Sahil manastırları

Anadolu’da dağların doruklarında, kaya kütlelerinin zirvesinde, adaların zor erişilebilen kuytularındadır manastırlar. Akdeniz ve Ege kıyılarındaki manastırlar ve dini yapılar, salt mimari bakımdan değil, inanmayı ve ibadeti en üst düzeye taşıyan münzevi

Atlas - - İçİndekİler - YAZI: TEVFİK TAŞ / FOTOĞRAFLAR: TURGUT TARHAN

Akdeniz ve Ege kıyılarındaki manastırlar ve dini yapılar, salt mimari bakımdan değil, inanmayı ve ibadeti en üst düzeye taşıyan münzevi yaşam tarzları bakımından da ilgi çekici örnekler.

Tanrı’ya çıkarsızca erişmek ve daha güçlü bağlarla bağlanmak isteyen mümin, nimeti ve külfetiyle dünyanın, gündelik yaşamın kendisini duraksattığına inanır. Hayat gailesi yoldan saptırır, ibadeti zaman kaybına dönüştürür onlar için. Manastır ya da tekke hücrelerine, bu yapılar mimariye girmeden önce mağaralara sığınıp dünyadan elini eteğini çeken inananlar, keşişler, rahipler, dervişler maddi dünyayı, bireyle inanç arasındaki dolayımları reddetmenin en radikal biçimine örnekler oluşturuyordu.

Budizm misali tanrısız ve kitapsız inançlarda “Nirvana,” İslamiyetin kimi tarikatlarında “çile,” eski Farsçanın yoksulluğu imleyen “daruis” sözünden dönüşen “dervişlik” mertebeleri cümle mülkün ötesinde, üstünde olan yaratıcıyla bütünleşme arzularını anlatır.

Doğrudan doğruya bu amaç için kurulmuş manastırlar bugün de değişik incelemelerin, sanat

yapıtlarının konusu olmayı sürdürüyor. Orta Yunancada “inzivaya çekilmek”, yalnız yaşamak” anlamlarına gelen “monos” sözcüğünden türeyen monasteri(on), eski Türkçede “münzevihane” diye karşılanmış...

Manastırlar bütün sözcük anlamlarının ötesinde kendi kendine yeterli dinsel bir topluluğun (rahipler, keşişler) gereksinmelerine hizmet eden yapılar topluluğu olarak nitelendiriliyor. Ortadoğu, Yunanistan ve Anadolu’daki örneklerine bakıldığında mimari bakımdan şu genellemeyi yapmak olanaklıdır: Bir yolun iki yanına dizilen kulübelerin etrafı zamanla güvenliğe yönelik duvarlarla çevrildi. Daha sonraki mimari oluşumlarda hücreler bu duvarların içine yapılmaya başlandı. Böylece ortada kilise, çeşme, mutfak, ya da diğer ihtiyaç yapıları için daha çok alan elde edildi. “Doğu tipi” olarak adlandırılan bu dizgenin karakteristiğini günümüzde bütünlüklü olarak yansıtan en iyi örneklerden biri, Yunanistan sınırlarındaki “özerk” diyebileceğimiz bir yönetim hukukuna sahip olan Aynaroz’dur.

Nursialı Aziz Benedictus’un 529’da, İtalya’nın Monte Cassino tepesinde kurduğu manastır; Hıristiyan dünyası için salt mimari özellikleri değil, seçilen bu yaşam tarzının kurallarının temellerini de belirledi diyebiliriz. Öyle ki, Benedictus’un ideal manastır şeması, 9. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak salt “Benetiktenler” olarak adlandırılan gruplar arasında değil, bütün Hıristiyan tarikatlarca benimsendi ve yayıldı. Bunlar, halkın her an ziyaret etme olanağına sahip olduğu kilise yapılarıyla manastır yaşamını birbirinden ayırt etmenin de kuralları oldu diyebiliriz.

Anadolu’da dağların doruklarında, kayaların zirvesinde, adaların zor erişilebilen kuytularındadır manastırlar. “Manastır Tepesi/Dağı/Koyu” gibi adların bugün de dolaşımda olması, bu mimari eserlerin gördüğü kabule ilişkin umutları diri tutuyor.

Ne var ki, “turizm gelirleri” diye nitelenen kazanç kategorisine girebilmiş birkaç yapı hariç, Anadolu’nun dağlarını, vadilerini, kıyılarını süsleyen bu manastırlar için, zamanın ve insan elinin parçalayıp yok edercesine iteklemesine karşı herhangi bir önlemden söz etmek hayli zor.

Başka ülkelerin ve kültürleriyle Türkiye’nin ilişkilerinde yaygın ve yoğun bir öneme sahip Akdeniz ve Ege gibi bölgelerden seçtiğimiz kimi örnekler her şeyden önce bu yapıları var edenlerin kendi inançlarına verdikleri değer, harcadıkları emek, geliştirdikleri akıl bakımından düşündürücüdür ve bizim bu yapılara daha titiz, özenli yaklaşmamızı da söyleyecek denli güçlüdür.

Avluları, gece merdivenleri, kütüphane yapıları, atölye odaları, yatakhaneleri, çeşmeleri, burada yaşayanların ekip biçtiği alanlar, Likya, Karya gibi uygarlıkların liman dokusuyla bağıntıları ve alım satım biçimleriyle manastırlar salt mimari bakımdan değil bir yaşama tarzını anlamak için de döne döne gündeme gelecek, incelemelerin, sanat nesnelerinin konusu olmayı sürdürecek gibi görünüyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.