Bir tektonik mucize

İnegöl ilçesindeki Oylat daha çok kaplıcalarıyla tanınıyor, ama yöre doğa hazinelerinden organik ürünlere başka sürprizler de barındırıyor.

Atlas - - Hafta Sonu -

Sabahın erken saatlerinde başlayan yolculuğum Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Oylat Köyü’nde sona erdiğinde bir günde bu kadar sürprizle karşılaşacağımı tahmin etmemiştim. İnegöl yolundan Oylat yoluna döner dönmez coğrafya değişmeye başladı ve kısa sürede kendimi devasa kaya duvarlarının arasında buldum. Ben geldiğimde köy meydanı henüz hareketlenmemişti. Oylat, bu civarda önemli bir termal turizm merkezi. Bu nedenle birçok termal otel bulunuyor. Yaptığımız dayanıksız evlerin günahını doğaya yükleme huyundan vazgeçemeyen bizler, ne yazık ki doğa olaylarından zarar görmeye devam ediyoruz ve aslında fayların ne kadar çok yararı olduğunu aklımıza getirmiyoruz. Örneğin termal, aynı zamanda aktif tektonik anlamına da geliyor. Özcesi doğayla barışık yaşamak birçok sorunun da çözümünü beraberinde getirecek diyebiliriz.

Köyün parkında oturan bir köy sakinine şelale yolunu soruyorum. “Çok erken, yolda hayvan olabilir” diyor ama sonra yolu tarif ediyor. Tarifini aldığım patika, köy içindeki bir termal otelin önünden geçen taş yolla birleşiyor. Bu taş yolu geçer geçmez hemen patika başlıyor. Dereyi yukarıdan gören bir kafeteryadan sonra kendimi bir anda vahşi doğanın içinde buluyorum. Derede pek su yok. Korkuyorum bir an. Ya şelale kuruduysa? Bir ay önce Düzce’nin Yığılca ilçesinde uzun uğraşlarla bulduğum bir şelalenin yerinde yeller esiyordu. Ancak bu kez korktuğum gibi olmadı. İlerledikçe derenin uğultusu arttı. Kısa bir süre sonra bir tahta köprüye varıyorum. Köprünün olduğu düzlük ne yazık ki çöplük haline gelmiş. Bu düzlükte mola veren doğaseverler(!) dönerken tüm çöplerini bırakmış. Ben ilerledikçe bu

tür görüntülerin azalacağını umarak yürümeye devam ediyorum. Kısa bir süre sonra patika, dereye doğru dönüyor. Bu noktada bir tahta köprü daha çıkıyor karşıma. Patika derenin karşısından devam ediyor. Köprüyü geçerek yavaş yavaş yükselen patikaya giriyorum.

Patika çok düzgün. Belli ki düzeltilmiş. Biraz daha ilerleyince iki kişi ile karşılaşıyorum. Onlar da sabah erken yola çıkmış. Hafta sonu için Bursa’dan gelmişler. Yaşar Sait Erda bir akademisyen, göz hastalıkları uzmanı. Ama burada ikimizin de uzmanlığı doğa. Bursa’da bir sohbet için sözleşip yolumuza devam ediyoruz. Onlar aşağı, ben yukarı. Yürüdükçe eğim artıyor.

Bazı noktalarda ortaya çıkan ağaç kökleri doğal merdiven olmuş. Yürüdüğüm ormanın egemen ağaçları görebildiğim kadarıyla çam, kestane ve kayın. Yükseldikçe derede küçük çavlanlar görmeye başlıyorum. Suyun debisinin artması ileride büyük bir şelale göreceğim anlamına geliyor. Ancak yükseldikçe dereden uzaklaşıyorum. Su sesi gittikçe azalıyor, patika da birden dikleşiyor. Bu etap oldukça dik, ama dönerek çıktığı için çok zorlamıyor. Bu bölümü bitirdiğimde yüzüme hafif bir serinlik geliyor. Bu serinlik şelaleye yaklaştığım anlamına geliyor. Patikadan inişe geçiyorum ve bir düzlüğe doğru iniyorum. Su artık büyük bir gürültü olarak akıyor. Ağaçların arasından ileriye bakınca şelaleyi görüyorum. Hızlanıyorum. Büyük bir kaya bloğunu geçince şelalenin muhteşem görüntüsü çıkıyor ortaya. Doğa en değerli hazinelerini, en gizli yerlerinde saklar. Onlara ulaşmak öyle kolay olmaz. Emek sarf etmek, bu güzelliği hak ettiğini göstermek gerekir. Şelalenin bu kadar yüksekten düşmesinin nedeni de yine tektonik hareketlenmeler.

Sadece şelale değil, kaplıcalar ve Oylat Mağarası’nın oluşumunun ana nedeni de tektonik. Tekrar şelaleye bakıyorum. Doğanın böyle muhteşem bir güzelliğiyle daha tanıştığım için mutluyum.

Şelale civarında biraz daha oyalanıp dönüşe geçiyorum. Kısa bir süre sonra köyün içindeyim. Ortalık hareketlenmiş. Pazarda, organik çilek başta olmak üzere birçok ürün satılıyor. Bir kilo çilek alarak bu tektonik mucizenin üçüncü ürünü Oylat Mağarası’na yöneliyorum. Mağaranın büyük bir girişi var. İlerledikçe Türkiye’nin en güzel mağaralarından biri çıkıyor karşıma. Bir mağarada görülebilecek her türlü oluşumun en güzel örneklerini barındırıyor Oylat Mağarası. Mağara üç kattan oluşmuş. Her katta farklı güzellikler var. Bir yerbilimci olarak mağarada geçirdiğim her dakikanın keyfini çıkarıyorum. Oylat, İstanbul’a sadece iki saatlik mesafede. Sabah gidip akşam dönebilirsiniz, Yapacağınız tek şey sabah erkenden yola çıkmak. Gerisi kendiliğinden gelecek.

Oylat Şelalesi, ağustos sonunda bile büyük bir coşkuyla akıyor. Şelaleye, zorluk derecesi yüksek olmayan bir patikadan yürünerek ulaşılıyor (solda). Yeşillikler içindeki Oylat Köyü, şelalesi ve mağarasıyla gezginleri kendine çekiyor (üstte).

Oylat Mağarası’nın yaklaşık 700 metrelik bölümü gezilebiliyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.