VW EMİSYON SKANDALI

Kurnaz VW yöneticileri

Auto Show - - CONTENTS -

Volkswagen aslında sadece sonuncusu… 1960’lardan bu yana, otomotiv endüstrisinde o kadar fazla sayıda büyük skandal yaşandı ki… VW’nin emisyon testlerine hile karıştırması, son 50 yılın otomotiv felaketlerinden sadece birisi… Yaralanmalara hatta ölümlere neden olan mühendislik ve güvenlik problemleri bir şekilde ortaya çıktı ve markalara hem yerel, hem de uluslararası boyutta çok ağır cezalar kesildi…

Otomobil herkesin kullandığı ve hep göz önünde olan bir motorlu araç olduğu için de; en ağır güvenlik, yakıt tüketimi ve çevre kuralları, her yıl zorlaştırılarak otomobillerin karşısına çıkarıldı!..

Ve markalar da, bu kuralların bazen oluşturulmasında, bazen de değişmesinde, istemeden de olsa sorumlu oldular… Yani, markalar, yönetmelikleri kendileri zorlaştırdılar!.. Nasıl mı?.. Tasarımda, geliştirmede, üretimde, satışta ve satış sonrasında yaptıkları hatalar, ortaya çıkan problemler, ABD’de tüketiciler adına çalışan Consumer Reports, Otoyol Güvenliği Sigorta Enstitüsü IIHS, J.D. Power&Associates gibi test ve kalite organizasyonları tarafından belirleniyor ve kamuoyuna açıklanıyor… Eğer hata çıkmazsa, markalar ödüllendiriliyor… Fakat, yanlışlık bulunursa da, sorumlular derhal suçlanıyor… Yılda 17 milyon otomobilin

satıldığı ABD pazarını kontrol edebilmek için, uzun yıllarca denenmiş ve modern dünyaya göre sürekli güncellenen mevzuatların kullanılması zorunlu… Hatta, markaların hiç beğenmedikleri ve eleştirdikleri o çok sıkı ABD kurallarının tüm dünya için örnek olması da, çevre ve kendi güvenliğimiz için kabul edilebilir…

İlk kriz değil!

Bugünlere gelininceye kadar, otomotivin yasalarının şekillendirilmesinde etki etmiş çok önemli krizlerden de bahsetmeliyiz…

Tam 50 yıl önce, otomotiv skandallarının ilki Chevrolet Corvair’in ekonomik olsun diye arka salıncak aksı ve tek parçalı direksiyon kolonunun ölümcül olabileceği kanıtlanmış ve GM’in Başkanı

bu tespiti ört bas ettirmek isteyince de, ABD senato komitesi önünde en sert şekilde sorgulanmıştı!..

1970’lerde 3 milyondan fazla üretilen küçük ve ekonomik Ford Pinto, arkadan çarpmalarda aracın yanmasına ve ölümlere neden olan bir hatalı tasarım nedeniyle mahkemelere taşınmıştı… Fakat, asıl büyük ceza, bu hatayı bilen ama maliyet hesabıyla üretiminin devam etmesine karar veren marka yöneticilerine gelmişti…

2000’lere gelirken ise Firestone lastikli Ford Explorer’lar taklalar attılar ve 1000’dan fazla kişinin hayatını kaybetmesinden sorumlu oldular… Otoyol ve araç güvenliği konusunda en yetkili merci, NHTSA (National Highway Traffic Safety Administration), sorun lastiklerde demiş ve satılmamışlardan başka, araçların üzerindekiler bile dahil olmak üzere, 6.5 milyon lastiği toplatmıştı… Bu arada Ford CEO’su Jacques Nasser de, işten çıkarılmıştı…

2009 yılında Toyota’nın yüzleştiği, kullanıcılarının ölümlü kazalarına sebep olan, paspasın pedallara doğru sıkışması ve gaz pedalı takılması krizi de, ortalığı fazlasıyla karıştırmıştı… Toyota, sorunlu tüm araçları defalarca geri çağırmasına rağmen, tüketicilere karşı aldatıcı ifadeler kullanma ve hatalarını gizleme yönünde yaptığı yanıltıcı açıklamalar nedeniyle ceza kovuşturmasından kaçamadı ve tam 1.2 milyar USD cezaya çaptırıldı!..

Geçtiğimiz yıl ise Chevrolet’in kompakt modellerinde şirket mühendislerinin de uzun süredir bildiği, 124 kişinin ölü- müne neden olmuş olan, hatalı kontak anahtarı sorunu ortaya çıkmıştı… Tüm o sorunlu araçların geri çağrılmasının yanında, geçtiğimiz ay, GM’in 900 milyon USD’lik cezayı ödemesi ve uzun süreli bir güvenlik geliştirme denetimine girmesi söz konusu olmuştu…

Bir kaç hafta öncesinde, sadece ABD’de 19.2 milyon araçta takılı olan Takata hava yastıklarının aşırı şiddetli ve metal parçacıkları savurarak açılma sorunu da, bir başka devasa otomotiv kriziydi… 8 kişi hayatını kaybetmiş ve yüzlerce kişi bu sebeple yaralanmıştı… Bunu kullanan markaların bu sorunu bilmelerine rağmen bu airbag’leri kullanmaya devam etmiş olmaları, müşterileri uyarmamaları ve geri çağırmaları başlatmamış olmaları nedeniyle Takata ve tedarikte bulunduğu

markalara, pek yakında çok büyük cezalar gelecek!..

Ve VW’nin emisyon vakası

Türkiye Bayram tatilindeyken başlayan başka bir müthiş kriz ise, dizel motorlarının havayı, aslında beyan edilenden çok daha fazla azot oksitle (NOx) kirlettiği ortaya çıkan Volkswagen Grubu’yla ilgili oldu… Yılda sadece ABD için en az 12 bin ton NOx salımı, asit yağmurlarına ve hava kirliliğine neden olabilirmiş…

ABD’de açıklanmış standartlara uygun olacak şekilde markalar, emisyon test- lerini kendileri yapmak ve sonuçların beyanıyla yükümlüler!.. Avrupa’da ise bağımsız test kuruluşları, bu emisyon kontrollerini yapmakta… Fakat, ABD’de devlete bağlı olmayan organizasyonlar ve üniversiteler de, ayrıca ABD’nin Temiz Hava Kanunu’na uygunluk ile ilgili testler yapabilir ve raporlarını Çevre Koruma Ajansı (Environmental Protection Agency) EPA ile paylaşabilirler…

1998 yılında Honda 1.6 milyon aracında tekleme izleme cihazını kapatması nedeniyle 267 milyon USD ve Ford da 60 bin aracını, çevreyi kirletmiyor olarak gösteren hilelere başvurarak bu kanunu çiğnediği için 7.8 milyon USD tazminat ödemişlerdi… 2014 yılında ise Hyundai ve Kia da, beyan ettiklerinden daha yüksek yakıt tüketen modellerinden dolayı 100 milyon USD cezaya çaptırılmıştı…

Ve o dönemde yapılan yargı açıklamasında, bu tip aldatmacaların kesinlikle affedilmeyeceği, vurgulanmıştı!..

Geçtiğimiz ay, Frankfurt fuarının açıldığı gün, tüm dünya yeni modelleri konuşmaya başlarken; Kaliforniya Hava Kaynakları Kurulu CARB ve EPA, VW’nin hileli bir sistem kullanarak emisyon standartlarına uymaya çalıştığı konusunda suç duyurusunda bulundu…

2014 yılının Mayıs ayında Uluslararası Temiz Taşımacılık Konseyi ICCT için araştırmalar yapan West Virginia Üniversitesi, dizel motorlu 2012 model Jetta ve 2013 model Passat’ların, EPA’ya aktarılmış verilere göre çok daha yüksek zararlı gaz emisyonuna sahip olduğunu tespit etmişti. Ve VW, 2014 yılı biterken yaklaşık 500 bin aracı geri çağırmayı, bir yazılım güncellemesiyle NOx Trap yani egzoz yolundaki azot oksit kapanı ve seçici katalitik indirgeme teknolojilerindeki hatayı düzeltip emisyonu azaltacaklarını açıklamıştı…

Mayıs 2015’e gelindiğinde CARB, VW’nin yaptığı düzeltmeyi yeniden in- celedi. Taşınabilir emisyon ölçüm sistemleri kullanarak yaptıkları testlerde NOx salımının beklenenden çok daha yüksek olduğu ortaya çıktı… Bunun üzerine CARB, bu sonuçları EPA ve VW’ye bildirdi… Hatta, bu son aşamada, VW’lerin sadece sertifikasyon testi sırasında ikinci bir kalibrasyon ile çalıştığı da tespit edilmiş…

Geçtiğimiz Eylül ayına gelindiğinde ise, VW, düzenleyici CARB ve EPA kurumları karşısında, araçlarının emisyon kontrol sistemlerini etkisiz hale getirecek hileli bir sistemle tasarlanmış ve üretilmiş olduğunu kabul etmek zorunda kaldı!..

Böylece 18 Eylül günü EPA’dan suç duyurusu yapıldı ve CARB’ın da icra soruşturması başlatıldı!..

20 Eylül günü VW CEO’su Martin Winterkorn’un “müşterilerimizin ve halkın bize olan güvenini kırdığımız için çok üzgünüm” açıklamasının ardından VW hisseleri yüzde 16.5 düştü… ABD Enerji ve Ticaret Yüksek Komitesi de, VW için inceleme başlattıklarını duyurduğunda, konunun artık Adalet Bakanlığı’nı ilgilendirdiği de anlaşıldı…

Oysa; 1990’lardan beri dizel motor üreticileri uzun otoyol sürüşlerinde daha düşük yakıt tüketimi için motorun kontrol yazılımını uyarlarken NOx emisyonunun istemeden yükselmesine neden oluyorlardı… EPA, ABD’de 2004 yılında geçilen emisyon standartlarına uyulması konusunda bu emisyonların yükselmesine neden olan sistemleri kullanma stratejisinin kanun dışı olduğunu açıklamıştı.

Gerçek kullanım koşullarında testler gerçekleştiren ICCT ise dünya azot oksit salımının ortalamasının kilometrede 560 miligram olarak, insan sağlığı ve çevre kirliliğiyle ilgili büyük bir tehdit oluşturduğunu söylüyor… ABD NOx limiti 31 mg/km, Avrupa’da ise 80 mg/km… EPA, VW’nin ABD’de beyan edilenden ve limitlerden 40 misli daha “kirli” olduğunu duyuruyor…

Hileli yazılım

Peki, VW, bu testleri öncesinde nasıl aşmıştı?..

Motor işletim sistemindeki yazılım, resmi bir emisyon testine girdiğini anlayınca, “alarm” moduna geçiyor ve test boyunca emisyon kontrol sistemini tümüyle çalışır hale getiriyor… VW’nin dizel motorunda, bu durumda aktif hale geçen en önemli parçası, NOx Trap denilen azot oksit gazlarını yakalayan ve

bunları azot ve su olarak ayıran özel “kapan”ı… Test sonrasında ise bu NOx Trap devre dışı bırakılıyor ve azot oksit emisyonunun yükselmesine göz yuman ve bu sayede de yakıt tüketiminin daha düşük olmasını sağlayan “normal” moda dönüyor…

Dizel motorların zehirli azot oksitleri tutan sofistike egzoz sistemleri olması gerekir…

Hidrokarbon ve karbonmonoksitleri su buharı ve karbon dioksite çeviren oksidasyon katalitik konvertörü, sistemin ilk modülüdür… Altında ise kurumları tutan partikül filtresi yer alır… Ardından egzoz gazı devridaim sistemi gelir ve azot oksit oluşumunu durdurmak için sıcaklığı düşürür… Fakat bu ünitenin aşırı kullanımı, performansı da, tüketimi de olumsuz etkileyecektir… Susturucuya doğru son parça ise, bizim “kapan”dır… NOx depolama katalitik konvertö- rünün, ancak yüksek yakıt tüketiminde verimli çalışabildiğini de hatırlatalım…

Bu yazılımın ve egzoz prensibinin asıl geliştiricisi, VW Grubu’nun büyük tedarikçisi Bosch… Fakat, Bosch’un bu yazılımı VW’ye deneme amaçlı olarak 2007 yılında teslim etmesi ve seri üretimde kullanılmasının yasak olacağını bildirmiş olması da, çok ilginç bir ayrıntı…

Müşteri tarafı

Türkiye için geçerli değil fakat, ABD ve birçok Avrupa ülkesinde motorlu araç vergileri emisyon değerlerine göre belirleniyor… Dizeller de, yıllardan beri daha “temiz” motor- lar olarak ün saldıkları için, hükü- metlerin düşük emisyonlu araçlardan daha az vergi almaları söz konusuydu… TL olarak 4 bin liralara varan bu avantajı müşterilerin kullandığı da akla getirilmeli… Hem az tüketim yapıp, hem de çevreyi daha az kirlettiğini düşünen müşteriler, bu hileli yazılımla aslında çevreyi düşündüklerinden daha fazla kirlettiklerini öğrendiler… Vergisel olarak, dolandırıcılık suçu ortaya çıkarken, burada zanlı müşteri gibi görünse de, asıl şüphelinin müşteriyi verilerine inandırmış olan marka olduğu ortaya çıkıyor!.. Yani, marka, “Yalan Beyan” ile suçlanırken, kızgın müşteri gruplarınca toplu davalarla da yüzleşecektir!..

Diğer yanda VW ve grup markaları, konuyla ilgili açıklayıcı internet sayfaları açacak ve müşterilere araçlarını ne zaman ve nasıl, hangi servislere yönlendirileceğini bildirecekler…

Hangi araçlar etkileniyor

Diğer markaların ve VW’nin bugün kullandığı üre enjeksiyonlu, 300 Euro daha pahalı AdBlue sistemi yerine, NOx Trap’li Euro5 olarak geliştirilmiş bu VW motorundaki hileli yazılımla donatılmış TDI araç sayısının 11 milyon adet olduğu açıklanıyor… 1.8 milyon VW Hafif Ticari aracı, 5 milyon VW binek otomobil, 2.1 milyon Audi, 1.2 milyon Skoda ve 700 binden fazla Seat ile başka markalara satılmış bir kaç yüzbin EA189 kodlu

motor için düzeltme

yapılması gerekiyor… Euro6’ya geçildiğinden beri, 1.5 yıldır üretimine son verilmiş olan bu motorların geri çağırım maliyetinin 6.5 milyar USD’den az olmayacağı tahmin ediliyor!.. Fakat, bu “emisyonlara uygun düzeltme” sırasında araçların performansının düşeceği de dedikodular arasında!..

Başka markalar

Bu konunun başka markalara sıçraması ise imkansız, Çünkü, Bosch bu yazılımı test amaçlı da olsa sadece VW Grubu’na verdiğini ve seri üretim için illegal olduğunu açıkladı...

Yani konu VW Grubu ve onun motor verdiği bir iki markayla sınırlı kalacak...

Fakat, VW’nin EA189 motorunda AdBlue olmadan o kadar düşük değerlere ulaşması, yıllardan beri diğer üretici markaların en çok merak ettiği ve araştırdığı konuydu… Şimdi, sinsice “eksiklik bizde değilmiş” dediklerini duyar gibiyiz…

Sorumlu kim?

Martin Winterkorn 2007 yılında VW CEO’su olunca Ar-Ge’den sorumlu yardımcıları Ulrich Hackenberg ve Wolfgang Hatz’a, EA189 motorunu hazırlatma talimatını vermiş. Winterkorn, istifa ederken, bu hileli yazılımdan haberdar olmadığını söylemiş olsa da, kendi döneminde geliştirilmiş, özellikle ABD oto

ritelerini kandır- maya ve araç maliyetini düşürmeye yönelik bu sistemin sorumluluğu da kendisine ait olacaktır… Bazı dedikodular, VW Grubu’nu gizlice yönetmeye devam eden Piech’in komutlarıyla mühendislik ekiplerinin bu yazılımı seri üretimde kullandıklarını fısıldasa da; Winterkorn bilgisi ve imzası dışında böyle bir müdahalenin mümkün olmayacağı da ortada!.. Fakat, ABD pazarında daha geniş yer kapmak isteyen VW Grubu, bu motorla başlatılan Clean Diesel projesi sayesinde, pazar paylarını ciddi oranda artırmayı başarmıştı… Yani VW Grubu’nu daha çok zenginleştiren bu taktiğe izin veren kişinin, suçu bireysel olarak üstlenmesi ve markaların imajını bir derece olsun koruması gerekiyor!.. Şimdi, artık yeni bir “sorumlu” var; VW Grubu yeni CEO’su Matthias Müller, sert Piech tarzı bir yönetim modeliyle grubun yapısının değiştirileceğini açıkladı... Ve geçtiğimiz hafta tüm ülkelerdeki teşkilatların en zeki mühendis ve yöneticilerini toplayarak 1000 kişilik bir dahili konferans düzenledi... Amaç, bu hileli yazılımı hızla değiştirmek ve tüm ülkelerdeki müşterilerin gözünde VW imajını bilinen seviyesine yeniden çıkarmaktı…

Çıkacak “mucizevi” çözümü, tüm dünya merakla bekliyor...

Mucizevi bir çözüm, şart!.. Yoksa, VW logosunu tarihinde ilk kez, bu kadar zor günler bekliyor!..

Şu an varılan son durum ne?

Alman Hükümeti, VW’ye 7 Ekim’e kadar, bu problemi nasıl

çözeceğini açıklamasıyla ilgili zaman verdi. VW, EPA’nın suç duyurusunu yaptığı günden bu yana 29 milyar Euro yani değerinin yüzde 38’ini kaybetti!..

Sadece VW için değil, tüm markalar Euro6 seviyesine geçtikleri için artık EA189 gibi Euro5 seviyesindeki motor üretimi bitti...

Yani aslında VW “yakalanmadan” çok önce otomotiv endüstrisi dizellerin zararlı gaz emisyon seviyesini aşağıya indirip, gerçek anlamda “Clean Diesel” kullanmaya başlamıştı...

Aynı EuroNCAP’in araç güvenliğindeki testleri ve değerlendirmeleri gibi, uluslararası bir başka tam bağımsız test kuruluşu tüm markaların tüm modellerini performans, ekonomi ve salım değerlerinde test edecek ve sonuçları açıklayacak!..

Böylece araç kataloglarına fabrika verileri değil, o kuruluşun elde ettiği datalar girecek!..

Avrupa’da durum

Avrupa’daki bazı ülkelerde VW satışlarının durdurulmuş olması, sadece emisyon vergilendirmelerine göre olan geçici belirsizliğin, yani araçların ne kadar salım gerçekleştirdiği tespit edilene kadar, olmasıyla ilgili...

Yoksa VW ve grup markalarının satışı rekabet hukukuna göre durdurulamaz...

Ancak TSi gibi EU onay raporları, o motorlu araçlar için artık geçerli değil...

Emisyon onaylarının yeniden oluşturulması bir süreçtir...

O bitinceye kadar bayiler araç satamaz, ruhsat oluşturamazlar...

Türkiye’deki durum

Türkiye’de henüz ÖTV, emisyon değerlerine göre uyarlanmadı... O sebeple Türkiye’de müşteriler, halen araçlarındaki düşük yakıt tüketimleriyle memnunlar...

VW’nin böyle bir zeki ve cesur hile ile ABD’deki emisyon duvarlarını aşmış olması, Türkiye’de yine “bunu ancak süper Alman mühendisiliği yapar” hayranlığını devam ettirir...

Fakat, sıraya girilen ve uzun süre beklenen VW’lerin ve diğer grup markalarının fiyatlarının düşmesini de umut edeceklerdir...

Bize göre fiyat indirimi kesinlikle olmayacaktır!..

Diğer yanda Türkiye’ye gelen EA189 motorlu hiçbir araçta böyle bir hileli yazılım olduğunu düşünmüyoruz… Çünkü, Türkiye için bu hileye gerek yok!..

Matthias Müller Martin Winterkorn

Ferdinand Piech

ABD pazarına dizel motorları sevdiren VW, şimdi nefret de ettirebilir. VW’nin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor.

Jetta ve Passat’ların en büyük kozu, düşük emisyonlu az tüketen TDI motorlarıydı.

TDI’ların akıllı yazılımı, testler haricinde emisyonu düşüren sistemi bypass ediyormuş.

Winterkorn sonrası VW Grup CEO’su olan Müller, VW’yi bu çıkmazdan kurtarmaya çalışacak.

VW ismi belki de artık kaliteyle birlikte anılmayacak.

TDI’lar, emisyon ve tüketim değerleriyle

popülerdi. VW, 2015 ilk 6 ay sonuçlarına göre dünyanın en büyük üreticisi olacağını açıklamıştı

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.