgim bir kâğıtçının yokuşlarda akıttığı ter kadar kutsaldır.”

Çöp, kurulan hayaller kadar, işçilerin deyimiyle “çalınan” hayallerin de yeridir. Babası

rahatsızlandığı için kardeşlerine bakmak zorunda olan bir genç “bir gün mutlaka geri döneceğim” dediği üniversiteyi geridönüşüm işçiliği yapmak için geride bırakmak zorunda kalmıştır.

SOKAKTAN DEPOYA

Toplanan pet, plastik, kâğıt ve metallerin sonraki durağı atık deposu. Depoların bir kısmı mahallelerin içinde konumlanan, işçilerin ücretsiz aile emeği olarak çalıştığı küçük aile işletmeleri. Depo sahibinin göçmen işçilere ücret ve barınak sağladığı durumlarda depo sadece ekonomik değil sosyal bir birim haline gelir. Mekân bir bekâr odasına dönüşür; göçmen işçiler sosyalleşir, çay demler, geceleri kıvrıldıkları çekyatlarda duvardaki soba izinin, ya da rutubetin yaptığı şekillere bakarak yorgun bedenlerini dinlendirir.

Depo sahibi istiflenen atıkları çuvallarla kamyonlara koyup toplama ayırma tesislerine satmak üzere götürür. Eğer biraz birikim sahibiyse ikinci bir kamyon alıp daha küçük depoların mallarının taşınmasına da aracılık eder. Hatta bir pres makinası alarak büyümeyi arzular. Oysa zaman değişmiştir: Bir dönem küçük tüccarların ve depo sahiplerinin işlerini kredi ve birikim yoluyla büyütme şansı varken, yeni lisans yükümlülükleri geridönüşüm tesisleri için ciddi altyapı yatırımlarını zorunlu kıldığı için dikey hareketlilik şansları azalmıştır.

KALBİMİZ HERKESİNKİNDEN TEMİZ

Avrupa Birliği ile uyum politikaları çerçevesinde 2004’te kabul edilen, 2007 ve 2011 yıllarında değişikliğe uğrayan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin amaçlarından biri

Gündelik hayatımızın önemli bir parçası olan tüketimin çevreye verdiği zararın azaltılmasında geridönüşüm işçilerinin payı büyük.

“vahşi toplama ve depolama” olarak tarif edilen sokak toplayıcıları ve depo zincirini kırmaktı. Toplama işi sadece belediyelerle sözleşme yapacak lisanslı özel şirketlerin yükümlülüğü olacak, yerinde ayrıştırma sistemiyle atıklar üretildikleri yerlerde (evlerde, firmalarda) ayrıştırılacaktı.

Aradan 13 yıl geçmesine rağmen geridönüşüm sisteminin enformel bölümünün yakın zamanda sona ermesi birkaç nedenden ötürü zor gözüküyor: Birincisi sistemin bütünüyle hayata geçmesi için ülke çapında tüm belediyelerin atık yönetimi planlarını hazırlayıp hayata geçirmesi, atık getirme merkezlerini kurması, yerinde ayrıştırma için gerekli düzenleme ve teşvikleri yapması gerekiyor ki bu konuda altyapı eksiklikleri hâlâ çok fazla.

İkincisi atık kâğıt işçilerinin çalıştığı binlerce kamusal cadde, meydan ve ev önündeki çöp alanlarındaki atıkların özel firmalar tarafından toplanması oldukça zor. Çöplerden atık çıkarılmasının yasaklanması ise yerinde ayrıştırmanın yaygınlaşmadığı durumda oldukça fazla atığın geridönüşüm sisteminin dışında kalması demek.

Üçüncüsü, enformel ekonomi, devlet ve özel

sektörün çözemediği ya da çözmeyi tercih etmediği sosyal problemlerle başa çıkmak için, özellikle işsizliğe karşı alternatif bir çözüm olmayı sürdürüyor. Son olarak atık kâğıt işçilerinin kendileri de haklı olarak yaptıkları işten vazgeçmeye niyetli değil. Geçmişte bazı belediyeler ve zabıtayla yaşadıkları sorunlarda, topladıkları atıkları bazı firmalara daha ucuza satmaları istendiğinde “el arabamdan başka kaybedecek bir şeyim yok” diye gösteriler düzenleyenler, çalışma hakkını savunanlar, geridönüşüme yaptıkları katkıları kurtardıkları ağaç sayısıyla anlatanlar, “üstümüz pis olabilir ama kalbimiz herkesinkinden temiz” diye kendilerini tarif edenler de onlardı.

ÜÇÜNCÜ DURAK: AYRIŞTIRMA

Depolardan çıkıp atıkların üçüncü durağı olan toplama ayrıştırma tesisine uğrayalım. Toplama ayırma lisansı (TAT), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından veriliyor; 2003 yılında TAT sahibi olan tesis sayısı 15 iken bu sayı şu an 573’e ulaşmış durumda. Bu tesislerden bir kısmı belediyeler ve piyasaya ambalaj içeren ürünler süren firmaların kurduğu yetkilendirilmiş kuruluşlarla özel sözleşmeler imzalıyor. Piyasaya ambalaj süren firmalar, kaynakta ayrı toplama çalışmalarının maliyetini karşılamak, dağıtılacak poşet, kumbara, konteynır, iç mekân kutusu gibi toplama ekipmanlarını temin etmek gibi yükümlülüklerini yetkilendirilmiş kuruluşlar aracılığıyla yerine getiriyor. Bu kuruluşların ilki ve en bilineni ise Çevre Koruma ve Ambalaj Atıklarını Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO).

Toplama ayırma firmaları sözleşme sonrası lisanslı araçlarla belirli toplama noktalarından atıkları topluyor. Toplanan ambalaj atıkları tesislere karışık olarak geldiğinde hareket eden bir ayırma bandına konuluyor; metal, plastik, kâğıt, kompozit ve cam olarak ayrıştırılıyor. Atık kâğıt,

Bir ton kâğıdın dönüştürülmesi 17 ağaç ve 26.5 metreküp su kurtarıyor.

Hurda metal ticareti yapanların nabzı, dünya metal fiyatlarını belirleyen Londra Metal Borsası’nda atıyor.

pres makinasından geçirilerek hava almadığı için yangın ihtimalini ortadan kaldıran ve nakliyede yer kaplama riskini azaltan sıkıştırılmış balyalar haline getiriliyor. Özellikle çelik sektöründe hammadde olarak kullanılan hurda metal de benzer şekilde pres makinasıyla sıkıştırılıyor. İçinde farklı metaller bulunan nesnelerdeki metaller yoğun bir zanaatkâr emeğiyle çıkartılıyor.

Çin gibi ekonomik güçlerin hurda ticaretindeki rolünün büyümesi, devletin sunduğu teşvikler, piyasada atık arzının artması 2000’ li yıllarda Türkiye’de geridönüşüm sektörüne giren firmalar için ekonomik vaatlerde bulunuyordu. Ancak kısıtlar da yok değil: Örneğin bir atık kâğıt firması “eskiden bu kadar firma yoktu, çok daha fazla kazanıyorduk” diye rekabetin keskinliğine işaret ederken, bir başkası “SEKA varken piyasayı düzenliyordu” diyerek Türkiye kâğıt sanayinde büyük rol oynayan kamu kuruluşu SEKA’nın 2005’te kapatılmasının olumsuzluğuna göndermede bulunuyor. AB ülkelerinin yıl sonunda stoklarında kalmış hurda kâğıdı Türkiye’ye çok fazla miktarda ihraç etmesi sonucunda fiyatlar çok fazla düşebiliyor.

Hurda metal ticareti yapanların nabzı ise dünya metal fiyatlarını belirleyen Londra Metal Borsası’nda atıyor. Borsada “Ring” adı verilen bir platformda, çoğunluğu yatırım bankaları tarafından kontrol edilen dokuz metal firmasının her gün karşılıklı yaptığı ticari işlemler sonucu belirlenen metal fiyatları hurda metalin de fiyatını belirliyor. Fiyatların seyri istikrarlıyken işler yolunda gidiyor. Ancak piyasadaki büyük bir alıcının manipülasyonundan Şili’deki dev bakır madenlerindeki bir grev haberine kadar farklı etkenler ani fiyat dalgalanmalarına yol açtığında, stoğunda hurda metali bekletemeyecek küçük firmalar ekonomik kayıplar yaşıyor. “Bir makinanın elinde oyuncak olduk” diyor bir hurda metal

tesisi sahibi borsa hareketlerini gösteren bilgisayarı işaret ederek. “Oysa esas üretimi yapan, işin yükünü çeken biziz.”

GERİDÖNÜŞÜMDE SON İŞLEM

Atıkların son durağına, 2003’te sayısı 13 iken bugün 791’e ulaşmış geridönüşüm tesislerine gelebiliriz artık. Bu tesisleri işletenler geridönüşüm tesisi (GDT) lisansı almak zorunda.

Her maddenin geridönüşümü için yapılan işlemler farklılık gösteriyor. Örneğin plastikte “ekstruder” adı verilen granül makinası plastik malzemeyi eriterek bir plastik fabrikasının kullanabileceği hammadde haline getiriyor. Şişe cam 1500-1600 derecede erirken cam kırığı kullanıldığında 900 derece erime ya da macunlaşma ısısı sağlanabiliyor. Cam atıklar çapak şeklinde kırılarak fırınlara hazırlanıyor. Bu şekilde camdan

enerji tasarrufu sağlanmış oluyor. İzmir’deki Muzaffer Pınarbaşı Cam İşletmesi 35 belediye ve 4500 noktadan topladıkları cam ambalajları cam kırığına dönüştürüyor. Tesis yetkilileri İzmir’in toplam 250 bin ton cam atığının sadece 40 bininin toplanabildiğini söylüyorlar.

Türkiye’nin Avrupa geri kazanım ortalamasını yakaladığı söylenen nadir alanlardan biri de teneke kutular. Teneke kutuların metal geridönüşüm tesislerinde külçe alüminyum haline getirilmesiyle araba yedek parçasından beyaz eşya parçasına birçok ürün elde edilebiliyor. Alüminyum değer kaybetmeden sınırsız kere dönüştürülebildiği için madeninin çıkarılmasından daha hesaplı hale gelebiliyor.

TEHLİKELİ ATIKLAR

Dönüştürülebilir atıklar sadece ambalaj atıklarından oluşmaz. Hafriyat atıkları, bitkisel ve hayvansal atıklar, elektronik atıklar, gemi atıkları gibi tehlikeli kategorisine giren atıkların toplanması, depolanması, bertaraf edilmesi veya geridönüştürülmesi ciddi altyapı yatırımları gerektirdiği için belediyelerin rolü önem kazanıyor.

Bu alandaki en önemli tesislerden biri Kocaeli Belediyesi’nin kurduğu İzmit Atık ve Artıkları Arıtma, Yakma ve Değerlendirme Anonim Şirketi (İZAYDAŞ). Şirket bünyesinde klinik ve tehlikeli atık yakma ve enerji üretim tesisi, düzenli depolama alanları, hafriyat sahaları, tıbbi atık sterilizasyon tesisi ve biyogaz tesisi bulunuyor. Kurum, sağlık kuruluşlarındaki tıbbi atıkları lisanslı araçlarla, Kocaeli limanlarındaki gemi atıklarını ise lisanslı atık alma gemileriyle

tesislerine taşıyor. İZAYDAŞ, yakılabilir atıkları elektrik ve ısı enerjisine dönüştürürken, kalanları depolama alanlarında toprak örtülerle bertaraf ediyor. İZAYDAŞ’ın bu yöntemlerle gerikazandığı enerji miktarı yılda ortalama 20 milyon kw/ saat .

Gündelik hayatımızın parçası cep telefonu gibi aletlerin de geridönüşümü çok önemli. Yeni bir model çıkana kadar kullandığımız ve çekmecemize attığımız cep telefonlarının bataryalarında kullanılan kobalt madenini çıkarmak için Kongo Demokratiksız, çocuk tehlikeli işçiler Cumhuriyeti’ndekoşullarda çalıştırılıyor. ve Yeryüzününçok son düşük derece ücretlerleDostları sağlıkadlı sivil toplum kuruluşu, Avrupa’da bile ihmal edilen kobalt gibi madenlerin geridönüşümü için farkındalık çalışmaları yapıyor. Türkiye’de elektronik atıklarının dönüşümünü yapan az sayıdaki tesisten biri Kocaeli Kartepe’deki Exitcom. Sahibi Murat İlgar’ın aktardığına göre içerdiği kurşun ve tüpler nedeniyle çevreye zarar veren televizyonlar, ozona zararlı

gazlar salan soğutucular Exitcom’da geridönüştürülüyor. Firmada çalışan 15 yıllık geridönüşüm işçisi Mehmet Görmez 365 farklı plastiği el ve göz marifetiyle ayırabildiğini söylüyor.

EKOLOJİ VE EKONOMİ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ambalaj atıkları yönetmeliğinin uygulanmasına yönelik belediyeler için 2016 yılında hazırladığı rehbere göre hammaddesi petrol olduğu için doğada geridönüşmesi en zor maddelerden olan plastiğin bir tonunun gerikazanımı sayesinde 22 metreküp alan, 2 bin 591,7 litre petrol, 5 bin 574 kw saat enerji korumak mümkün. Ya da bir ton kâğıdın dönüştürülmesi 17 ağaç, 26.5 metreküp su kurtarırken, 4 bin 180 kw saat enerji koruyabiliyor. Türkiye’de atık yönetmelikleri uygulamaya geçtiğinden bu yana gerikazanılan atıklar üç kat artmış durumda.

Uluslararası Geridönüşüm Bürosu’nın (BRI) verilerine göre dünya çapında geridönüşüm sektöründe 1.6 milyon kişi çalışıyor ve yılda 600 milyon ton geridönüştürülebilir atık işlem görüyor. Sektör sürdürülebilir kalkınmanın ana motoru olarak görülüyor. Sektörün bu ekonomik ve ekolojik değeri, evde ayrıştırmadan okul eğitimlerine dek geridönüşümün yaygınlaştırılmasını elzem kılıyor. Eğitim çalışmalarının ilginç bir örneğini, Kadıköy Belediyesi’nin yürüttüğü, çocukların solucanlar aracılığıyla organik atıkların kompost denilen organik gübreye nasıl çevrildiğini öğrendikleri proje sunuyor.

ÜTOPYADAN SOMUT ALTERNATİFLERE

Ekonomik büyümeye karşı büyümeme hareketini savunanlar çözümü daha fazla geridönüşümde değil, bizatihi geridönüşümün zorunluluğunu azaltacak yapısal ekonomik değişimlerde arıyor. Sınırsız üretimi ve tüketimi azaltarak doğa dengesini korumanın mümkün olduğunu söylüyorlar. Örneğin geridönüştürülmesi gereken inşaat

hafriyatı üretecek ve yüz binlercesi satılmayan konutlar üretmek yerine “neden ihtiyaca yönelik üretim yapmayalım” diye soruyorlar. Daniel Tanuro, Yeşil Kapitalizm İmkânsızdır başlıklı kitabında mevcut sistemin ekoloji hedeflerini gerçekleştirmenin yapısal nedenlerden dolayı mümkün olmadığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Bu ütopik imkânın yanına mevcut yönetmelikleri Türkiye’deki emek koşullarına uyarlamak için bakabileceğimiz örnekleri de ekleyelim: Hindistan’ın Puna Eyaleti’ndeki Atık Kâğıt İşçileri Sendikası, belediyeyle yapılan bir plan çerçevesinde evlerde ayrıştırılan atıkları kapı kapı dolaşarak toplama işini üstlenebiliyor. Kolombiya’da Geridönüşüm İşçileri Kooperatifi bazı bölgelerde atık toplama ihalesini alabiliyor. Ya da Filipinler’de Atık Kâğıt İşçileri Federasyonu, devlet, Birleşmiş Milletler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir çevre kalkınma programıyla atık kâğıt işçilerinin aracı olarak çalışmasına olanak verecek işyeri kredilerine erişiyor. Bu alternatiflerin hepsinin ortak bir önkoşulu var: Tabandan gelen güçlü örgütlenme ve demokratik katılım. Görünen o ki başarılı geridönüşümün bireysel ve toplumsal farkındalık kadar sektöre emek veren her grubun planlama ve uygulama süreçlerine katılmasına ihtiyacı var

Sokaktan toplanan METAL HURDALAR İZMIR PıNARBAşı’NDAKI DEPOLARDA SıNıFLANDıRıLıP PRES MAKINELERINDE BALYALAR HALINE GETIRILIYOR VE GERI DöNüşüM TESISLERINDEKI SüREçLERE HAZıRLANıYOR.

İzmit Atık ve Artıkları Arıtma, Yakma ve Değerlendirme Anonim Şirketi’nin (İZAYDAŞ) bünyesinde klinik ve tehlikeli atık yakma tesisi, düzenli depolama alanları, hafriyat sahaları, tıbbi atık sterilizasyon tesisi ve biyogaz tesisi bulunuyor. Geniş çöp toplama sahasında metan gazından enerji üretimi de gerçekleştiriliyor.

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde ıskartaya çıkmış jantlar bir dağ oluşturmuş, geri dönüşüme gitmeyi bekliyor.

İstanbul Hasanpaşa’da kentsel dönüşüme girmiş bir bina geri dönüşüm işçileri için kullanışlı malzemeler sunuyor.

Geridönüşümün bir boyutu da geri kazanım. Erdem Temel, Kadıköy’deki Sığınak Sanat’ta işlevini yitirmiş türlü araç gereci çalgı yapım atölyesinde değerlendiriyor.

Dünyada her yıl 400 milyon cep telefonu ıskartaya çıkıyor. Elektronik atıklarda bulunan nadir toprak elementlerin geri kazanımı hatırı sayılır ekonomik girdi sağlıyor. Bir ton topraktan sadece 1-5 gram altın elde edilebilirken bir ton cep telefonu atığından 230 gram altın, üç buçuk kilogram gümüş elde edilebiliyor (altta). İzmit, Kartepe’deki tesiste toner plastiğinden elbise askısı üretiliyor (sağda).

Geridönüşümün çok farklı uygulama alanları var, organik çöplerden gübre elde etmek de bunlardan biri. Kadıköy Belediyesi’nin çevre bilincini yükseltmek amacıyla okullarda yürüttüğü kompost yapımı atölyesinde çocuklar kırmızı gübre solucanıyla tanışıyor.

Aliağa’daki gemi söküm tesisleri, ekonomik ömürlerinin sonuna gelen ve hurdaya çıkarılan gemilerin son durağı. Avrupa ve Amerika’dan üçüncü dünya ülkelerine kayan gemi sökümü, çevre ve çalışanlar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Akdeniz’de Türkiye’den başka hiçbir ülkede artık büyük çaplı gemi sökümü yapılmıyor (üstte). İZAYDAŞ’ın atıktan enerji üreten yakma tesisi bilgisayar istasyonları tarafından yönetiliyor (altta).

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.