Bolvadin manzarası

Yoğun sazlıkların örtüp gizlediği Eber Gölü, ufku kaplayan Emir Dağları, peribacaları, ormanlar, kuş seslerinin doldurduğu çayırlar… Afyonkarahisar’a bağlı Bolvadin, küçük bir alana büyük bir coğrafi çeşitlilik sığdıran renkli bir ilçe.

Atlas - - İçİndekİler - YAZI VE FOTOĞRAFLAR: BARIŞ KOCA

Yoğun sazlıkların örtüp gizlediği Eber Gölü, ufku kaplayan Emir Dağları, peribacaları, ormanlar, kuş seslerinin doldurduğu çayırlar…

Henüz öğle saatleriydi. Afyonkarahisar’da Emirdağ’ı geçip Bolvadin ilçe merkezine yaklaştığımda sol yanımda geniş bir alana yayılmış ilginç kayalıkları fark edince merakıma yenik düşmüş, yönümü değiştirip tepeye doğru yönelmiştim. Gökyüzünün bulutlu olmasının da etkisiyle kendimi kayalıkların bir kararıp bir aydınlanarak hayal gücümü harekete geçiren görüntülerine kaptırmıştım. Zamanı çoktan unutmuştum artık. Nihayet güneşin gitgide alçalan ışıkları gün batımını işaret etti. Bulunduğum yükseklikten bir tarafta günbatımında siluete dönüşen uzaktaki tepeleri, diğer tarafta Emir Dağları’nın güneşin son ışıklarıyla aydınlanan yaylalarını görebiliyordum. Sonunda hava karardı. Dönüş yolunda buralara tekrar gelmem gerektiğini anlamıştım artık…

Yaklaşık bir yıl sonra, mayıs ayının son günlerinde tekrar Bolvadin yollarına düştüm. Bu sefer ayrıntılı bir program yaptım ve rotamı Ankara-Yunak-Bolvadin olarak belirledim. Konya’nın Yunak ilçesini geçtikten sonra Emir Dağları’nın uzantısı tepelerin güney eteklerinden Bolvadin’e giden stabilize bir yol buldum. Yolun

Bolvadin ilçesi, coğrafyası ve iklimiyle Ege ve Orta Anadolu arasında bir geçiş bölgesi özelliği gösteriyor.”

sağ tarafı Emir Dağları’na kadar uzanan plato sistemine, sol tarafı Eber Gölü’nün çevresindeki geniş düzlüklere bakıyordu. Bolvadin’in ilgi çekici bir coğrafyası olduğu belliydi, yörenin doğal güzelliklerine ilerleyen günlerde daha yakından tanık olacaktım.

Ege ve Orta Anadolu arasında bir geçiş bölgesi özelliği gösteriyordu Bolvadin. Kuzey-güney doğrultusunda ilerleyen, Emirdağ-Çay ilçelerini birleştiren karayolu, Bolvadin ilçesini coğrafi özellikler anlamında da ikiye bölen bir sınır gibiydi. Doğuda Emir Dağları’nın yamaçlarıyla Eber Gölü arasında kalan geniş düzlüklerde, kilometreleri bulan görüş alanımda tek bir ağaca rastlamak bile neredeyse mümkün değildi. Batıda kalan kısımlarda ise tam aksine yoğun bir orman dokusunun hâkimiyeti vardı. Bu durum sadece doğal güzelliklerin zenginliğine işaret etmiyordu. Bilimsel çalışmalar, Bolvadin ilçesinin görece küçük bir alanda büyük bir coğrafi çeşitlilik sergilediğini gösteriyor ve bu durum bölge ekonomisini de etkiliyor. Ben de Emir Dağları’nın uzantısı olan yaylalarda hayvancılık ve arıcılık, Eber Gölü’nde kamış hasadı ve göl çevresinde tarım yapıldığını görünce coğrafyanın üretim ve kültürü nasıl şekillendirdiğini gözleyebildim.

Emir Dağları, batıdan doğuya yönelen yüksek platolarıyla Eber Gölü’nü gözeten bir hami gibiydi. Dağları gezmeye karar verdiğimde alçak rakımlarda başlayan ve dağın eteklerine yayılan yaban çiçeği tarlalarının yükseklik arttıkça yerini ardıç, meşe ve karaçamlardan oluşan seyrek ormanlara bıraktığını gördüm. Bir kenarı

uçuruma bakan daracık yolda aracımla ilerlerken parçalanmış taşlardan oluşan yolda sürekli sallanıyor, bir yandan da kendi araçlarıyla bu yolda rahatça ilerleyen ve beni geçmek isteyen yaylacılara yol verebilmek için uygun bir genişlik bulmaya çalışıyordum. Dik yamaçlar boyunca bana eşlik eden kuyrukkakanların, keten kuşlarının sesleri ve çayırlardaki yaban çiçeklerinin manzarası eşliğinde kendimi yaban bir cennette hissediyordum. Bu arada, yukarılara çıktıkça enginleşen Eber Gölü manzarası adeta beni davet ediyordu.

EBER KIYILARINDA

Ertesi gün, güneş doğmadan önce Eber Gölü’ne doğru yola çıktım. Göle ulaştığımda kıyıların yoğun olarak sazlık ve çalılarla kaplı olduğunu gördüm. Açık bir kıyı şeridi yok denecek kadar azdı. Sazlıklar o kadar yoğundu ki neredeyse su yüzeyini de kaplıyor, gölün daha çok ormanlık bir alan gibi görünmesine neden oluyordu. Köylüler iç kısımlardaki sazlıklara ulaşabilmek için çok sayıda kanal açmıştı. Dar ve

Kuyrukkakanların, keten kuşlarının sesleri ve çayırlardaki yaban çiçeklerinin manzarası eşliğinde kendimi yaban bir cennette hissediyordum.”

uzun kayıklarıyla bu kanallarda rahatça ilerleyebiliyor ve kamış topluyorlardı. Bu arada kuşların, kaçak avcılık baskısından olsa gerek, daha güvenli olduğunu düşündükleri iç kısımları tercih ettiklerini öğrendim. Arazide sığır balıkçılı, kızıl sırtlı örümcekkuşu, sarı kuyruksallayan, ak kuyruksallayan, kuyrukkakan, büyük kız kuşu, akbalıkçıl, pelikan gibi türleri bir arada görebildim. Gün sonlanmak üzereydi. Kuşları izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştım yine. Kızıla çalan son ışıkları seyrederken bir bataklık kırlangıcıyla bu anı paylaşmak günün son hoşluğuydu benim için...

Hava kararmaya başlayınca bu geniş düzlüğü geçerek bir an evvel araç yoluna çıkabileceğimi düşünüyordum. Ancak düzlükte ilerledikçe tarla olarak işlenen arazilerin geçişe imkân vermediğini gördüm. Ama çevrelerindeki toprak arazide tekerlek izleri vardı, ben de onları takip etmeye başladım. Bir süre sonra yol bozuldu ve daraldı. Dikkatimi, aracı sağ salim buradan çıkarmaya yoğunlaştırmıştım. Öyle ki, bu arada takip ettiğim izlerin çoktan kaybolduğunu fark

edememiştim. Bir noktadan sonra manevra yapmak ve aynı yoldan geri dönmek tamamen imkânsız hale geldi. Tam bu sırada ana yolun çok da uzakta olmadığını anlamamı sağlayan birkaç far ışığı gördüm. Etrafta bulduğum taşlarla yaptığım birkaç yol düzenlemesi ve azimli birkaç manevrayla tekrar ana yoldaydım...

Bolvadin’in peribacalarını da mutlaka görmeliydim. Afyonkarahisar volkanik oluşumlar, özellikle de peribacaları bakımından Türkiye’deki sayılı yerler arasındaydı. Peribacaları Özburun beldesinde, Minareli Deresi mevkiinde yer alıyordu. Alana varmak için seyrek ormanlar arasındaki toprak yolda ilerleyip yine tepelere tırmanmam gerekti. Üçhöyük olarak bilinen tepe noktasından sonra inişe geçtim ve birkaç yüz metre sonra peribacalarını gördüm. Toprağın kırmızısı o kadar yoğundu ki, çalı ve ağaçlarla kaplı yeşil alanda, dalların arasından rahatça fark ediliyorlardı. Karşımda dingin, büyüleyici bir günbatımı sahnesi. Bolvadin, her köşesinde ayrı bir doğal güzellikle insanı şaşırtmayı biliyordu…

Özburun beldesinde, Minareli Deresi mevkiinde yer alan peribacaları, Bovadin’in en ilgi çekici doğa hazineleri (altta). Yaylada günbatımı manzarasına karşı tek başına duran, çiçek açmış deve dikeni, henüz çiçeklenmemiş sığırkuyrukları arasında hemen göze çarpıyor (karşı sayfada).

Eber Gölü etrafındaki tarlalarda haşhaş da ekiliyor. Erkek bir sarı kuyruksallayan, güzel sesiyle sabahı şenlendiriyor.

Kamışlar toplandıktan sonra toplama istasyonunda çalışanlar tarafından saplar özenle ayrılıyor ve demetler halinde kamyona yüklemeye hazır hale getiriliyor (üstte). Bolvadin ilçesini dağlar, sarp kayalıklar engebelendiriyor. Kayaları yer yer likenler renklendiriyor (altta).

Yeni günün ışıkları dağları aydınlatmaya başladığında Eber Gölü’nün balıkçıları çoktan yola çıkmış oluyor (üstte). Yöredeki evlerde kamışların çatı yalıtımında kullanıldığına çok sık olmasa da rastlanıyor (altta).

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.