Bal yemenin dayanılmaz ağırlığı

Arılar, bal üretmenin yanında doğada çok önemli başka roller de oynuyorlar; örneğin en çok tükettiğimiz 100 gıdanın 70’den fazlası onlar sayesinde yetişiyor. Ama tarım ilaçları, hatta yöreye uygun olmayan ağaç türlerini dikmek bile onları tehdit ediyor.

Atlas - - Kirperest -

Sonbaharın son günleri... Arazi işlerinden fırsat bulup bilgisayarın başına oturduğumda, uyuşmuş halde kanat çırpan bir çöp arısının yakın ilgisine mazhar oluyorum. Onlardan söz edeceğimi bilir gibi, çevremde vızıldayıp duruyorlar. Sonbahar yumuşak geçtiği için aralık ayı ortasına kadar, az da olsa kanatlı böcek, gün boyu etrafta gezinmeye devam ediyor. Tel kapıyı açar açmaz içeriye doluşuyor, kışı geçirecekleri mekânlara yerleşmeden önce yiyecek arıyorlar.

Yazın akrep kontrolü yaptığım çizmelerim, sonbaharda giderek serinleyen havadan uyuşmuş bir arının sığınağı olabiliyor. Bal arıları güneşli günlerde nektar aramaya ve bal yapmaya devam etseler de, arıların kışı geçirebilecekleri kadar balın kovanlarda bırakılması gerekiyor. Ancak ürettikleri balın tamamı insanlar tarafından alındıysa, bu kez kovanlarına konulan sentetik yiyeceklere mahkûm oluyorlar. Bizim köyde doğal yöntemlerle arıcılık yapan Volkan, “arıya bal bırakacaksın ki kışın onunla beslensin” diyor, ardından da ekliyor: ”Arılar bir gün sana, bir gün kendine çalışır.”

Arılarla ilişkimizin, kahvaltıda yediğimiz baldan çok daha öte bir anlamı var. Çünkü arı kolonilerinin iyi beslenip kışı kayıp vermeden sağlıklı geçirebilmesinin, canlı yaşamın devamlılığı için büyük önemi var. Örneğin bitkilerin meyve verebilmesi için gereken polen alışverişinin yüzde 80’ini arılar yapıyor. Tek bir arı kolonisi günde 300 milyon çiçek dölleyebiliyor. En çok tükettiğimiz 100 gıdanın 70’den fazlası bu döllemenin sayesinde yetişiyor.

Ancak gıdamız için bu denli önemli olan arıların yaşamı, endüstriyel tarımda kullanılan kimyasallar yüzünden tehdit altında. Geçen hafta İzmir’de katıldığım Buğday Derneği’nin düzenlediği arıcılık konferansında aktarılanlar, arılar ve balla ilişkimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini gösteriyor. ABD’de arı polenlerinde 150 değişik kimyasala rastlanmış ve bu yüzden 1947-2008 yılları arasında arı kolonilerinin yüzde 60’ı kaybedilmiş.

Türkiye’de de durum pek parlak değil. Hacettepe Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma bu yıl arı ölümlerinin yüzde 41’e yükseldiğini gösteriyor. Bunun nedenlerinden biri Avrupa ülkelerinde çoğu yasak olan, toplu arı ölümlerinin sorumlusu neonikotinoid grubu tarım ilaçlarının kullanımının Türkiye’de serbest olması. Bunun yanı sıra, kötü beslenme, sivrisinek mücadelesi için yapılan ilaçlamalar, kentleşme ve sanayileşme nedeniyle doğal yaşam alanlarının yok olması da arı kolonilerinde ciddi kayıplara yol açıyor.

Sadece gıdamızı seçerken değil, ağaç dikerken bile iki kez Kovanlarda kışın arılara yetecek kadar bal bırakılması gerekiyor. Kiğı’ya bağlı Tekbaş Köyü’nün tek üreticisi de bunun gibi geleneksel yöntemleri sürdürüyor. düşünmemiz, attığımız her adımın sonucunu ekolojik denge açısından da tartmamız gerekiyor. Örneğin Karaburun’da arıların beslendiği karabaş otlarının temizlenip yerine zeytin ağacı dikilmesi arı popülasyonunu ciddi ölçüde etkilemiş. Muğla’da 1960’lı yıllarda doğal püren bitkisi yerine çam ağacı dikildikten sonra, püren balıyla kışlayan arı kolonileri yok olmuş. Çünkü fruktoz oranı yüksek çam balıyla kışlayan arılar nosema hastalığına yakalanmış.

Denge bozulduğunda onu geri getirmek çok zor, bazen de imkânsız. Daha fazla arı ölümüne, dolayısıyla ekosistem tahribine neden olmamak için arıların yaşam koşullarını iyileştirmemiz gerek.

Bunun için yapabileceğimiz çok şey var. Örneğin sentetik tarım ilaçlarının kullanılmadığı gıdaları tercih etmek, üreticilere “arılara kışın yetecek kadar bal bırakıp bırakmadığını, hastalıklarla nasıl mücadele ettiğini” sormak, ”neonikotionoidleri yasaklayın” kampanyalarına katılmak, arıların sevdiği bitkileri ekmek (lavantaya bayılıyorlar), kullanılmayan arazileri arı merası haline getirmek, arılar için yapacaklarımızdan sadece birkaçı.

Bal eskiden firavunlara, krallara, padişahlara hediye olarak götürülürmüş. Biz de, balın, arıların sunduğu kıymetli bir hediye olduğunu düşünerek, onlara yardımcı olmaya başlayabiliriz

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.