Okyanusun anıtları

Atlas - - İçİndekİler - YAZI: SERKAN YALNIZ

Faroe Adaları el değmemiş doğası ve kültür dokusuyla dünyayı büyülüyor.

Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde uzak ve ıssız bir adalar topluluğu. Kıyılarına yüzyıllar önce Kelt keşişleri ve Vikingler ulaşmış, muhteşem doğa anıtlarıyla bezeli yalnız bir diyarla karşılaşmışlardı. Günümüzde Danimarka’ya bağlı özerk bir ülke olan Faroe Adaları el değmemiş doğası ve kültür dokusuyla dünyanın geri kalanını büyülüyor.

Danimarka’ya bağlı Faroe Adaları, birbirinden fiyort ve boğazlarla ayrılan, adeta yapbozu andıran 18 küçük adadan oluşuyor. Benzersiz coğrafi şekillerini buzul çağındaki volkanik faaliyetlere borçlu ve üzerinde neredeyse hiç ağaç barındırmıyor. Bu uzak ve ıssız adalar, doğayla uyum içindeki mimarisi ve düşük nüfus yoğunluğuyla da çarpıcı manzaralar sergiliyor.

Yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığı Faroe Adaları’nın dünyanın geri kalanı ile en önemli bağlantısı olan Vagar Havaalanı, ziyaretin de başlangıç noktası. Gökyüzünden adayı görebilme heyecanı ile uçuşunuzu sürdürseniz de, açık bir hava yakalamanız çok olası değil. Biz de sisli bir manzara eşliğinde adaya giriş yaptık. Küçük havaalanında eşyalarımızı aldıktan sonra ilk iş olarak araç kiralama ofislerinin yolunu tuttuk. Ulaşım seçeneklerinin biraz kısıtlı olduğu ülkede, özgürce seyahat etmek için en iyi seçenek bir araç kiralamak. Biz de aracımızı teslim alarak ilk durağımız Tórshavn’a doğru yola çıktık.

Sis perdesinin ardından çıkınca gerçekten de çok farklı bir coğrafyada olduğunuzu hissediyorsunuz. Yol boyunca Faroe’nin karakteristik coğrafi şekilleri karşınızda belirirken, bu dokuyla bütünleşmiş koyunlar da sizi selamlıyor. Bu hayvanların uçsuz bucaksız yeşillikler içinde serbestçe dolaştığını görmek sizin içinizin de özgürlük hissiyle dolmasını sağlıyor.

Çok keyifli bir rotanın sonunda ulaştığınız Tórshavn, 20 bine yaklaşan nüfusuyla ülkenin en kalabalık yerleşimi ve aynı zamanda dünyanın en küçük başkentlerinden biri. Ülkenin en büyük adası Streymoy üzerinde yer alıyor. İsmi “Thor’un limanı” anlamına gelen şehir, tipik bir İskandinav yerleşimi, huzurlu atmosferi ve sakinliğiyle sizi cezbediyor. Özellikle günbatımına yakın saatlerde yapacağınız gezintilerde bu sakin şehir sanki size aitmiş gibi hissedebilirsiniz. Akşam yemeğinde Faroe Adaları’na özgü lezzetleri denemek biraz cesaret istese de, kendi damak zevkinize göre bir şeyler bulabiliyorsunuz. Eğer daha cesursanız bölgeye özgü keçi kafası, kurutulmuş balık ve fermante koyun eti gibi yemekleri deneyebilirsiniz.

Tórshavn’da geçirdiğimiz gecenin ardından güne erken başlayarak adada en çok ziyaret etmek istediğimiz noktaya doğru hareket ettik. Muhteşem doğa oluşumları Tindhólmur ve Drangarnir’i görmek için Sørvágur köyünde aracımızı park ettik ve ihtiyacımız olan yiyecek ve içeceği hazırlayarak yola çıktık. Zira uzun bir yolculuk bizi bekliyordu. Her ne kadar harita üzerinde yürüyüş rotamızı yaklaşık olarak belirlediysek de bölgede yaşayanların

Huzur dolu mavi gökyüzü ve yemyeşil tepeleri seyrederken sadece dakikalar içinde kendinizi yağmur, rüzgâr ve sis içinde bulabilirsiniz.

Drangarnir adı verilen dev kayalıklar, Vagar ve zirvesindeki sivri çıkıntılarla kendini belli eden Tindhólmur adaları arasında uzanıyor. Dalgalar ve rüzgârın şekillendirdiği bu başyapıtlar, okyanusa uzanan devasa basamaklar gibi.

Hayvancılık, Faroe Adaları’nda önemli bir geçim kaynağı. Koyunlar, adaların diğer köşeleri gibi Sandavágur köyünde de manzaranın ayrılmaz parçası.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.