Bozcaada’nın sır batığı

Atlas - - İçİndekİler -

Her şey geçen yaz Bozcaada açıklarında bir batığın sualtı araştırmacısı Selçuk Kolay’ın sonarına takılmasıyla başladı.

H er sene mayıs ayı sonu veya haziran ayı başında düzenli olarak Kuzey Ege boyunca teknemin geçtiği güzergâhın dip yapısını yan taramalı sonar ile tarıyorum. Amacım ilgi alanım olan buhar dönemine ait batıkları bulup incelemek. Geçen yıl Haziran ayı içinde bu çalışmam sırasında Bozcaada açıklarında sonarın ekranında yeni bir batık gördüm. Bu da batığın kimliğini ortaya çıkartabilmek için daha fazla arşiv çalışması ve dedektiflik faaliyeti demekti. Hamburg’da yaşayan batık araştırmacısı ve batık dalgıcı dostum Dimitri Galon ile irtibata geçtim. Onunla konuyu tartıştığımda “Nantaise” şilebinin aday olabileceğini belirtti.

Proje, aslen Bozcaadalı olan Dimitri’nin çok ilgisini çekmişti. Arkadaşları ile Bozcaada’ya gelerek bu batığa ve bulduğum diğer batıklara da dalmak istediğini belirtti. Tarih olarak Eylül sonunu belirledik. Bu projeyi gerçekleştirmek, aynı zamanda belgesel yapımcısı Savaş Karakaş ve ekibine İZ TV için yeni bir fırsat da sunacaktı.

Teknem Bozcaada’dayken bu batığa proje öncesi bir keşif dalışı gerçekleştirmeye karar verdim. Böylece batığın gerçekten SS Nantaise’in özelliklerine sahip olup olmadığını saptayabilecektim. Uzun yıllardır birlikte dalış yaptığım arkadaşım Kaya Yarar ile birlikte batığın tamamını kapsayan kısa bir dalış gerçekleştirdik. Dalış sırasında ortalama derinliğimiz 46 metreydi. Fikir vermesi açısından fotoğraf ve film çekerek batık hakkında ipuçları toplamaya çalıştık. Sualtında oldukça iyi bir görüş vardı, ayrıca akıntının olmaması bizim için büyük bir şanstı. Dalıştan sonra izlenimim bu batığın SS Nantaise olabileceği yönündeydi. Ancak tam olarak tanımlamak için daha fazla ayrıntılı ipucu gerekiyordu. Bunun için de Eylül sonunda tüm ekibin Bozcaada’da buluşmasını beklemem gerekiyordu.

Geçen Eylül ayı sonunda Dimitri Galon’un ve ekibinin Bozcaada’ya ulaşması ile projemiz start aldı. Dimitri Galon’un ekibi Derk Remmers, Jarek Grueber ve Markus Kerwath’dan oluşuyordu. Projeyi özellikle derin dalışlarda bize birçok avantaj sağlayacak kapalı devre dalış sistemleri kullanarak gerçekleştirecektik. İlk iş olarak kapalı devre dalış sistemleri için yüzde 18 oksijen ve yüzde 45 helyum içeren gazları hazırladık. Yedek sistem olarak da dipte kullanmak üzere yüzde 18 oksijen ve yüzde 45 helyum içeren tüpler ile daha sığ derinlikler için yüzde 50 oksijen içeren diğer tüpler hazırlandı. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra iki ayrı tekne ile batığın yolunu tuttuk. Bu tekneler, kendi teknem Milonga ve Metin Eron’un dalış teknesi Yunus Emre 5 idi.

Kampımızı Hotel Akvaryum’da kurduk. Otel sahipleri Deniz ve Berna Pak da dalış konusuna hiç yabancı değillerdi; hazırlıklarda bize çok yardımcı oldular. Otelin arka bahçesine kompresör ve tüp dolum ve gaz karışım istasyonumuzu kurduk. İlk gün tüm ekip bir yandan tüpleri dolduruyor, bir yandan da malzemeleri hazırlıyor ve test ediyordu. Bunu fırsat bilerek denize açıldım. SS Nantaise olduğunu tahmin ettiğim batığı ve daha önceden bulmuş olduğum diğer batıkları markaladım. Artık sıra SS Nantaise olarak düşündüğümüz batığa dalmaya gelmişti. Ali Ethem Keskin ile birlikte kapalı devre dalış sistemlerimizi hazırladık. Hava çok güzeldi. Suda akıntı yoktu. Dipte

görüş uzaklığı 15 metre civarındaydı. Bu sefer ev ödevimi iyice yaparak dalıyordum. SS Nantaise’in özelliklerini iyice öğrenmiştim. Kesin kimlik saptayabilmek için gerekenleri biliyordum.

Batığı markalarken üzerine attığımız kılavuz ipi ön güvertenin sancak tarafına düşmüştü. Güverte üzerinde sancak kısmı boyunca yüzmeye başladık. Kıç tarafındaki topu ve baca boşluğunu inceledikten sonra kaptan köşkünün iskele tarafından geçtik. Ana direğin ve geminin küpeştelerinin tipik yapısını inceledik. Ambarlarda etrafa yayılmış birkaç varil vardı. SS Nantaise’in yükü keresteden oluştuğu için geminin batışından sonra keresteler yüzmüş ve ambarlar boş kalmıştı. Kargonun bir kısmı Almanlar tarafından alınarak Limni Adası’ndaki Mondros Limanı’na götürülmüştü. Geminin genişliğini ölçtüğümüzde de belgelerdeki kayıtlar ile örtüştüğünü gördük. Baş tarafta bulunan kılavuz ipine doğru iskele tarafından geri yüzerken geminin baş kısmına yakın sancak ambarındaki büyük torpido yarası kolaylıkla görülebiliyordu. Bu da gemiyi batıran HMS Rorqual denizaltısı komutanının raporunda belirttiği ayrıntılara tıpatıp uyuyordu.

Otele dönüp çektiğimiz fotoğraf ve filmi izlediğimizde elimizde kutlama yapmak için fazlasıyla sebep vardı. Diğer dalgıçlar ilerleyen günlerde SS Nantaise ve diğer batıklara dalış yaptılar. Ancak sert hava koşulları ve dipteki kısıtlı görüş, onların

işlerini oldukça zorlaştırdı. Bununla birlikte Alman misafirlerimiz ve yerli ekibimiz oldukça iyi kaynaşmıştı. Grup gelecek Eylül’de bir araya gelerek Midilli (Breslau) kurvazörüne dalmaya karar verdi. Midilli’yi 1993 yılında bulup kimliğini saptamıştım. 2018 yılı ise batışının yüzüncü yılına denk geliyordu. Heyecan verici yeni bir macera bizleri bekliyordu

SS Nantaise, ilk ismi Vaux ile seyir halindeyken. Gemi 1919-1920’de bir İngiliz denizcilik şirketi için yapıldı, ardından bir Fransız şirketine satıldı. Savaş sırasında 1940’ta Almanların eline geçti (sağda). Geminin kıç tarafından köprüye doğru bakış, Ege’nin sularının yıllar içinde neden olduğu değişikliği gözler önüne seriyor (karşı sayfada, üstte). SS Nantaise’i batıran İngiliz denizaltısı HMS Rorqual (karşı sayfada, altta).

Geminin batırıldığı İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman mayın hatlarını gösteren harita (karşı sayfada). Selçuk Kolay, geminin kıç ambarı üzerinde yaklaşık 48 metre derinlikte incelemelerini sürdürürken (üstte).

Selçuk Kolay, SS Nantaise araştırmaları sırasında geminin kıç üstündeki topunu inceliyor (üstte). Selçuk Kolay, Bozcaada Limanı’nda Milonga teknesinin önünde sualtı araştırmacısı ve dalgıç Dimitri Galon ile birlikte (sağda).

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.