İlginç ikililer

Üç Alman premium otomobil markası, artık birer motosiklet markasının da sahip. Bu üçlüyü, sıradanlıkla uzaktan yakından ilişkisi olmayan bu ilginç karşılaştırmamıza davet ettik.

Auto Show - - EDİTÖR -

Sağ elim kaşınıyor. Biraz gaz versem. Sadece biraz ama... Mantık da bir yerde geri planda kalmalı. “Vroooooaammmm!” Sanki metal bir köprünün ayaklarındaki perçinler yerlerinden fırlıyor... Hemen ardımdan gelen sarı TTS’in motorundan da kükremeler geliyor. Dikiz aynasında gördüğüm yüz kesinlikle tehditkâr. Ama bu ifade ona çok yakışıyor. Acaba altımdaki Ducati, Audi’nin şovunu silik gösterebilecek mi?

Eğer yeni Monster 1200’ün üzerindeyseniz bu soruya rahatlıkla “evet” diyebilirsiniz. Ancak Alman premium markaların üçünün de birer motosiklet firmasına sahip olmaları çok yeni bir durum. Bilindiği gibi BMW zaten yılların motosiklet uzmanı. Ardından Mercedes, AMG üzerinden MV Agusta’yı satın almıştı. Audi ise birkaç yıldır Ducati’nin yönetiminde. Burada markaların hedefi, otomobille motosikletlerin imaj transferi yapması. Peki ama bu 3 dinamik çift arasında, dizayn, canlılık ve imajı en iyi kombine eden hangisi? Bunu anlamanın tek yolu, çiftleri keyif değerlendirmesine tabi tutmak.

Keyif? Audi TTS’te bu kelime biraz küçük harflerle yazılıyor. Bu sessiz sanatçı, 310 HP’lik gücünü quattro adlı 4x4 sistemi üzerinden, en küçük bir şov faktörü olmadan yola aktarıyor. Koltukta oturmak, direksiyonu kullanmak ve direksiyondaki kollarla vitesleri cerrah hassasiyetiyle değiştirmek çok hoş ama Buz Prensi’nin öpücüğü kadar soğuk da! Mutlak bir keyif coupesi olabilmek için bu otomobilin, ekranlı kokpit veya vites düşürmelerde etkileyici ara-gazı vermelerden çok daha sansasyon sunabilmesi gerekiyor.

Daha fazla baharata, en iyisi de yeni Monster’a ihtiyacı var. V2 motor çalıştırılıp düzensiz ateşleme patlamalarıyla çalışmaya başladığında çıkan sesler, ölüyü bile diriltebilecek kadar etkileyi-

“İkisinin de tarzları sıra dışı, hatta mantıksız. Ama bir şekilde modaya uygunlar.”

Joachim Staat

ci. 135 HP’lik motoru kükremelerle çalışıyor ama Ducati’nin asıl doğal yaşam alanı şehir dışı yollar: Kristal berraklığında bir iz takibi, aşırı güçlü frenler ve her şart için geniş bir ayar imkanı sunan çekiş kontrol sistemiyle bu motosiklet tam bir yol makinesi. Monster, sürüşün her saniyesinin nasıl keyifli bir anıya dönüştürülebileceğini gösteriyor.

Yolu 4 tekerlek üzerinde, sanki sürücünün koltuğu asfalta temas ediyormuşçasına yakından hissettirmekse M235’nin uzmanlığı. Teknik veriler tablosu gerekli her şeyi söylüyor: Sıralı 6 silindir, arkadan itiş, 326 HP... Tek eksiği bir turbo ibaresi. Bu iki kapılı araç saf bir BMW. Direksiyon zemin şartları ve araç tepkileri hakkında sürekli bilgi veriyor ve çok canlı çalışıyor. 8 ileri oranlı otomatik şanzıman da canlılığıyla göz dolduruyor. Ne yazık ki turboyla desteklenmeye başladığından beri bu efsanevi motorun, insanın içini titreten o tok sesleri artık yok.

Burada M235i yerine R 1200 R’ın sesini dinlemeyi tercih ederiz. Çünkü kapaklı egzoz sisteminden gaz verildiğinde yayılan, Wagner’in operalarını hatırlatan sesler insanın tüylerini diken diken ediyor. Yeni R 1200 R artık daha fazla grenaja sahip, motoru artık su soğutmalı, üçten dördüncü vitese geçerken o tanıdık şıkırtı seslerini çıkarmaya devam ediyor. 125 HP’lik güçse hiç olmadığı kadar yüksek. Öte yandan bu motosiklet her şart altında rahatlıkla kontrol edebileceğiniz, her zaman güven veren bir araç.

BMW’nin işlevsel çantalarının aksine MV Agusta’nın çantaları birer kozmetik unsur (sinyalleri bile var) olarak tasarlanmış. Tamam, Stradale de bir Tourer, yani bir gezinti motosikleti. Ancak bu garip sele ve kokpitle bunu nasıl yapacağız? Uzunca uğraşıp viraj çizgisini bulduktan sonra aracın testere sesleriyle çalışan 3 silindirli motoru, BMW ve Ducati ikizlerinin neye sahip olmadıklarını gösteriyor: 12000 d/d’lik devir zirvesi! Bu hafif motosiklet Monster’ı, virajların en dış çizgisine çıkarak solluyor. Tıpkı “iki tekerleğin Ferrari’si” olarak anılan MV Agusta’ların 1960’larda dünya şampiyonlukları kazanırken yaptığı gibi...

CLA Shooting Brake ise karnınızda kelebekler uçurmaya başlamadan önce başınızı sallamanıza neden oluyor. Bu şey de ne? Evet, bu garip ambalajın altında, piyasadaki en güçlü, agresif ve sinirli 2.0 Turbo motoru gizlenmiş. Bu araç spor koltuklara değil mengenelere sahip. 35 yanaklı lastiklerle CLA Shooting Brake, sanki bir sonraki doğum gününü görmek istemiyormuşçasına ilerliyor.

Otomobiller ve motosikletleri: BMW M235i ve R 1200 R (solda), Audi TTS ve Ducati Monster 1200 (ortada), Mercedes CLA Shooting Brake 45 AMG ve

MV Agusta Stradale.

Keskin güzellikler: MV Agusta Stradale ve CLA Shooting Brake tevazu kelimesini hiç duymamış bir ikili.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.