LANCIA D50

Canavar ve ben

Auto Show - - HAFTANIN GÜZELİ -

Pedallara ulaşabilmek için ayaklarımı karanlık boşluğa doğru uzatmaya çalışırken mekanikerler bana sırıtıyordu. Şefleriyse sinirli bir şekilde koşuşturup duruyor ve dudaklarını oynatıyordu. Kim bilir, belki ağıt yakıyor, belki de dua ediyordu. Çünkü ilk kez damarlarında İtalyan yarış pilotu kanı dolaşmayan biri D50’nin direksiyonuna geçiyordu. Markanın klasik departmanının yöneticisi olan Terlizzi, bu antikaları çocukları olarak görüyor, onların her vidasını, her yağ lekesini ve tüm hikayelerini biliyor.

D50’nin hikayesi 50’lerin başlarında başlamış. Tasarımcı Vittorio Jano’dan, rakiplerinin tümünden daha modern, daha güzel ve özellikle o günlerde pistlerin hakimi olan Mercedes W 196’dan daha hızlı bir yarış otomobili tasarlaması istenmiş. Jano çalışmasını bitirdiğinde ortaya, 8 silindirli motoru ön tekerleklerin hemen arkasına çaprazlamasına yerleştirilmiş bir Monoposto (tek koltuklu) çıkmış. Motorun bu ilginç yerleşimi kardan milinin yanda konumlandırılmasına izin vererek çok alçak bir ağırlık merkezi elde edilmesini sağlamış. Beş ileri oranlı şanzıman, ıslıklar eşliğinde çalışan 2.8 lt’lik V8’in hemen arkasına monte edilmiş. Açıktaki ön ve arka tekerleklerin arasına yerleştirilen iki adet ince yapılı depo aerodinamik

Lancia’nın kötü kaderli 260 HP’lik canavarıyla göz göze.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.