AMERIKAN RÜYASI

Ford’un Detroit’te sergilediği mavi mucize, Ferrari’leri kovalamayı hedefliyor.

Auto Show - - MAGAZİN -

Önce şöyle söyleyelim: Mavi oval logoludan çok daha etkileyici otomobil markaları var. Ford kelimesini söylediğinizde normalde aklınıza, ilerleme, sihirli cazibe veya umursamazlık gelmez. En azından Ferrari’dekilerin aklına gelmez. Ancak bu mavi mucizeyle örneğin fuarlarda karşılaşanlar, Ferrari’yi unutuveriyor ve tepkileri genelde tek heceli oluyor: Vay! Bunun nedeniyse yeni GT ile Ford’un, rüya otomobillerin zirvesine yerleşebilecek bir rüya otomobili yaratmış olması. GT bunu gayet rahat yapabilir, hem de sadece görsel etki anlamında değil...

Bunun, otomobil dünyasının ağırbaşlılığıyla tanın bir markasından gelmiş olması gerçekten tuhaf. Şef Teknisyen Raj Nair’e göre ise bu durum kesinlikle mantıklı: “Bunun gibi otomobiller pazarlama için çok önemli. Bizlere genç ve zengin müşteriler kazandıracak.” Açıklamalar mantıklı olabilir ama Ferrari de satın alabilecekken kim bir Ford alır ki? Bu sorumuza Nair, Ford Grubu’nun devasa gücü ve pek tahmin edilemeyen teknik bilgi birikimini dile getirerek cevap veriyor ve ekliyor: “GT mutlak Ford. O bizim amiral gemimiz. Teknik ilerleme konusundaki şov otomobilimiz. Hem de jantlarından aerodinamik ve motor sistemine kadar her yönüyle. Bunların hepsi, gelecekteki Ford modellerinde göreceğimiz, kullanabileceğimiz yeni teknolojiler. Ayrıca performans ağırlığı (HP başına düşen ağırlık) konusunda GT, dünyanın en iyi seri üretim otomobillerinden biri.”

Kulağa iyi geliyor ama yine “nasıl” diye merak ediyoruz. Özellikle de Ford’un teknik detayları hala gizli tuttuğu düşünülünce. Kesin olan teknolojiler şöyle sıralanıyor: Karbon karoser, alüminyum yürüyen aksam, 20 inçlik jantlar, semi-

slicks lastikler, torsiyon yaylı şasi, ayarlanabilir zeminden yükseklik, karbon frenler, sürtünme katsayısını ve soğutma kapasitesini iyileştiren “tam aktif” olarak adlandırılan aerodinamik yapı…

Hepsi çok hoş! Peki güç ve şov cephesinde durum ne? İşte bunu düşündüğümüzde, süper Ford’a olan inancımız gerilemeye başlıyor. Sorunsa V6 motor. Tamam, çift turbolu olabilir ama sonuçta sadece bir V6 işte! Yani bir V8 değil! Hem de vatandaşların yarı insan yarı V8 olduğu ABD gibi bir ülkede! Nair hayal kırıklığımızı anlıyor ve bizi ikna etmeye çalışıyor: “Mühim olan verim ve 3.5 lt’lik V6’mız, 6.2 lt’lik V8’imizden daha güçlü.” Ardından da, 7 ileri oranlı çift debriyajlı şanzımandan arka tekerleklere gönderilen gücün 600 HP’den fazla olduğunun garantisini veriyor. Nair hibrid çözümü ise reddediyor: “GT bunun için uygun bir otomobil değil. Çünkü hibrid sistem ağırlığı çok fazla artıracaktır.”

İnsanı derinden etkileyen karoser, Dizayn Şefi Moray Callum’un, yani Ian Callum’un kardeşinin kaleminden çıkmış. Çalışmalar ilk anında yeni GT’de herhangi bir retro deneme yapılmaması- na karar verilmiş. Neticede bunu, 2004’te piyasaya çıkan ve 1960’ların yarış efsanesi olan GT40’ı hatırlatan GT’de zaten yapmışlardı. Moray Callum: “GT40’ın ruhunu taşıyan ama retro tasarımı olmayan bir otomobil yaratmak istedik. Tamam, geçmişi hatırlatan birçok detay var ama bizler, bugünün hedeflerini takip ettik. Sonuçta ortaya zamanın teknolojisine uygun ama kökenini unutmamış bir süper sporcu çıktı.”

Bilmeyenler için: “Ford Ferrari’yi geride bıraktı” sözü kesinlikle bir hayal ya da zihinsel bir problem değil, tam tersine gerçek. En azından 50 yıl önce durum böyleydi. Her şey 1962’de başladı. Enzo Ferrari markayı satmaya karar vermiş, Henry Ford ise satın almaya çalışmıştı. Ön pazarlıklar gayet iyi gidiyordu ve

“Asla öncüsünün kopyası olmamalıydı. Bizler günümüzün hedeflerini takip ettik.” Moray Callum Ford Tasarım Şefi

alış veriş neredeyse ideal şartlardaydı. Ta ki yaşlı Enzo, global Ford krallığının bürokratlarına teslim etmeyi reddedene kadar. Sinirinden küplere binen Ford, mühendislerini topladı ve Ferrari’yi geçecek bir otomobil üretmelerini emretti. Hem de Le Mans yarışlarında!

İngiliz yarış firması Lola’nın da desteğiyle 1964 yılında otomobil, GT40 (40 rakamını 40 inçlik yani 101.6 cm’lik yüksekliğinden almıştı) adıyla hazırdı. Ve kazandı da. Hem de 1996-69 yılları arasında art arda 4 kez. Kendilerinin ürettiği elit 12 silindirliler yerine büyük seri üretim uzmanı bir firmanın V8 motoruna yenilmiş olmaları, Ferrari çok daha kötüydü. Toplam 124 adet GT40’ın tamamı Slough/İngiltere’de üretildi ve hem yarışlardaki başarıları hem de görünümleriyle unutulmaz birer efsane haline geldiler. Günümüzde GT40, otomobil güzellik yarışmalarında hala çok iyi sonuçlar alıyor ve bunu sadece kendi yaş klasmanında yapmıyor.

Durum böyle olunca ilk GT’nin, 1960’ların zamandan bağımsız formunu hatırlatan bir otomobil olması gayet anlaşılır oluyor. Yüksekliği 43 inç olduğu için 40 rakamından vazgeçilen yeni model GT adıyla 2004 yılında sahneye çıktı. O, efsanevi bir kahramanın modernize edilerek başarıyla hayata döndürülmüş haliydi. Seri üretim raflarından alınan 550 HP’lik kompresörlü bir V8 550 HP güç üretiyordu ve bu rakam GT40’ların çoğundan fazlaydı. 330 km/s hız yapabilen bu rüya otomobili Ford, 170 bin Euro fiyatla satışa çıkardı. İki yıl içinde 4.038 adet üretilen otomobillerin tamamı, günümüzde daha fazla ediyor.

Peki ama Ferrari’ye yeniden savaş açan bu “hiper” GT’den kaç tane üretilecek. Ian Callum yaklaşık 1600 adet planladıklarını ve fiyatlarının da 2004 GT’den daha yüksek olacağını söylüyor. Ancak bunun için biraz daha beklemek gerekebilir: “Projeye sadece 14 ay önce başladık. 7-8 kişiden oluşan bir dizayn timi gizli tutula bir alanda çalıştı. Bugün bile bu otomobilin yanına, Ford Grubu’ndan sadece 50 kişi görebiliyor. Ayrıca bu, üzerinde sadece akşamları ve hafta sonlarında çalışılan bir projeydi. Diğer taraftan Detroit’te sergilenen şov otomobil, seri üretim aracın neredeyse yüzde 95’iyle aynı.” Sıra son soruda: Ne zaman? Kesin bir açıklama olmasa da bir tahmin yapılabilir: GT40’ın ilk Le Mans galibiyetini aldığı yıl olan 1966’nın 50 yıldönümünde, yani 2016’da!

Bu tasarıma Ford “hedef odaklı” diyor. Geniş kapı eşikleri dikkat çekici. Koltuklar doğrudan zemine vidalanmış. Captain Future’ın kokpiti: Devir sayacı çubuk grafik şeklinde, hız göstergesi ise dijital. Teknik Şef Raj Niar “verimin anahtarı aerodinamidir” diyor. Büyük girinti, çıkıntı ve yarıklar optimum hava

yönlendirmesi sağlıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.