Salda Gölü: Kumdan gelinlik

İçindeki minerallerden ötürü eşine az rastlanan beyaz kumsallarıyla büyüleyici bir etkisi olan Salda Gölü, Burdur’un Yeşilova ilçesinde. Elliye yakın kuş türünün yurdu, ayrıca yeryüzünde yaşamın var olmasının kaynağı sayılan stramatolit denen bir tür alg

Atlas - - İçİndekİler -

Sabahın erken saatlerinde bir virajı döndüğümüzde karşımıza muhteşem bir görüntü çıktı. Turkuaz renkli gölün etrafını çevreleyen beyaz renkli kumlar, ışığın da etkisiyle muhteşem görünüyordu. Bir gün önce yağan yağmur havadaki pusu da kaldırmıştı. Plajın ilk konukları bu muhteşem kumsalda sabah güneşinin tadını çıkarıyorlardı.

Burdur’un Yeşilova ilçesindeyiz. Ve karşımızda Salda Gölü. Yola devam edip yaklaşık 20 dakika sonra Salda Köyü yol ayrımından göle inen toprak yola giriyoruz. Maden Tetkik Arama’nın jeopark projesi için yaptığınız çalışmada Salda Gölü önemli bir nokta. Salda’nın en beyaz kumları bu kesimde gözleniyor.

Ben de bu muhteşem sahili keşfetmeye başlıyorum. Etrafıma dikkatli bakınca birkaç arabanın kumlara gömüldüğünü görüyorum. Oysa bu gölün kıyısına bırakın araç sokmayı, uzmanlar ayakkabıyla bile girilmesine karşı çıkıyorlar. Burada bir plaj yapılması gerekir miydi sorusuna pek çok insan “hayır” yanıtını veriyor. Tek tesellimiz plajın hidromenyezit mineraliyle oluşmuş beyaz kumsalına değil de, öteki yakasına açılmış olması...

Salda, Türkiye’nin en derin gölü. Aynı zamanda en temizlerinden biri. Yüzölçümü 4 bin 370 hektar. Batısı ve kuzeydoğusu dik ve kayalık, güneyi çayırlık, diğer kıyıları ise beyaz kumsallarla çevrili. Rakımı 1140 metre, derinliği ise 184 metre.

Doğal sit alanı statüsüne 1989’da kavuşan göl özellikle nesli küresel ölçekte tehdit altındaki dikkuyrukların kışlama alanı. Gölde son 20 yılda üç dört metrelik bir çekilme gözlendi. Suyun çekilmesiyle ortaya çıkan yedi adet beyaz ada ise göle başka özellik daha katıyor. Ancak bol yağışlı dönemlerde göl seviyesi tekrar yükseldiği için adalar su altında kalıyor. Burdur Gölü’nde konaklayan sukuşlarının tümü geçişlerde konaklama için Salda’yı kullanıyor. Gölde 50 civarında kuş türü bulunuyor. Göl suyu içindeki magnezyumun yanı sıra soda içeriği ve zengin kil minerallerinin birçok cilt hastalığına iyi geldiğine inanılıyor. Gölün etrafındaki karaçam ormanı ise keklik, tavşan, tilki ve yabandomuzu gibi birçok yabani hayvana ev sahipliği yapıyor.

Gölün hidromenyezit minerali bakımından zengin olan noktasına doğru yürüyorum. Bu gölün ilginç ve çok özel bir jeolojik öyküsü var. Bu sahilde göl kumlarına beyaz rengini veren güncel hidromenyezit oluşumlarının en güzellerini görmek mümkün. Sahile gelme amacımız da bu. Tatlı su gölü olan Salda’yı çevreleyen magnezyum ve kalsiyumca zengin serpantinit kayacından geçen sular, kayaçtaki bu elementleri çözerek daha aşağıdaki havzaya taşımış. Burada devreye bir canlı girmiş. Bu canlı stramatolit denen bir tür alg. Mavi ve yeşil rengin hâkim olduğu bu yosun fotosentez yaparak magnezyumun gölde yeniden çökelmesini sağlamış. Göle turkuaz ve beyaz rengini bu kimyasal reaksiyon vermiş. Göl de bu özelliği nedeniyle “Türkiye’nin Maldivler’i” olarak anılmaya başlamış.

Öykünün diğer tarafı ise stramatolitler. Bu mavi yeşil renkteki bitkiler yaşamın oluşmasına çok önemli katlıda bulunmuş. Sadece tek hücreli canlıların denizde ilkel olarak bulunduğu dönemlerde, yani günümüzden yaklaşık 2.5 milyar yıl önce denizlerde meydana çıkan bu bitkiler fotosentez yapmaya başlamışlar. Atmosfere sürekli olarak oksijen gönderen bu fotosentez olayı yaklaşık 2 milyar yıl sürmüş ve atmosfer oksijen

bağımlısı canlılar için yaşanacak hale gelmiş. günümüzden yaklaşık 530 milyon yıl önce ise denizlerde ilk canlılar görülmeye başlanmış. Gölün etrafında, özellikle batısında bu stramatolit oluşumları devam ediyor. Göl bu özelliği ile de dünyanın birkaç önemli noktasından biri.

Gölün muhteşem sahillerinin eşliğinde batıya doğru gidiyoruz. Gölün etrafında birçok eski yerleşim de bulunuyor. Bu noktalarda kısa molalar verdikten sonra batı sahiline yani stramatolitlerin en yoğun gözlendiği noktaya varıyoruz. Sahil olduğu gibi stramatolitlerle kaplanmış. Bu muhteşem organizmaların dünyada yaşamın oluşmasına yol açtığına inanmak güç olsa da, gerçek bu. Bazı yayın organlarında Salda’nın Mars gezegeni ile ilişkisinden söz ettiği geliyor aklıma. Mars’a nasıl gitmişler ve buradaki denizlerde stramatolit olduğunu nasıl araştırmışlar bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa o da bu olağanüstü bitkilerin dünyadaki canlı yaşamının temeli olduğu.

Salda Gölü’ne büyük zarar verecek bir tehlike ise henüz geçmiş değil. Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından gölü besleyen su kaynaklarının üzerine yapılan sulama barajı, gölün beslenme kaynaklarına büyük darbe vuracak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı DSİ’ye dava açmış durumda. Eğer bu göletler engellenemez ise Salda Gölü’nün kaderi de diğer kuruyan birçok gölün kaderiyle aynı olacak ve bu dünya mirası doğal anıt iyice küçülecek.

Güneş batmak üzere. Gölün karşı kıyısındaki yükseltiler tüm görkemiyle ortaya çıkmış durumda. Stramatolitlere veda ederken dünyadaki yaşamın gelişmesini sağlayan bu kendi halinde, basit, ama inanılmaz bir işleve sahip yosunların yok olmasına da neden olacak mıyız diye düşünmeden edemiyorum

Hidromanyezit ve stramatolit bakımından zengin olan ve mineral dokusundan ötürü beyaz kumsallarıyla ilgi çeken Salda Gölü, Türkiye’nin en derin (yaklaşık 185 metre) gölü (solda). Burdur’un Yeşilova ilçesi, arkeolojik bakımdan da dünyanın ilgisini çekiyor. Kalkolitik devirden kalma bulgular İÖ 5 bin yıla tarihleniyor. Antik tiyatro ise ilçenin en önemli değerlerinden biri (üstte).

Salda Gölü’nü batı kıyısında bulunan stramatolitler, yeryuvarı üzerinde yaşamın gelişmesinde önemli rol oynamış. Yaklaşık 2.5 milyar yıl boyunca bu tür canlıların yaptığı fotosentezle havadaki serbest oksijen oranı artmış ve 530 milyon yıl önce atmosfer yaşama elverişli hale gelmiş.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.