SÜRÜŞ ASİSTANLARI, KABLOSUZ AĞ GÜNCELLEMESİ İLE DEVREYE GİRİYOR

Auto Show - - KARŞILAŞTIRMA -

Bu fiyat ligindeki birçok lüks otomobil otonom sürüş sözü veriyor. Ya da sınırında olduğunu iddia ediyor. Bentley’de, bunun için gereken tüm sistemler var. Aynı donanımlar, teknolojilerini kullandığı Audi Q7’de de bulunuyor: Mesafe takip radarı (ACC), çarpışma uyarısı, şerit takip ve ölü nokta asistanı, sıkışık trafik asistanı ve gece görüş yardımcısı... Bentley’in ACC sistemi akan trafiği güvenilir bir şekilde takip ediyor ve şehir trafiğinde aracı durdurana kadar fren yapabiliyor. Bu dev, otoyolda şerit takibi de yapabiliyor ama yarım dakika sonra sürücüsünden ellerini direksiyona koymasını istiyor. Büyük İngiliz şehir içinde daha fazla problem yaşıyor ve trafik durduktan sonra tekrar harekete geçerken direksiyonu kendi başına çevirmeyi başaramıyor. Q7 ise bu işlemi yapabiliyor.

Testler sırasında Tesla’nın sistemleri güncellendi. Başlarda sadece mesafe takip radarı aktifti. Test bitiminden kısa bir süre önce ekranda ikonlar belirdi ve ikinci test sırasında “Autopilot” devreye girip otonom sürüşlere başladı. Direksiyonun ardındaki kola (Mercedes’ten alınmış) çift tıkladıktan sonra Model X, uzun otoyol sürüşlerini bile kendi başına yapıyor ve sürücüsünü çok daha uzun bir süre sonra (20 dk!) “ellerinizi direksiyona koyun” ibaresiyle uyarıyordu. Görüşün kötü olduğu durumlarda, karanlık çökerken ve şehir trafiğinde zorlandığından, bu uyarı daha erken geliyor. Diğer taraftan enlemesine park manevraları her zaman sorunsuzdu: Tesla 30 m uzakta olmasına rağmen, bulduğu park alanına gaz, fren ya da direksiyona dokunmamıza gerek bırakmadan kendi başına park edebildi.

(yihhhaaaa!) konfor (bulutların üzerindeymiş gibi!) en iyi dengeyi sunuyor. Havalı süspansiyon insanları şımartırken, direksiyon hissi yüksek kütleye saygı duymayı öğretiyor: Virajlarda dışa doğru kayma eğilimi gösteriyor. Otomatik şanzıman ise devir-sürücü talepleri dengesini “Big Brother” gibi kontrol ediyor.

Sıra tüketimde... 15.9 lt/100 km’lik rakamın gerçeğin sadece bir kısmı olduğunu söylememiz gerekiyor. Örneğin 200 km/s hızda bu dev, 20 lt seviyesini aşarken, hızlı otoyol kullanımlarında bu rakam 24 lt’ye doğru gidiyor. 98 oktanlık benzin kullanması ise maliyet bilançosunu mantıksızlık sınırlarına itiyor. Bir akaryakıt istasyonu sahibi olmanız işinize yarayacaktır.

Tesla’da ise güneş kolektörlerine sahip olmanız gerekir. Çünkü 34,0 kWh ile Model X, akülerinden sedan kardeşi Model S’ten (yakın teknolojilerle 23.3 kWh ile yetiniyor) çok daha fazla enerji çekiyor. Bunun nedeni ise 2.5 tonluk lüks karoser ve yüksek yapı. Bu devin canlı karakteri

ise kesinlikle çok şaşırtıcı.

Ön aksındaki 510 HP’lik elektromotor ve arkadaki 263 HP’lik elektromotorla Tesla, 4 tekerlekten çekişli bir araç ve 967 Nm gibi aşırı yüksek bir torka sahip. Torkun daha ilk devirde kullanıma hazır olması sayesinde Model X, kalkışlarda neredeyse ivme patlaması yaratıyor: Tekerlekler (Bentley’deki gibi) patinaja düşmüyor, vites değişimlerinin yarattığı güç kesintileri yok ve çıkan sesler bir metro treninden fazla değil. 100 km/s hıza 3.6 sn’de ulaşan bu Amerikan, hızlanma konusunda Bentley’e karşı avantajını 200 km/s’ye kadar koruyor.

Ancak Tesla bunu sadece 2-3 kez yapabiliyor: Elektronik sistem aküleri soğutmak için güç kesiyor. Neticede Model X, bu tür kalkış şovları için yaratılmış bir araç değil, çevreci kaygılar güdenlere hitap eden bir araç. Bu nedenle Tesla, üç farklı güç seviyesi (245 kW ve 75 kWh kapasiteden başlıyor) de sunuyor.

Bunun dışında Model X, Model S’i küçük bulan ailelere hitap eden bir model ve bunu başarıyla yapıyor. Dev yapısına rağmen izine sonuna kadar sadık ve yolculuklar lastiklerin üzerinden geçtiği küçük taşları bile hissedebileceğiniz kadar sessiz. İnce işçilik konusunda hala bazı eksiklere sahip olduğunu hissetmek içinse uzun yolculuklara çıkmak gerekiyor. Örneğin süspansiyon biraz daha konfor odaklı olabilirmiş: 19 inçlik büyük jantlar nedeniyle lastikler zemin bozukluklarında sarsıntı yapıyor, aynalardan yol rüzgarının sesleri duyuluyor. Yoksa motor sesi olmadığından mı rüzgar seslerini daha fazla duyuyoruz?

Tesla’nın direksiyonu Bentley’e göre daha direkt ama daha hissiz. Ancak “Sport” modda, dalgalı zeminlerde de izini koruyabiliyor ve ağır yapısına rağmen virajları zorlanmadan alıyor. Büyük direksiyon ise doğru çizgiyi her zaman takip edebilmenizi sağlıyor. Acaba Tesla’nın içinde, direksiyonun ardındaki vites ve sinyal kollarından daha fazla mı Mercedes gizli?

Durum ne olursa olsun, 160 bin Euro fiyat seviyesindeki bir otomobilde kalite daha iyi olmalıydı: Kaputtaki farklı genişlikteki birleşim noktası açıklıkları, eğik monte edilmiş kapılar ve sallantılı orta konsol. Ayrıca test aracımız, yeni asistan sistemlerle donatılmış ama bunların devreye sokulmamış olduğu bir üretim serisine aitti. Neyse ki Tesla, bu güncellemeyi bir düğmeye basarak yapabiliyor.

SONUÇ HENNING KLIPP VE JOACHIM STAAT Bentley ve Tesla otomobil dünyasının uçlarında yaşıyor. İkisi de mühendislik dehası ve sınırları aşabilme cesaretinin ürünleri. Teknik olarak baştan çıkarıcı olan Bentayga, şova önem veriyor. Model X ise müşterileri için etkileyici bir çevreci bilinç kartviziti gibi.

BENTLEY Mesafe takip radarının kolu Audi’den alınmış. Otoyolda sorunsuz çalışan sistem, şehir kullanımında Q7’den daha erken uyarı verdi.

TESLA Fotoğrafta yardımcı sistemler kapalıyken: Testin başında ölü nokta uyarısı ve şerit takip asistanı devre dışıydı. Kablosuz güncellemenin ardından Tesla otonom sürüş yapmaya başladı.

Bentayga’nın arkasındaki (pahalı karbon) spoyler sabit. Tesla’nın spoyleri ise sürücü araca binerken kapıyı açtığında yükseliyor.

Anahtarların premium dünyası: Bentley büyük bir B harfi kullanırken, Tesla’nın anahtarı otomobile benzetilmiş.

Çok yakın parklarda sensörler kapıların açılma açısını kısıtlıyor. Bir düğme ile sistem devre dışı bırakılabiliyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.