Kırklareli Yenesu Mağarası

Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Balkaya Köyü’ndeki Yenesu Mağarası, içindeki akarsu ve göletleriyle serüven ve keşfetmeyi sevenler için bölgede az bilinen odaklardan biri.

Atlas - - İçİndekİler -

Sabahın erken saatlerinde İstanbul’dan yola çıkıyorum. Vize’nin Yenesu Mağarası’na gittiğim için heyecanlıyım. Bana yardım edecek Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden Arif Bingül’le Vize’nin Balkaya Köyü’nde buluşuyoruz. Kıyıköy yolu üzerindeki Balkaya, son derece temiz ve düzenli bir köy. İstanbul Üniversitesi ile Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü’nün ortaklığıyla hayata geçen Türkiye Mağaraları Projesi için Yenesu Mağarası’nda keşif yapacağız. Mağara köye iki kilometre uzaklıkta bulunan Balkaya Alabalık Çiftliği’nin hemen yanında. Trakya’nın üçüncü büyük mağarası olan Yenesu, 1620 metre uzunluğa sahip. Saat 11.00 dolayında mağaranın ağzına varıyoruz. Arif Bingül’le ben gireceğiz, birkaç arkadaşımız da önlem olarak mağaranın ağzında bizi bekleyecek. Mağaranın girişi biraz alçak. Sırtüstü yatarak sürünüp mağaraya giriyoruz. Girişteki bu kısa sürünmeden sonra mağaranın içinde ayağa kalkıyoruz. Tüm ışık kaynaklarımızı kullanarak mağarayı tanımaya çalışıyoruz. Girişte ve biraz ileride çökmeler var. Fenerlerimizi ileri doğru tutuyoruz, etrafımız aydınlanıyor ama uzayıp giden karanlık dehliz, ışığı ilerilerde bir yerde yutuyor.

Sözün burasında şu uyarıları yapmakta yarar görüyorum. Yenesu Mağarası’na yeterli aydınlatma, kask, su geçirmez çanta gibi mağara keşfi için olmasa olmaz donanımları edinmeden girmek, hem mağarayı yeterince keşfedemeyeceğiniz için, hem de yolu kaybetmek gibi sonuçlar doğurabileceği için üzücü de olabilir. Ama her şeyden önce mutlaka burayı bilen insanlardan, yerel kaynaklardan bilgi ve yardım istemenizi öneririm.

İlerlemeye başlıyoruz. Yürüyüş yer yer küçük çaplı tırmanışlar şeklinde devam ediyor. Mağara bazen genişleyip bazen daralıyor. Yaklaşık 10 dakika kadar yürüdükten sonra yol ikiye ayrılıyor. Sola giden yol yükselerek karanlıkta kayboluyor; sağa giden yol ise oldukça alçak, ama geniş bir dehlize doğru ilerliyor. Eğilip bakınca ileride bir gölet görüyoruz. Kısa bir durum değerlendirmesi yaparak sürünmeye başlıyoruz.

Nereye gittiğini bilmediğimiz bir dehlizin içinden sürünerek, kısa sürede bir yeraltı göletinin kenarında buluyoruz kendimizi. Yarı yarıya da olsa ayağa kalkmayı başarıyoruz. Arif, “hocam sen bekle, ben önden gidip bakayım, eğer yol gidiyorsa devam ederiz, yoksa döneriz” diyor. Kabul ediyorum. Su, beline kadar geliyor. Yaklaşık 10 metre sonra sudan çıkıyor. Arif karşıya geçip biraz ileride kayboluyor. Kısa bir süre sonra sesleniyor. “Yol bitti.” Yanıma geliyor. Tekrar sürünerek geldiğimiz ana galeriye dönüyoruz. Bu kez sola, yukarı doğru giden geniş kanalı takip ediyoruz. Yukarıdan düşen kaya blokları yürümeyi zorlaştırıyor. Tavan da çok yüksek değil. Yürürken sıklıkla eğilmek zorunda kalıyoruz.

İlerlerken büyük bir gürültüyle akan bir derenin sesini duymaya başlıyoruz. Ses önce ürkütüyor, ama kısa sürede alışıyoruz. Su aşağılara doğru akıyor. Mağarada ilerledikçe derenin sesi gerilerde kalıyor ve kısa bir süre sonra tamamen kayboluyor. Son yağan yağmurlar nedeniyle mağaranın zemininde oluşan çamur henüz kurumamış. Çamur kayaları kayganlaştırdığı için ilerlememiz pek kolay olmuyor. Bir solucan deliğinin içinde ilerliyormuşuz gibi hissediyor, ürperiyorum. Neyse ki partnerim güvenilir biri. Mağaraya ilk girişimizden itibaren bunu gösteriyor. Daha önce girdiğim mağaraların tümü turistik mağaraydı. İlk kez böyle bir deneyim yaşıyorum. Bu duyguları hissetmem doğal. Dar bir mağaranın içinde bunları düşünürken fotoğraf çekmek için fenerimi kapatıyorum. Bir anda zifiri bir karanlığın ortasına kalıyoruz. Fenerlerde sorun yok, sadece ikimiz de aynı anda kapatmışız. Gülüyoruz. Aslında fenerlerin dışında

yanımıza 1500 lümenlik iki adet Lume Cube var. Fotoğraf çekerken ışıklandırmaları onlarla yapıyorum ama bu nereye gittiğimizi bilmediğimiz mağarada ışık daha çok olsun diye bol bol kullanıyoruz. Ama güçlü ışık, pillerin çabuk bitmesine neden oluyor elbette.

Kısa bir süre sonra aşağıda bir gölet daha görüyoruz. “Acaba yol buradan mı geçiyor” diye bir an tereddüt ediyoruz. Biraz inceleyince bu göletin de bir yere çıkmadığını görüyoruz. Sola doğru giden mağaranın ana kolundan davam etmeye karar veriyoruz. Doğru karar vermişiz. Yaklaşık 10 dakika sonra tavanlarından incecik makarna şekilli sarkıtların gözlendiği bir boşluğa geliyoruz. Mağara aslında tam da burada başlıyor. Yer yer küçük, ama kalın sarkıt ve dikitler de göze çarpıyor. Bir mağarada olması gereken tüm oluşumların küçük modellerinin bulunduğu bu alanda yarım saat oyalanıp yola çıkıyoruz ve kısa bir süre sonra

mağaranın içindeki dereyle karşılaşıyoruz. Artık suda yürüyeceğiz. Arif suya girmeye çok hevesli. Hemen giriyor suya. Ben tırmanma yeteneğimi kullanarak mağara duvarlarından yan geçiş yaparak ilerliyorum. Derin kesimi geçtikten sonra, kayalarda da yol bitiyor. Kaçınılmaz son. Ben de kendimi mağaradan gelen buz gibi suya bırakıyorum. Ayağımda spor ayakkabı var. Üzerimde de bir şort. Yer yer belime kadar ıslanmayı göze alarak yaklaşık elli metre daha ilerliyorum. İlerlerken iki adet set geçiyorum. Bu setler mağaradaki damlamalar sonucunda oluşmuş. İleride Arif ’in ışığı parlıyor bazen. Suda ilerlemeye devam ediyor ve onunla buluşuyorum.

Mağaranın yarısını geçtik ve ortam daha da güzelleşmeye başladı. Ancak bir ışık sorunu ortaya çıktı. İki adet Lume Cube’ü aynı anda yaktığımız için ikisi de bitti. Biraz daha ilerlersek belki mağaranın sonuna varacağız, ama geri dönecek ışığımız kalmayabilir. Tüm bu olumsuzlukları düşünerek geri dönmeye karar veriyoruz. Kısa bir süre sonra buraya yine gelmeye ve ayrılmaya karar verdiğimiz noktadan başlayarak mağaranın girmediğimiz son kısmına kadar gitmek için birbirimize söz veriyoruz.

Yenesu Mağarası’na kısa bir sürünme ile giriliyor. Ancak bu kısa sürünmeden sonra mağara girişinin hem yüksekliği, hem de genişliği artıyor. Girişin yaklaşık 10 metre ilerisinde, mağaranın tavanı suların getirdiği elementlerle renklenmeye başlıyor.

Yenesu Mağarası içinde, sesiyle ve akışıyla insanı şaşırtan akarsu, mağaradan çıktıktan sonra yeni derelerle buluşuyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.