İstanbul / Riva

Karadeniz kıyısındaki Riva, diğer adıyla Çayağzı Mahallesi’ni ziyaret etmek için en uygun dönem ilkbahar. Bu sakin aylarda Karadeniz’in dalgalarını dinlemenin, kumsalların tadını çıkarmanın, Riva Deresi’nde tekne gezintisi yapmanın tam sırası.

Atlas - - İçİndekİler -

Uzun süredir gitmek istediğim, ama bir türlü zaman ayıramadığım Riva’ya sonunda kavuştum. İstanbul’un Karadeniz kıyısında şirin bir mahalle olan Riva’nın diğer adı Çayağzı; ancak çoğu kişi burayı Rumca adı Riva’yla biliyor. Riva, su kenarındaki yerleşim veya bataklık, sulak yer anlamına geliyor.

Riva tam bir Karadeniz iklimine sahip. Bir tarafta masmavi deniz, bir tarafta yeşil ormanlar ve Çayağzı (Riva) Deresi son yıllarda burayı bir cazibe merkezi haline getirdi. Şimdi Beykoz’un bir mahallesi olan yerleşimin kuruluşu Cenevizlilere kadar uzanıyor, ama İstanbul’un diğer dere ağızlarında olduğu gibi burada da daha eski çağlara ait, henüz açığa çıkarılmamış yerleşimlerin bulunduğuna kuşkum yok.

Riva yaz aylarında yoğun ziyaretçi akınına uğruyor. Bunun ilk nedeni denize girilebilir olması. İncecik kuma sahip Riva plajları yazın kalabalık oluyor. Talep fazla olunca da, ne yazık ki köy içi, trafiği kaldıramaz hale gelebiliyor. Öte yandan yeri gelmişken anımsatmakta yarar var: Kumlar ne kadar ince olursa olsun Karadeniz’de dikkatli olmak gerekiyor. Özellikle

dalgalı zamanlarda deniz tehlikeli olabiliyor.

Yaz aylarındaki yoğunluk, bahar ve kış aylarında yerini sakinliğe bırakıyor. İlkbahara girerken buradan söz etmemizin bir nedeni de bu. Tenha günlerde gidenler burada Karadeniz’in dalgalarını dinler, ıssız kumlarda yürür ve restoranlarda kahvaltı yapar, ya da balığını yer, sohbet eder. Üstelik Riva Deresi’nde tekne gezintisi yapma olanağı da var.

Riva’nın girişindeki köprüyü geçer geçmez dere kenarındaki teknelere doğru yürüyorum. Amacım teknedekilerle sohbet etmek. Ancak henüz turizm mevsimi başlamadığı ve sabahın erken saatleri olduğu için teknelerde hiç kimse yok. Ben de dere boyunca yukarı doğru yürüyorum. Derenin akış yönünün tersinden esen rüzgâr sabah sabah çok iyi geliyor. Kocaeli Yarımadası’ndan, Gebze’den doğan Çayağzı Deresi, aktığı güzergâhta Ömerli Barajı’na katkı vererek yoluna devam ediyor ve Riva’da Karadeniz’e kavuşuyor. Uzunluğu yaklaşık 70 kilometre olan derenin Ömerli’den sonraki kısmı neredeyse tamamen ormanların içinde. Dere genellikle durgun akıyor. Ne yazık ki bu dingin suyun giderek daha çok kirlendiğini gözlemliyorum. Bunun nedeni dere kenarındaki yerleşimlerin ve sanayi tesislerinin sayısının artması. Bu tehlike dere civarındaki doğal yaşamı da tehdit ediyor.

Bunları düşünerek kaleye doğru yöneliyorum. Burada görülmesi gereken ilk yer olan Riva Kalesi hakkında çok fazla bilgi yok. Yaros Kalesi’ne bağlı bir uç kale olma ihtimali ağır basıyor. Günümüzde kale epey tahrip olmuş durumda, ama girişte sağda ve soldaki mahzenler oldukça iyi korunmuş. Taş kalede yer yer tuğladan örgüler de göze çarpıyor. Kaleden Riva sahiline bakmak beni dinlendiriyor.

Daha sonra Cenevizlilerden kaldığı düşünülen tarihi gemi onarım binasına gidiyorum. Sonra yönümü bu yerleşimin komşularına, Cumhuriyet Köyü’ne ve Polonezköy’e çeviriyorum. Ağaçlıklı yollarda ilerlerken düşünüyorum: İstanbul civarında keşfedilecek ne kadar çok yer var, yeter ki sabah erken kalkıp yollara koyulalım…

Çayağzı olarak da bilinen Riva Deresi, hem yürüyerek keşfedilebiliyor, hem de sandallarla gezilebiliyor (üstte). Karadeniz kıyısındaki Riva, ormanlık alanları ve kıyılarıyla günübirlik dinlencelere uygun olduğu kadar, tatil yapmak isteyenleri de ağırlayabiliyor (yanda).

Riva Deresi’nin Karadeniz’e döküldüğü noktada yer alan Riva Kalesi’nin Cenevizlilerden kaldığı düşünülüyor. Kalenin denizden başlayabilecek saldırılara karşı bir ön karakol işlevi gördüğü anlaşılıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.