Pirinç terasları

Vietnam’ın kuzeybatısında uzak, dağlık ve bakir coğrafyaya sığınmış küçük bir kasaba. Renkli kültürlerini koruyan farklı topluluklar burada bir arada yaşıyor, yamaçlara teraslar halinde pirinç tarlaları yayılıyor. Sa Pa geleneklerini yaşatan, çarpıcı manz

Atlas - - Içindekiler - YAZI: GÜLİZ ELAL / FOTOĞRAFLAR: İZZET KERİBAR

Vietnam’ın kuzeybatısında uzak, dağlık ve bakir coğrafyaya sığınmış küçük bir kasaba Sa Pa.

Dağ silsileleri arasında birbiri ardına yerleştirilmiş teraslı pirinç tarlaları ve yamaçların arasına serpiştirilmiş köylerde yaşayan gizemli halklar… Sa Pa kasabası ve onun yer aldığı Lao Kai eyaletini çekici kılan özellikler işte bunlar. Lao Kai, Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuzeybatısında, Çin sınırında bulunuyor. Engebeli bir coğrafyaya sahip eyalet Hoang Lien Son Sıradağları’nı ve Vietnam’ın en yüksek dağı Fansipan’ı (3 bin 243 metre) barındırıyor. Dağların nispeten alçak yamaçları pirinç tarlaları için teraslandırılmış. Dağlar arasına kurulmuş köylerde yaşayan nüfus ise çeşitli kültür ve inançtan halklardan oluşuyor…

Sa Pa’da ilk yerleşim, 1800’lerin sonlarında sınırın kontrol edilebilmesi amacıyla Fransız kolonyal yönetimi tarafından bir garnizon olarak kuruldu. Askerleri misyonerler takip etti. Fransızlar 1900’ların başında Sa Pa’ya askeri amaçla tren yolu getirince, iklimi nispeten Avrupa iklimine benzediği için ülkede yaşayan Avrupalıları bir sağlık ve tatil beldesi olarak çekmeye başladı. Önce yüksek rütbeli subayların konaklaması için villalar inşa edildi, bunu sivil misafirler için yapılan pansiyon ve oteller takip etti. İlk turizm ofisi 1917’de açıldı, 1925’te yürüyüş turları için Sa Pa’nın civarında 80 kilometre uzunluğunda yaya yolu yapıldı. Ama kolonyalizmi sona erdiren 1945-1954 yılları arasındaki savaşta Sa Pa yıkıma uğradı ve bundan sonraki elli yıl içinde dünyanın unuttuğu bir yer haline geldi. Sa Pa’yı 1990’larda Vietnam’ın başkenti Hanoi’a bağlayan tren yolunun tamamlanmasıyla, yeniden farklı ülkelerin halkları burayı anımsadı ve ziyaret bağıntıları tekrar ortaya çıktı.

Fansipan Ekspresi olarak anılan yataklı tren, gece Hanoi’dan kalkıyor ve sekiz saatlik bol sallantılı ve gürültülü bir yolculuğun sonunda, sabah 5.30’da eyaletle aynı adı taşıyan başkent Lao Kai’ya varıyor. Sa Pa kasabası, dar ve virajlı bir kara yoluyla Lao Kai’dan bir saat kadar uzaklıkta. Gezginleri, dağ yamaçlarına teraslandırılmış

pirinç tarlaları, tarlalarda çalışan renkli kıyafetli genç kızlar ve çocuklar, öküzle tarla süren erkeklerden oluşan manzaralar karşılıyor.

Ufak bir kasaba olan, kolonyal etkinin hâlâ izlendiği Sa Pa her ucuna yaya olarak ulaşılabilecek bir yerleşim ve onu çevreleyen dağlar, kırmızı tuğla çatılı villalar ve gölüyle neredeyse bir İsviçre beldesini andırıyor. Bölgenin ekonomisi tarım, balıkçılık ve ormancılığa dayanıyor: Başlıca tarım ürünleri pirinç, mısır, kasava ve çay. Başlıca sanayi ürünleri ise çimento ve elektrik. Yakın yıllarda önemli gelişmeler olmasına rağmen Lao Kai, Vietnam’ın en yoksul, en az sanayileşmiş ve en seyrek nüfuslu eyaleti. Vietnam’da, kırsal bölgelerde, yoksulluk sınırı kişi başına ayda 19 dolar olarak belirlenmiş. Lao Kai’da bu sınırın altındaki insan sayısı yüzde 27. Bu, ülke ortalamasında hayli yüksek bir yoksulluk oranı sayılıyor.

Vietnam hükümeti, 2000’li yılların başlarında Lao Kai’da yoksulluğun azaltılması ve ekonomik büyümenin sağlanması için turizm potansiyelinden yararlanma stratejisini benimsiyor. Amaç

burada yaşayan insanlar için iş olanaklarının artması, bölgede hizmet sektörünün gelişmesi, eğitim seviyesinin yükselmesi ve yoksulluk sınırı altındakilerin oranının azalması.

Lao Kai’da nüfusun yarısından fazlası Hmong, yüzde 23’ü ise Yao (Dao). Vietnam nüfusunun yüzde 86’sını oluşturan Kinhlerin oranı ise yüzde 18. Bu halkların dilleri ve gelenekleri hem Kinhlerden, hem de birbirlerinden farklı.

SINIRDA YAŞAMAK

Sa Pa’nın günümüzdeki konumu, yakın tarihiyle şekillenmiş; bu nedenle yörenin özelliklerini anlayabilmek için tarih sayfalarında kısa bir gezinti yapmak gerekiyor. Ho Chi Minh’in 1945 yılında Demokratik Vietnam Cumhuriyeti’ni ilan etmesinin ardından, Vietnam Halk Ordusu ile Fransız askeri güçleri ve İmparator Bao Dai’nin Milli Vietnam Ordusu arasında, Fransızların tabiriyle “İndoçin Savaşı,” Vietnamlıların tabiriyle “Direniş Savaşı” başladı. Savaşın başlamasıyla Ho Chi Minh, dünya sol siyasetindeki söylenişiyle Ho Amca, Halk Ordusu’yla birlikte kuzeye çekildi. Fransızların 1954 yılında Dien Bien Phu’daki yenilgisinin ardından savaş sona erdi. Ülke, kuzeyi Demokratik Vietnam Cumhuriyeti (DVC), güneyi ise Vietnam Cumhuriyeti olarak ikiye bölündü. Kuzey ve Güney arasında başlayan çatışmalar zamanla şiddetlenerek 1975 yılına kadar

sürdü ve Kuzey Vietnam’ın zaferiyle sonlandı. Kuzey ve Güney’in birleşmesiyle oluşan Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti, 1986 yılına kadar dış dünyadan soyutlanmış bir siyaset gütmekteydi. Ama hükümetin bu tarihten itibaren başlattığı reformlarla, global ekonomiye dahil olmaya başladı ve 2000’li yıllarda dünya ülkeleriyle diplomatik ilişkiler kuruldu.

Ho Amca 1945’te ordusuyla birlikte kuzeye çekildiğinde, Lao Kai bölgesinde yaşayan farklı etnik gruplarla ilk kez yüz yüze gelmişti. Azınlıklar, Direniş Savaşı’nın başlarında, dağ ve ormanların içindeki dağınık köylerinde saklandılar. Ancak Ho Chi Minh onları DVC’ye katılmaya ikna etmekle kalmayıp hem insan gücünü, hem de bölge kaynaklarını seferberliğe dahil etti. Azınlıkların, Vietnam’a bağımsızlığını kazandıran Dien Bien Phu Savaşı’nda önemli bir rol oynadığı Vietnam kaynaklarınca tasdik edilen bir olgu.

Bölgenin azınlık halklarını Çin’den göç etmiş, yüzyıllar boyunca sınır bölgesinde iki ülke arasında göçebe yaşamış çok sayıda farklı gruplar oluşturuyor. Sınırlar konusunda hassas olan DVC, sınırın geçirgen olmasından rahatsızdı; 1950 ve 1960’lı yıllarda bu toplumların göç etmelerini engelleyerek onlara Lao Kai eyaletinde sabit yaşam imkânları sundu. Böylelikle hem azınlıkların sınır ihlalleri engellendi, hem de dağlık bölgede daha önce tarım yapılmayan alanlar tarıma açıldı. Ayrıca, azınlıklar, kurulan kooperatiflerle ulusal üretime katkıda bulunur konuma getirildi.

Bir sonraki adım Direniş Savaşı’na kadar iki sınır arasında tamamen otonom yaşamış olan azınlıkların kültürel entegrasyonuydu. Siyasi irade, etnik azınlıkların farklı kimlik ve törelerini geride bırakıp Vietnam’ın çoğunluğuyla kültürel bütünlük sağlamasını talep ediyordu. Bu nedenle Kinhlerin ülkenin kuzeybatısına yerleşmesi teşvik edilirken etnik azınlıklar da dikkatli bir şekilde, birbiriyle karışık olarak yerleştirildiler. DVC bu halklar için geometrik çizgiler üzerine yerleştirilmiş, elektriği ve yolları olan köyler inşa etti. Evlerin kazıklar üzerine inşa edilmesi ve altının hayvan barınağı olarak kullanılması yasaklandı; içleri modern eşyalarla donatıldı. Dağlık bölge insanlarının fiziksel ortamlarıyla birlikte, günlük alışkanlıklarının değişmesi için de kampanyalar başlatıldı. Geleneksel giysilerinden vazgeçip modern giysiler giymeleri ve dokumalarını devlet mağazalarından temin etmeleri teşvik edildi. Batıl inançlarından vaz geçmeye, geleneksel ritüel ve törelerin yerine, toplumsal bütünlüğü temsil eden norm ve eğlence şekillerini benimsemeye zorlandılar.

Özet olarak, Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti, 1979’dan itibaren her ne kadar Vietnam’ın 54 farklı etnik gruptan oluştuğunu vurgulayan çoğulculuk retoriği yapsa da, çoğulculuğu baskılayan ideolojiyi sürdürdü. Ancak ne Kinhlerin, ne de azınlıklıkların feodal alışkanlıklarını yok etmeye ve sosyalist çizgide yeni bir kültür oluşturmaya yönelik kampanyalar planlandığı boyutlarda başarılı oldu. İşte bu başarısızlık, aynı rejim tarafından bir avantaja dönüştürülmüş durumda. Vietnam hükümetinin turizm yasası, “turizm potansiyeline sahip, sosyoekonomik sıkıntıları olan ücra ve izole bölgelerde, turizmin işsizliği azaltması, bölgeye hizmet ve ticari mal getirmesi, yerel halkın entelektüel düzeyini yükseltmesi; açlık ve fakirliğin azalmasına katkıda bulunması için turizm teşvik edilmektedir” ifadesine yer veriyor. Ancak, hükümetin bu yönde girişimlerine rağmen, bölgenin yoksulluk seviyesi bugün de yüksek seviyelerde seyrediyor.

SA PA’NIN TARLALARINDA

Lao Kai sakinlerinin büyük çoğunluğu pirinç tarımıyla geçimini sağlıyor ve yoksulluk doğrudan her ailenin ne kadar pirinç ürettiğiyle ilişkili. Ziyaret ettiğimiz bir köy sakinine göre, “bu civardaki köylerde aileler karınlarını doyuracak kadar pirinç yetiştirememişse, bu aç kalmak anlamına gelir”. Tarlalarından dönen bir çifte iyi ürün alamadıkları yıllarda ne olduğunu sorduğumuzda yanıt, “O yıl yalnızca pirinç yiyebiliriz, sebze ve et alabilecek paramız olmaz” oluyor.

Başlıca sorun, pirinç üretimi için yeterli toprağa sahip olmamaları. Geçmişte yeterli olan toprak, büyüyen çocuklara eşit şekilde dağıtıldıkça

her haneye düşen tarım alanı gittikçe küçülmüş durumda. Geçimi zorlaştıran diğer etken ise doğa koşulları; dağlık alanda yılda tek ürün alabiliyorlar. Yüksek rakımda yer alan pirinç tarlalarında sis, soğuk ve rüzgâr çeltiğin büyümesini zorlaştırıyor. Ayrıca kasım ve mart ayları arasındaki kurak mevsimde dağ yamaçlarındaki terasları sulamaya yetecek su da yetersiz.

Tarımla yaşamını sürdüren halk aynı zamanda değişime direniyor. Örneğin, çocukların eğitimi dokuzuncu sınıfa kadar ücretsiz olmasına rağmen, okula giden çocuk sayısı çok az. Anne babalar çocuklarını okula yollamaktansa tarlada çalıştırmayı tercih ediyor. Küçük yaşta evlenme ve çok çocuk sahibi olma gelenekleri de devam ediyor.

Ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Kinhler ile Sa Pa’nın azınlıkları arasında ciddi kültürel farklılıklar var. Azınlıkların başlıca dezavantajı eğitimsiz olmaları ve iş ya da ticari bilgilerinin olmaması nedeniyle ekonomik hayatta yeterince yer alamamaları. Pek çoğu kendi dilinin yanı sıra, ancak temel düzeyde Vietnamca konuşabiliyor.

Pazar günleri Hmongların kurduğu, ama çevredeki çeşitli etnik grupların toplandığı Bac Ha Pazarı, en renkli ve ilginç mekânların başında geliyor. Sabahın ilerleyen saatlerinde iyice kalabalıklaşan pazaryeri, farklı halklara mensup insanların bir arada görülebildiği, yerel yiyecek ve tüketim mallarının sergilendiği ve satıldığı, yeme içme tezgâhlarından duman ve kokuların yükseldiği, satılmak için getirilmiş canlı hayvanlarla insanların birbirine karıştığı son derece hareketli bir yer.

Sonuç olarak, Sa Pa fevkalade ilginç ve çekici manzaralar sergiliyor. Sa Pa’nın içinde, Bac Ha pazaryerinde, köylerde ve tarlalarda, günlük yaşamının akışı içinde farklı kültürlerin renkleri bir arada görülebiliyor…

Sa Pa coğrafyasına pirinç tarlaları damgasını vuruyor. Burada tarım hâlâ geleneksel yöntemlerle yapılıyor, tarlalarda saban gibi eski araçlar kullanılıyor.

Pirinç tarlalarının ardında, 3 bin 143 metreyle Vietnam’ın en yüksek dağı olan Fansipan yükseliyor (altta)..

Sa Pa, Fransızlar tarafından 1800’lerin sonunda garnizon olarak kuruldu ve yıllar içinde giderek gelişti. Kentin mimarisinde kolonyal dönemin izleri bugün de görülebiliyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.