Güneyin küçük ihtişamı

Dolambaçlı yollardan, ormanların yeşiliyle iç içe keskin virajlardan sonra insanı afallatan renkleri ve ışıltısıyla Turunç çıkar karşınıza. Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı kasaba, denizinin temizliği ve plajlarının sadeliğiyle pek çok insanda bağımlılık

Atlas - - İçİndekİler -

Şu anda kıyı lokantalarını kurtaran balık sardalyedir.

Çok insan için Muğla’nın Marmaris’i, benim için Marmaris’in de Turunç’u güzeldir. Aslında temmuz ve ağustosta, yani yazın deli sıcaklarında Turunç’a pek gitmem. İnsanı bunaltır. Gölgeliklere sığınmaya zorlar. Geceler bile insanı bıktırır. Uyutmaz.

Ama öyle güzel koyları, öyle berrak denizi vardır ki, sıcağı falan unutturur. Açıklarda bile denizin dibindeki taşları saymak mümkündür. Zaten deniz böylesine güzel olmasa, temmuz ve ağustosta Turunç cehenneme döner.

Bu cennet mekâna gitmek için yine de sonbaharı beklemeyi önermekten kendimi alamıyorum. Turunç, dağların arasına gizlenmiş bir güzeldir. Yeşil çam ormanları biter, hemen deniz başlar. Bu güzel kasaba pek bilinmez.

Turunç’a nasıl gidilir? Önce Marmaris’i ve İçmeler’i geçmeniz gerekir. Sonra dağ yolu başlar. Çam ormanlarının arasından giden bu yol, çok dik ve virajlıdır. Dikkatli olmak gerekir. Eğer önünüze bir kamyon düşerse tırmanış insanı bıktırır. Çünkü bu dar yol, sollama yapmaya müsait değildir.

Kısa bir düzlükten sonra bu sefer iniş başlar. Yol, yine ormanların arasından geçer, yine keskin virajlıdır. Önce lacivert deniz görülür. Davetkârdır. Üstünde yelkenliler, büyüklü, küçüklü tekneler süzülür. Sonra birden Turunç görüntüye girer. Büyükçe bir koyun kıyısındadır. İlk görüşte İtalyan köylerini andırır.

Turunç, adını turunç meyvesinden alır. Turunç, mandalina-portakal arası büyüklükte bir narenciyedir. Acıdır, yenmez. Turunçun makbul olan kısmı kabuğudur. Ondan yapılan reçelin tadına doyum olmaz.

Dağdan inip, Turunç’un içine girerseniz, görüntünün büyüsü biraz bozulur. Sebep malumdur: Gelişigüzel yapılmış binalar. Turunç’un küçüklüğüne yakışmayacak kadar büyük olan birkaç otel görüntüyü bozar. Çok katlı pansiyonlar da öyle.

Ana caddeye dükkânlar, kafeler, lokantalar, hediyelik eşya mağazaları ve pansiyonlar sıralanmıştır. Kafeler daha çok akşamları dolar. Müşterileri İngilizlerdir.

Kıyı boydan boya plajdır. Sahil biraz taşlıktır, ama deniz pırıl pırıldır. Böylesine güzel deniz az bulunur.

Turunç’un biraz ötesindeki Amos antik kenti, denize hâkim bir tepededir. Oradan denizi seyrederken hep bilinen 2 bin 200 yıl önce yaşamış Amosluları düşünürüm. Acaba bu manzaranın tadını çıkarmışlar mıdır diye?

Antik kentin eteklerinde muhteşem bir koy bulunur. Orada yüzerken hep vücudumun maviye boyandığını sanırım. Deniz öylesine mavidir. Amos’un öte yakasında Kumlubük Plajı uzanır. Arada bir bu güzel plajın tadını çıkartırım.

Bayram öncesi gittiğim Turunç ve çevresini anlattım. Yazdığım yerlerde yedim, içtim ve yüzdüm. Sıcak azınca gölgeliklere sığındım. Şimdi bu cennet koylara tekrar gitmek için Eylül ayının bitmesini bekliyorum.

Çünkü o dönemde hava daha makul oluyor, deniz daha güzelleşiyor, gürültü yerini kuş seslerine bırakıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.