Büyük beşin yurdu

GÜNEY AFRİKA / HLUHLUWE-IMFOLOZI ULUSAL PARKI

Atlas - - İçİndekİler - YAZI VE FOTOĞRAFLAR: SELİM KAYA

Gergedan, aslan, leopar, bufalo ve fil. “Büyük beş” grubunu oluşturan hayvanların hepsine birden ev sahipliği yapan ender yerlerden biri Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı.

Gergedan, aslan, leopar, bufalo ve fil. “Büyük beş” grubunu oluşturan hayvanların hepsine birden ev sahipliği yapan ender yerlerden biri HluhluweImfolozi Ulusal Parkı. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin bu özel bölgesi, balta girmemiş ormanları ve tür zenginliğiyle gerçek bir doğa hazinesi. Selim Kaya, parkın yaban güzelliğine ve nadir canlıları koruma mücadelesine tanıklık etti.

Cumhuriyeti’nde Hint Okyanusu kıyısındaki Richards Bay kentinin havalimanına indiğimde tarif edilmesi güç bir heyecan sarıyor beni. Bu heyecan, Afrika’da “büyük beş” (big five) olarak adlandırılan fil, aslan, leopar, gergedan ve bufaloya artık bir adım mesafede olmamdan kaynaklanıyor. Wildlife ACT’ın projelerinden biri olarak JPS’le takip edilen bu türleri Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nda, doğal ortamlarında izlemek benim için benzersiz bir macera. Heyecanımın bir diğer nedeni özellikle Afrika’da bir dönem tükenme noktasına gelen beyaz gergedanlarla buluşacak olmak.

Wildlife ACT, 2008 yılında üç kişi tarafından kuruldu ve o tarihten beri yaban hayat üzerinde etkili bilimsel araştırmalar yürütüyor. En üst düzeyde koruma altında bulunan büyük beşle ilgili de birçok çalışmaları var. Ben de Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’ndaki araştırmaları yerinde görecek ve yaban hayvanlarını inceleyeceğim. Yaklaşık 45 dakikalık yolculuktan sonra parka ulaşıyoruz. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin en eski doğa koruma alanlarından biri olan Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı, 96 bin hektardan oluşuyor. Büyük beşi görebilmenin mümkün olduğu nadir yerlerden biri burası. Ayrıca beyaz gergedanların korunması için yapılan olağanüstü çalışmalarıyla ünlü.

Beyaz gergedanların sayısı 1920’lerde yapılan bir dizi çalışma neticesinde artmaya başlamıştı. Ama bu yönde en ciddi ve sonuç veren çabalar 1960’lı yıllarda oldu. Hluhluwe ve Imfolozi bölgelerinde tehlike altındaki türler listesinde yer alan beyaz gergedanlar korumaya alınmıştı; 1989 yılında ise bu iki park arasındaki köyler boşaltılıp birleştirildi.

Bugün aradan bir otoyol geçiyor, bu nedenle bu iki park her ne kadar resmi olarak birleştirilmiş olsa da yol nedeniyle fiilen birbirinden ayırıyorlar. Yolun kuzeyinde Hluhluwe, güneyinde ise Imfolozi bölgeleri bulunuyor.

Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nın bu konuma gelmesinde büyük bir rol oynayan, 1960’larda Natal Parks Board Yönetim Kurulu Başkanı olan Albay Jack Vincent’in çalışmalarından bahsetmek gerek. Albay Vincent, “çok değerli yumurtaları tek bir sepette bulundurmamak lazım” düşüncesiyle yok olma aşamasındaki hayvanların çoğaltılıp dağıtılması için bir dizi çalışma yaptı ve bunun sonucunda özellikle Doğu Afrika’da beyaz gergedanların sayısında dikkat çekici gelişmeler sağlandı. Sayıları artan beyaz gergedanlar Güney Afrika’nın dört bir yanındaki diğer ulusal parklara taşındı. Daha sonra da Botsvana ve Mozambik gibi komşu ülkelere...

Parka girdikten sonra dikkatle etrafı kolluyorum. Bir süre sonra iki beyaz gergedanla karşılaşıyoruz. Türün adeta yeniden doğduğu bu

parkta ilk gördüğüm yaban hayvanların onlar olması beni fazlasıyla sevindiriyor. Yolun kenarında otluyor, aracımız ile aralarında en fazla üç metre var. Kampa vardığımız zaman artık akşam saatleri olmuştu. Marumo Nene kamp liderimiz ve aynı zamanda rehberimiz. Kampta uymamız gereken kuralları anlattıktan sonra yarın sabah safari için erkenden hazır olmamızı söylüyor. Ertesi sabah saat yedide kamptan ayrılıyoruz. Marumo, parkta dokuz grup aslanın bulunduğunu ve her gruptaki bir aslanda JPS’li tasma bulunduğunu anlatıyor. Ulusal parktaki toplam aslan sayısı ise 75 aslan, 96 bin hektarlık bir alan için hiç de fena sayılmaz. Ülkenin en büyük ulusal parkı Kruger’da 1600 aslan var, ancak orası 8 milyon hektar alana sahip. Imfolozi’de aslan görme şansımızın çok daha yüksek olduğunu söylüyor Marumo ve şöyle devam ediyor: “Imfolozi’de 2 bin dolayında beyaz gergedan var, Kruger’da ise 10 bin. Pek çok insan Kruger’da sabahtan akşama dek bütün çabalarına rağmen bir tane bile bulamazken Imfolozi’de günde en az 10 beyaz gergedana rastlamak mümkün.”

GECE AVCISI ASLAN

İlk günlerde saha çalışmalarımızda impala, kudu, beyaz gergedan, zürafa, sırtlan, zebra, yaban domuzu gibi türleri gözlemliyoruz. Dördüncü günde yine sabaha karşı saat dört buçukta kamptan ayrılıyoruz. Bir süre sonra aslan kükremesi duymaya başlıyoruz ve o yöne ilerliyoruz. Yaklaşık bir saat sonra ses iyiden iyiye yakınlaşıyor. Bulunduğumuz noktada ağaç ve çalılardan dolayı 20 metre önümüzü görmenin imkânı yok. Nihayet

Hluhluwe ve Imfolozi koruma bölgeleri 1989 yılında birleştirilerek tek bir ulusal park haline getirildi.

bir süre sonra yolun kenarında bir erkek aslan tüm görkemiyle kendini gösteriyor. Birkaç dakika yol aldıktan sonra bir gnu ( Connochaetes taurinus) yakalamış aslan ailesiyle karşılaşıyoruz. Hayvanı yeni yakalamış olmalılar; henüz yarısını bile bile yememişler. Bu aslan sürüsü dört yavru, bir erkek ve iki dişiden oluşuyor. Marumo, az önce gördüğümüz erkek aslanın bu sürüdeki erkeğin kardeşi olduğunu ve ilk kez onları ayrı yerlerde gördüğünü söylüyor. Marumo, aslanların çok iyi gece avcısı olduklarını ve muhtemelen bu gnuyu da sabaha karşı avladıklarını söylüyor 10 yıldır burada çalışmanın verdiği özgüvenle. Aslanlar gnuyu yerken bir nokta dikkatimi çekiyor. Dişi aslanlardan biri avı sırtüstü çeviriyor ve bir kenara çekiliyor. Aslan yavruları da sırayla koşarak ölmüş gnunun üstüne atlıyor, boğazını var gücüyle sıkmaya çalışıyor, sonra da yalıyor. Belli ki anne aslan, yavrularına avlanmayı öğretiyor. Av etini en önce yiyen ve karnını doyurduktan sonra bir yere çekilip yere uzanan erkek aslanın bedeninin bazı yerlerinde yaralar var. Özellikle gözlerinin etrafındaki yaralar dikkatimden kaçmıyor. Büyük ihtimalle bunlar sürüsü için başka erkek aslanlarla kapışmasından kalma.

İlerleyen günlerde Marumo ve bir diğer rehberimiz Fiona ile beraber başka aslanlar da görüyoruz. En heyecan vericilerinden birinde, 11 bireyden oluşan grup toprak yolun yaklaşık 500 metre ötesinde oturmuş etrafı seyrediyor. Fiona, aslanların gece avcıları olduğunu, aslında öğle saatlerinde ortalıkta pek dolaşmadığını söylüyor. Fiona, aslanların nadiren de olsa gündüz de avlandığını ve tepeden sürekli aşağıda otlanan bufaloları gözlemlediğini anlatıyor ve ekliyor: “Bu aslanlar da iki günden beri tepede duruyor. Muhtemelen akşam saatlerinde aşağı inip bufalo avlayacaklar…”

Bir anda karşımıza çıkan, birbirlerinin sırtındaki böcekleri temizleyen, yavrularını emziren, ya da sırtında dolaştıran babunları geride bırakıp aslanların bulunduğu tepeye yol alıyoruz. Tepenin eteğine vardığımızda aslanlar hareketleniyor. Ayağa kalkıp birbirlerini kokluyorlar, gün batımından hemen sonra da bufaloların bulunduğu noktaya ilerliyorlar. Aslanlar sol, bufalolar da sağ tarafımızda. Yavaş adımlarla sıra halinde aşağı inen aslanlardan kimileri aracımızın önünden, kimileri de aracımızın arkasından yolun karşı tarafına, bufaloların bulunduğu yere geçiyor. Bu arada bufalolar da daha aşağı inmiş, ormanın derinliklerinde kaybolmuş durumda. Artık hava iyice kararıyor, aslanlarla bufalolar gözden yitiyor ve iki tarafın arasında nasıl bir mücadele yaşandığını, nasıl sonuçlandığını doğadan başkası bilmiyor…

Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nda çitaların hazin bir hikâyesi var. Yakın zamanda bu parka dört çita gönderilmiş; bunlardan biri kaçmış, biri ölü bulunmuş, biri hâlâ gözlem yerinde, bir diğeri de parkta tek başına dolaşıyor. Bunun dışında alanda iki çita daha olduğunu söylüyor Marumo. Yani koskoca Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nda sadece üç çita var. Bir tane de gözlem evinde, bu çita da ortama tam uyum sağlayıncaya dek gözlem evinde bekletilecek, sonrasında doğal alana bırakılacak. Ulusal parktaki çalışmalarımızda ilki iki üç metre yakından olmak üzere sadece birkaç kez çita gördük.

ACIMASIZ YABANİ KÖPEKLER

Dünya ölçeğinde nesli tehlike altında olan Afrika yabani köpekleri, avlarını aslanlar gibi öldürdükten sonra yemiyor. Afrika’da sadece Kruger, Delta-Bostwana, Okavanga ve Hluhluwe-Imfolozi ulusal parklarında bulunan Afrika yabani köpekleri, avını yakalar yakalamaz diri diri parçalayıp yemeye başlar. Afrika yabani köpeklerinden 23 bireyli bir grup 1981 yılında bu parka takviye olarak yerleştirilmiş. Güney Afrika Cumhuriyeti, ulusal parklarda yabani hayatı desteklemek için bir yerde sayısı artan türleri, sayılarının az olduğu diğer yerlere gönderiyor. Bugün Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nda yabani köpeklerin sayısı artıyor.

Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı, toplam dokuz aslan sürüsüne ev sahipliği yapıyor.

Onları bir defasında avladıkları bir impalayı yerken gördük. Yabani köpeklerin kafalarının neden kanlı olduğunu sorduğum Marumo şöyle yanıt verdi: “Yabani köpekler hayvanların iç organını yemeyi çok seviyor. Yemeye başladıktan sonra karınlarını deşip kafalarını hayvanın gözdesinin içine sokuyorlar, bu nedenle de kafaları kanlı oluyor. Av bittikten sonra da birbirlerini yalayarak temizliyorlar.” Kısa süre yemeği bitiren yabani köpekler ormana dalıyor ve gözden kayboluyor. Sıra şimdi akbabalarda…

Marumo bizimle olan bir haftalık vazife süresini tamamladıktan sonra görevi Fiona Evans’a devrediyor. Ulusal parktaki çalışmalarımızı sürdürüyor, gördüğümüz her hayvanın yerini ve karşılaşma saatini dikkatli bir şekilde kaydediyoruz. Bir defasında yaklaşık 40 yabani köpek sıra halinde aniden ormanın içinden çıkıyor ve toprak yolda ilerlemeye başlıyor. Yarım saat onları takip ediyoruz. Fiona, daha önce bu kadar kalabalık bir yabani köpek sürüsüyle karşılaşmadığını, bunun dünyadaki en kalabalık sürülerden biri olabileceğini söylüyor. Bu arada Fiona ilgi çekici bir bilgi veriyor: “Sürüde bir alfa, bir de sürüden her an ayrılabilecek olan ikinci lider konumundaki bir yabani köpek bulunuyor. Muhtemelen sürüde ikinci konumda bulunan alfa bir süre sonra yeni bir grup oluşturacak ve sürüden ayrılacak.”

BOYNUZ AVCILARI

Gergedanların boynuzları Tayland, Vietnam, Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde geleneksel tıpta kullanılıyor. Bu nedenle suç örgütleri bu hayvanları ulusal parklar içerisinde avlıyor, boynuzlarını kestikten sonra gövdelerini orada bırakıp gidiyor… Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nın sorumlusu Jed Bird, benimle buluşmak için kampa geliyor. Daha önce bu parkta gergedanlarla ilgili çalışmalar yapan bir subay olan Bird, son üç yıldır parkın tek sorumlusu. Ne soracağımı

biliyormuş gibi başlıyor sıkıntıları anlatmaya: “Güney Afrika doğayı sahip olduğu başlıca değerlerden biri sayıyor, bu nedenle ülkenin biyoçeşitlilik kontrol yasaları çok sıkı. Ancak bunlar uygulanmıyor. Bir de maddi kaynak sıkıntısı çekiyoruz, yeterli desteği bulamıyoruz. Bütçemiz geçen seneye oranla yüzde 47 oranında kısıldı. Ama öte yandan ulusal düzeyde ulusal parklara ayrılan bütçenin önemli bir kısmı harcanamıyor. Bunun başlıca üç nedeni var. Birincisi kötü yönetim. İkinci olarak, geçmişte parklarda o kadar çok yolsuzluk yaşandı ki, kontroller artırıldı. Bu nedenle para harcamak çok zorlaştı. Üçüncüsü, ulusal parklar proje hazırlamada yetersiz kalıyor ve bu nedenle bütçeyi harcayamıyorlar.”

Bird, son yıllarda boynuzları için gergedanları öldüren yasak avcılarla da başlarının belada olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Yasak avcılık 2015 ve 2016 yıllarında Kruger’da çok yaşanan bir olaydı. Sürekli gergedan avlar ve boynuzlarını alıp götürürlerdi. Ancak son iki yıldır bu vakalar bizim ulusal parkımızda da büyük bir sorun haline geldi. Burada 2 binin üzerinde beyaz gergedan var. Alanımız küçük ve sayı çok, bu da kaçakçıların işini kolaylaştırıyor. Yasak avcılık yapanlar uluslararası suç örgütleri için çalışıyor. Aynen uyuşturucu kaçakçılığı gibi. Yani bunlar ailelerini geçindirmeye çalışan yoksul insanlar değil. Yakalanan avcılara gerekli caydırıcı cezalar da verilmiyor. Bir dava üç dört yıl devam edebiliyor. Sonra da beraat ediyorlar veya para cezasıyla işin içinden çıkıyorlar. Bu nedenle aynı insanlarla sürekli karşılaşıyoruz. Biz onların kim olduklarını iyi biliyoruz. Gergedanların boynuzları Uzakdoğu’da geleneksel tıbbın yanında süs eşyası olarak da kullanılıyormuş. Bir de zor geçinen yoksul aileler var, aç oldukları için antilop vuruyorlar. Onlar da ayrı bir dert.”

Afrika’da beyaz gergedanların sayısının artmasına rağmen kara gergedanların sayısında düşüş yaşandığını belirten Bird, bunun için Imfolozi’de 30 bin hektarlık alanı kara gergedanlar için ayırdıklarını ve çoğalmaları için büyük çaba sarf ettiklerini söylerken sözü yine kaçak avcılara getiriyor: “Elimde sihirli bir değnek olsaydı mahkemeleri etkin hale getirirdim. Yasak avcıları uzun süre hapse mahkûm edecek yasalar uygulatırdım. Yasalar yasak avcılığı engellemeli,

oysa şu anda onları engelleyen tek şey korucularımız. Hatta zaman zaman onlarla çatışmalara giriyoruz ve her iki taraftan da can kaybı yaşanıyor. Bizim derdimiz gergedanları korumak, onların derdi ise gergedanları öldürmek ve boynuzlarını kesip götürmek. Aramızdaki fark bu işte. Ama artık onlarla karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Yasalar devreye girmeli ve yakaladıklarımızı cezaevine atmalı. “

GERGEDANLARI DİNLEYEN KIZ

Çekya’dan Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’na gelen üniversite öğrencisi Ivana Cinkova, gergedanların sesini dinleyerek kendi aralarındaki iletişimin nasıl gerçekleştirildiği anlamaya çalışıyor. Gergedanları dinlemeye birlikte gidiyoruz. Üniversitenin kendine sağladığı aracın her yerine ses alıcılar yerleştirmiş, bir çeşit mikrofonla gergedanların kendi aralarında sesli iletişimi nasıl sağladığını çözmeye çalışıyor. Ivana bazı gergedanlara isim bile vermiş. Doğrusu birbirlerine benzeyen onca gergedanı nasıl ayırt ettiğine şaşırmadım desem yalan olur. Bir gün Fiona ile alanda çalışırken kara gergedanlar tarafından kovalandık. Kara gergedan çok saldırgan, yakınında başka bir canlıya tahammülü yok, gördüğü her şeye saldırıyor. Bizim aracımıza da saldırdı, bereket Fiona gaza bastı ve uzaklaştık. Kara gergedanları beyaz gergedanlardan ayıran fiziki özellikler, arka taraftaki boynuzun da öndeki kadar uzun olması ve çene yapılarındaki farklılık. Ancak bunu herkes kolayca fark edemiyor. Fiona da kara ve beyaz gergedanları ayıramayanlar için kısa bir açıklama bulmuş: “Beyaz gergedanlar uysal, kara gergedanlar ise saldırgan.”

Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nda en çok fillerle karşılaştım. Aslan peşinde koşarken, çita izi sürerken, yabani köpek ararken 20’li, 30’lu gruplar halinde çok büyük fil sürüleri gördüm. Onların ihtişamını unutmak mümkün değil. Etkileyici yaban hayatını, özellikle gergedanları görmek amacıyla geldiğim Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nda sayısız türle ilk kez karşılaştım. Bir dönem beyaz gergedanlar için verilen mücadele bugün kara gergedanlar için veriliyor. Umarım onların da sayısı bir gün artar, çoğalıp başka ulusal parklara da götürülür ve Afrika’da varlıklarını sürdürürler…

Yaklaşık 96 bin hektarlık alana sahip HluhluweImfolozi Ulusal Parkı, büyüklüğüne kıyasla çok sayıda hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Parkta kalabalık gruplar halinde dolaşan filler, geçtikleri yerlerde ezilmiş otlar ve kırılmış ağaç dallarından oluşan bir iz bırakıyor.

Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı, beyaz gergedanların korunması için yapılan başarılı çalışmalarla da ünlü. Bir dönem nesli tükenme noktasına gelen beyaz gergedanların sayısı artık artmış durumda, ama boynuzlarının peşindeki avcılar hâlâ büyük bir tehdit.

İmpalalar, ulusal parkta diğer memelilere göre daha kalabalık. Aslan, leopar ve çitalar için çok önemli bir besin kaynağı olması bu durumu değiştirmiyor.

Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nın nadir görülen sakinlerinden biri, güzel bir antilop türü olan nyala (üstte). Bir diğer antilop türü olan kudu, Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki diğer ulusal parklar gibi burada da çok sayıda bulunuyor (sağda). Zebralar, avcılara karşı kendilerini grup halinde gezerek korumaya çalışıyor (en sağda).

Ulusal parktaki aslan sürülerinin her birinde yaklaşık 10 birey bulunuyor, bunların bir kısmı da henüz üç dört aylık yavrular. Avdan sonra karnını doyuran anne yavrularını emziriyor (karşı sayfada, üstte). Afrika yaban köpeği, alanın en vahşi yırtıcılarından biri olarak göze çarpıyor. İyi bir takım çalışmasıyla az önce yakaladıkları impalayı henüz sağken yemeye başlıyorlar, 10 yaban köpeğinin impalayı bitirmesi 10 dakika bile sürmüyor (karşı sayfada, altta). Sırtlanlar da yabani köpekler gibi avlarını yakalar yakalamaz boğmadan yemeye başlıyor. Ulusal parkta dörderli beşerli sürüler halinde hareket ediyorlar (altta).

Çita, Hluhluwe-Imfolozi Ulusal Parkı’nın büyük kedilerinden. Ama parkta sadece üç tane çita var. Bunlar da kendilerini nadiren gösteriyor.

Bufalolar, “büyük beş”in üyelerinden. Sık sık aslanların hedefi oluyorlar, ancak sürüler halinde onlara karşı koyup av olmaktan kurtulabiliyorlar. İkili gezen bufalolar da otlanırken sürekli tetikte.

Dişi babunlar ile yavruları arasında sıkı bir bağ var. Emzirme dönemi boyunca annelerinden ayrılmayan yavrular, kimi zaman onların arkalarında geziyor, kimi zaman sırtlarına çıkıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.