Dağlarda macera

İsviçre’de gerçekleşen Mountain Festival için 29 ülkeden yüzlerce katılımcı Lauterbrunnen bölgesinin dağlarında buluştu. North Face’in düzenlediği, doğa sporlarının her branşının boy gösterdiği festivali Mirgün Cabas anlatıyor.

Atlas - - Panorama - YAZI VE FOTOĞRAFLAR: MİRGÜN CABAS

Yaklaşık 200 metre genişliğindeki bir vadinin tabanında, bir saman balyasının üzerinde oturuyorum. İki yanımda, yükseklikleri 500 metreye ulaşan, yekpare kaya duvarları var. Birinin tepesinde kale burçlarına ya da parmaklara benzeyen kaya çıkıntıları… Diğerinin dümdüz tepesi çamlarla kaplı. Kafamı biraz çevirdiğimde, tepesi çamlarla kaplı kayanın 400 küsur metresinden dimdik dökülen bir şelale giriyor görüş alanıma…

JRR Tolkien de 100 yıl önce buralarda bir yerde oturup zirvesi yaz kış buzullarla kaplı dağları seyretmişti… Çok sonra, 12 yaşındayken Lauterbrunnen’de geçirdiği günlerin, Hobbit’in evreni Orta Dünya’daki Rivendell ve oradaki coğrafi şekillerin isimleri için ilham verdiğini anlatacaktı. Yazar, 1911 yılında dağ yollarından, 2 bin metredeki geçitlerden, yamaçlara kurulu köylerden geçerek kardeşi ve arkadaşlarıyla birlikte 290 kilometrelik bir yol kat etmişti. Tolkien o yürüyüşünde bulutlardan başlarını çıkaran dağları, kanyonlarda akan dereleri, kaya duvarlarını, yüzlerce metreden dökülen şelaleleri ve yeşilin üst üste binen yüz tonunu görmüştü. Daha sonra o yollardan Frodo, Bilbo ve Sam’i geçirecekti…

Doğa hem acımasız hem romantik olabiliyor. Hatta bazen de büyülü… Gözünü, kulağını tırmalayan bir şey yoksa, insan saatlerce çimenlere sırtüstü yatıp şekil değiştiren bulutları izleyebilir. Ya da ağaçlar arasından akan bir nehir, yatağıyla, debisiyle, köpüğüyle sizi uzun süre oyalayabilir. Aynı doğa sizi harekete de geçirebilir. Çimenlerle kaplı tepenin ardında ve ondan sonraki tepenin ardında ne olduğunu görme merakı… Nehri takip edip büklümden sonra nereye doğru aktığını görme dürtüsü… Bir patikadan tepeye çıkıp aşağıyı izleme hevesi… Bunlar doğayla ilişki kurmanın en basit yolu. Yürürsünüz, bakarsınız, gidersiniz… Sonra bir bakmışsınız, doğa ile ilişki kurarken, kendinizle de yeni bir ilişki kurmuşsunuz, sınırlarınızı doğanın sınırlarıyla test etmeye başlamışsınız.

Gökyüzü kararıyor, renkler koyulaşmaya başlıyor. Oturduğum saman balyası gibi başkaları da var.

Balyalardan bir çember… Her gelen, çemberin ortasında yanan ateşe atmak için yanında bir odun parçası getiriyor. İnsanın en eski sosyal davranışlarından biri, bir ritüel gerçekleşmek üzere. Ortada bir ateş yanar, insanlar teker teker gelip yan yana otururlar, biri ateşe odun atıp közleri kurcalar ve sohbet başlar…

Bu kez ateşin sohbeti tutuşturması kolay. Bulundukları vadinin dört bir yanına dağılıp tepelere çıkan, ormanlara dalan, nehirlere giren, kayalara tırmanan, uçurumlardan inen yüzlerce kişi akşamla beraber kampa geri döndü. Ateşlerin etrafında avuçlarını alevlere uzatan herkes gününü anlatıyor.

Sabah keşfetme dürtüsü ve merakla yola düşenler akşam tarifsiz bir tatminle yan yana geliyor. Birinin tatmini diğerinin merakını tetikliyor… Kopmayan bir zincir böyle başlıyor.

Sabahın beş buçuğu. Karanlık. Güneş bir buçuk saat sonra doğacak. Mountain Festival kamp alanında halatlarla ayrılmış yan yana 20 şerit var. Her şeridin önünde, oradan gidilecek aktiviteyi anlatan kırmızı bir tabela asılı. Gündoğumunda hiking’e, kaya tırmanışına, kanyon keşfine, bungee jumping’e, zirve yürüyüşüne, rafting’e, doğa koşusuna, paragliding’e aynı yerden yola çıkılıyor. Yürüyüş ve tırmanış etkinliklerinin

farklı zorluk dereceleri var. Büyük, küçük sırt çantaları ve yarı açık gözleriyle kıpır kıpır genç veya orta yaşlı kadınlar ve erkekler yerlerinde duramıyorlar. Birkaç saat sonra geri geldiklerinde belki biraz yorulmuş olacaklar ama heyecanları azalmayacak.

Doğa sporları için malzeme ve kıyafet üreten The North Face, bu yıl ikinci kez düzenlediği Mountain Festival için Zürih’e iki saat uzaklıktaki Lauterbrunnen bölgesini seçmiş. Bu bölge doğa sporlarının her branşı için uygun. Birkaç hafta sonra kar yağdığında bu seçeneklere kış sporları da eklenecek. Festivalin kamp alanında farklı boy ve renkte yüzlerce çadır kurulu. Sayıları 800’ü bulan, 29 ülkeden katılımcılar burada geceliyor. Her biri kampa gelmeden önce katılmak istedikleri aktiviteler için rezervasyon yaptırdı. Katılacakları aktivitelerden ihtiyaç duydukları malzemeye, yiyecek içecek kredilerine kadar her şey, kampa katılırken takılan bilekliklerdeki çiplerde kayıtlı. Parkurlara dağılmak için aktivite çadırından geçtiğinde bileğine cep telefonunu tutuyorlar, bip!

“Kaya tırmanışına gidiyorsun değil mi, malzeme çadırından tırmanış ayakkabılarını aldın mı?”

Kimi parkur yürüme mesafesinde. Ormana dalıyorsun, tepelere tırmanıyorsun… Güvenlik için ince ince işlenmiş bir doğayla baş başa kalıyorsun. Çığa karşı önlemler, yuvarlanmaya karşı önlemler, toprak kaymasına karşı önlemler, küçük pratik köprüler, çeşmeler…

Kimi parkura ulaşmak için teleferiğe ya da otobüse binmen gerekiyor. Yanında rehberler veya eğitmenler var. Bildiğin bir faaliyeti yapabiliyorsun ya da bilmediğin bir şeyi deniyorsun. Kaya duvarına mı tırmanacaksın? Kendini böyle bağlayıp sağlama alacaksın, güvenliğini sağlayan partnerin ipi böyle salacak, elini ayağını böyle kullanacaksın… Hadi yukarı! Bunları anlatan da doğa sporlarına şöyle bir bulaşmış herkesin tanıdığı profesyoneller… Kiminin ömrü Himalayalar’da bir çadırda fırtınanın geçmesini bekleyerek geçiyor, kimi 170 kilometrelik ultra maratondan yeni çıkıp gelmiş… Halatla sekiz yapmayı, güvenlik düğümünü karabinaya geçirmeyi gösteriyorlar. Doğa sporlarının rock starları!

Aynı rock starlar akşamları kampta da faaller. Büyük etkinlik çadırında her gece birkaçı sahneye çıkıyor. Tırmanışlardan eşsiz kareler, ölümün eşiğinden dönülen sahneler, zafer anları, parlak kıyafetler, donmuş sakal bıyıklar, nevrotik bekleyişler, sinirli şakalar dev ekrana yansıyor. Hepsi geride kalmış gibi görünse de her an hatırlanıyor. Kendilerini doğayla test etmiş adamların ve kadınların, kendi sınırlarını adım adım ileri taşıma macerası bu. Ulaşılan her hedefin ardından, kendine daha zor bir hedef belirleme, adım adım oraya varma mücadelesi. Ortada görünmeyen bir ateşin yandığı, sahnedeki kahramanın beslediği ateşle, dinleyenlerin avuçlarını uzatıp ısındıkları, ilham aldıkları bir çember…

Dağları, bakımlı evleri ve yollarıyla pırıl pırıl köyler süslüyor (en üstte). Mountain Festival kamp alanına yüzlerce çadır kuruldu (üstte). Festivalde kaya tırmanışından kanyon keşfine, zirve yürüyüşünden doğa koşusuna tüm doğa sporları yer aldı (karşı sayfada).

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.