ALFA ROMEO 4C

Yeni karbon sporcu 4C’nin de gösterdiği gibi Alfa’yı sevmek, sıkıntıya katlanmak anlamına da geliyor.

Auto Show - - Baş Sayfa - Stefan Voswinkel

Sonunda gerçek bir Alfa

Hayranlarının Alfa Romeo kadar sıkıntıya katlanmaya hazır olduğu markaların sayısı çok azdır. Işıldayan gözleriyle Alfistiler kükreyen çift boğazlı karbüratörler, ardından da insanı baştan çıkaran karoserlere hayrandılar. BMW mi? Onlar için asla yeterince iyi olmadı. Ancak markanın güncel ürün yelpazesi, artık sadece MiTo ve Giulietta’dan, yani iki adet nazik kıyafetli Fiat modelinden oluşuyor. Teknolojik rekabet kabiliyetleri o kadar geride ki, İtalyanların bu gururlu markayı getirdikleri hal insanın içini sızlatıyor.

Peki ya Alfa Romeo tutkunları? Onlar için bunların hiç önemi yok. Onlar markalarını seviyor, gerçekten çekici son Alfa olan 156’larını hala kullanıyor. Ancak Romeoların, sıkıntıya katlanabilme sınırlarının sonu gelmiş gibi görünüyor. Çünkü geçtiğimiz yıl dünya çapında sadece 70 bin civarında Alfa Romeo satılabildi.

Sonuç olarak karoserine “Forza Alfa” ruhunun işlendiği yeni bir kahramana ihtiyaç var. Fanatiklerin nabızlarını yeniden hızlandıracak olan bu yeni kahramana kavuşabilmek için bazı pazarlarda 2016 yılına kadar beklemek gerekiyor. Bu arkadan itişli yeni Alfa piyasaya çıktığında, markanın ruhu da yeniden canlanacak.

Bu kahramanı Avrupa’nın tamamında yollara çıkarmak için Alfa Romeo, 2 uzun yıl bekleyecek. Ancak araç Türkiye’ye geldi bile, Türkiye satış fiyatı da açıklandı; tam 110.000 Euro. Lisansör dergimiz Auto Bild’in test ekibi de bu araçla tanışma fırsatı buldu. Baştan çıkarıcı orantıları, alçak ama geniş yapısıyla bu otomobil gerçekten çok etkileyici. Bu otomobil bir erkeğin ne istediğini çok iyi biliyor ve hemen herkesin başını çevirip en az bir kez daha bakmasına neden oluyor. Evet, 4C’den bahsediyoruz. Rengi mi? Tabi ki parlak bir kırmızı: Rosso Competizione.

“Competizione” İtalyancada yarış anlamına geliyor ve bunun açık bir meydan okuma olduğu kesin. Bunun dışında Alfa, 4C ile yaşadığı krizden de kurtulmayı hedefliyor. Bunun için teknolojinin en yeni ürünlerinden biri yani karbon şasi kullanmaya karar verilmiş. Alfa’nın açıklamasına göre aracın ağırlığı sadece 895 kg. Ancak bizim tartımızda ağırlığını 1000 kg olarak ölçtük. Aslında bu da fark etmez. Neticede 4C gerçek bir tüy sıklet. Örneğin bir Porsche Cayman’ın ağırlığı neredeyse 400 kg daha fazla.

Hafifliğine ve 4 m’ye bile ulaşmayan uzunluğuna rağmen 4C kesinlikle bir oyuncak değil. Ancak binişler ortalama

bir Avrupalı için biraz zor olacak gibi görünüyor: Sağ ayağını zemine koy, yavaşça aracın içine doğru düş, kafanı çarpmamaya dikkat et, sol ayağını geniş marşpiyenin üzerinden geçirip içeri al ve küçük spor koltuğa sığmaya çalış! Şaşırtıcı basitlikteki kokpit, bir kez içine girmeyi başardığınızda gayet bonkör iç mekan genişlikleriyle sizi şaşırtacaktır. Ne bacaklarınız ne de başınız herhangi bir kısıtlanma hissi yaşatıyor. Hatta küçük koltuktaki sürüş pozisyonu bile gayet iyi.

Ancak çevrenize fazla dikkatli bakmamanız gerekiyor. Kim bilir, kalite fanatiği olan VW Başkanı Martin Winterkorn Alfa Romeo’yu satın almak istediğinde, Başkan Sergio Marchionne ona “hayır” diyerek büyük bir iyilik yapmış olabilir. Çünkü Winterkorn 4C’nin iç mekanını biraz dikkatlice incelese, güçlü bir darbeyle sarsılabilirdi. Tek parçadan üretilmiş gösterge paneli bir Dacia’dan daha iyi görünmüyor, ön havayastığının üzerini kapatan kapak yamuk sabitlenmiş, şalterler sallanıp duruyor, plastik aksamdan gıcırtı sesleri geliyor. Ancak dürüst olmak gerekirse, Alfa’yı Alfa yapanın da bunlar olduğu kabul edilmeli.

Bu nedenle zayıf kaliteyi göz ardı edip, 4C’nin üretilme sebebi olan motoru çalıştırıyoruz. Boğuk bir çığlıkla uyanan 4 silindirli makine, sürücünün kulaklarının hemen arkasında konumlandırılmış. 4

silindir mi demiştiniz? Neticede bu motordan yükselen sesler, Ferrari’deki 8 silindirli kardeşleri kadar etkileyici ve en az o kadar gürültülü. Alfa bu otomobil için trafiğe çıkış iznini nasıl aldı acaba? Kim bilir, belki de yetkili memur da bir Alfistiydi!

Bu motor, 4C’nin vahşi karakteriyle kesinlikle çok iyi uyum sağlıyor. Devir bandı boyunca kükrüyor, çığlık atıyor ve aracı sadece 4.7 sn’de 100 km/s’ye ulaştırıyor. Ancak anavatanı otoyollar olmadığından, 4C’de hızı fazla abartmamak gerekiyor. Bunun nedenlerinden ilki, süspansiyon, rüzgar ve motor gürültülerinin birkaç dakika içinde can sıkıcı hale geliyor olması. İkinci neden ise 4C’nin “düz gidiş ne demek” bilmiyor olması. Eski 911’ler gibi yüksek hızlarda, burun kısmı çok hafifliyor ve viraj içinde zeminde yarıklar varsa, hem sürücünün çok dikkatli olması, hem de yolun en az 2 şeritli olması gerekiyor. Bu nedenle en iyisi, 4C’nin kendisini evinde hissettiği şehir dışı yollar. Virajları çok az yana yatarak alıyor. Gerçekten daha fazla keyif almak için bir motosiklet kullanmanız gerekiyor. Rahatsız edici tek şeyse hissiz direksiyon. Bugüne kadar hiçbir yeni Alfa Romeo modeli bu kadar keyifli olmamış, güçlü karakteriyle sürücüsünü bu kadar etkileyememişti. İlk yolculuğun ardından insan, 4C’yi garajında saklamak, hatta salonunun ortasına koymak istiyor. Test sonuçlarına bakıldığında, belki de yeni Alfa Romeo’nun zannedildiği kadar iyi olmadığı düşünülebilir. Ancak markanın fanatiklerini yani karoserinin ve karakterinin çekiciliğine kapılan Alfistileri ise yeni 4C, her yönüyle mutlu edecektir.

Hayır, klasik

mantıkla bakıldığında 4C iyi bir otomobil

değil. Ancak benzersiz olduğu kesin. Aslında onu bu kadar çekici ve akılda

kalır kılan şeylerden biri de mükemmellikten uzaklığı. Yani uzun zamandır özlediğimiz bir

Alfa…

Düşük ağırlığı ve servo desteği olmayan direksiyonu sayesinde 4C, sonsuz kullanım keyfi sunuyor.

Alçak, geniş ve baştan çıkarıcı: Alfa’nın en iyi formu.

Fren ustası: Sert pedal hissine rağmen 4C, 34 m civarında duruyor.

Dizayn harika, işçilik zayıf: Tasarım çok hoş görünürken, malzeme ve işçilik oldukça zayıf.

Göründüğünden daha büyük: İç mekan oldukça geniş. Spor koltuklar çok rahat.

Viraj canavarı: Pirelli, 4C için özel lastikler hazırlamış. Böylece otomobil asfalta resmen yapışıyor.

Ses virtüözü: Egzozdan cehennemi gürültüler yükseliyor. Bunu sevenler 4C’yi de sevecektir.

Bagaj hacmi sadece 110 lt.

Tam yol ileri: Düşük ağırlık sayesinde 1.8 lt’lik turbo motorun 240 HP’lik gücü yeterlinin çok ötesinde.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.