Motosiklet ve sanat tutkunu

Bir sanat tutkunu olan Tuğba Hacısüleymanoğlu, aynı zamanda motosikletli yaşamın da aşığı. Hacısüleymanoğlu motosiklet ve sanat topluluklarının birbirlerini kollayıp destekleyen bir yapısı olduğunu söylüyor. Yazı ve fotoğraflar: Doruk SEYMEN

Auto Show - - EDİTÖR -

Bir sanat tutkunu olan Tuğba Hacısüleymanoğlu, aynı zamanda motosikletli yaşamın da aşığı. Hacısüleymanoğlu motosiklet ve sanat topluluklarının birbirlerini kollayıp destekleyen bir yapısı olduğunu söylüyor.

Motosiklet tutkusunu babasından alan Tuğba Hacısüleymanoğlu oldukça renkli bir kişilik. Profesyonel iş hayatında hem sanatçı, hem de galeri sahibi olan Hacısüleymanoğlu için motosiklet ise tam bir hobi, bir tutku, bir yaşam biçimi. Hacısüleymanoğlu’yla röportajımızda kendisine, motosiklet dünyasını ve sanat camiasının bu tutkusuna yaklaşımını sorduk.

Auto SHOW: Motosiklet dünyasıyla nasıl tanıştınız?

Tuğba HACISÜLEYMANOĞLU:

Babam çok eskiden beri motosiklet kullanıyor, ben de onun sayesinde bu dünyaya girmiş oldum. Robocop gibi giyinip onunla beraber gezmeye başladım. Babamla birlikte motosiklet üzerindeki en güzel ve etkileyici anım, Kütahya’ya motorlarla gittiğimiz kamptı. Kamp alanına doğru sürerken, tanıdığımız, tanımadığımız aynı yöne doğru giden onlarca motor bir araya gelmişti. Tüm bu birliktelik ve atmosfer bana çok büyüleyici gelmişti. Ondan sonra bir gün benim de kendi motorumun olmasını hayal etmeye başladım ve oldu.

Türkiye’de bir kadın motosiklet sürücüsü olmanın zorlukları neler?

Diğer sürücülerin sadece araç olarak bile motosiklete alışkın olmadığı bir ülkede, kadın sürücü olmak zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Fotoğraf çekmek isteyenler bir yanda, soru sormaya çalışanlar bir yanda ve bir de bu sırada üstüme kıranlar var, araç yerine koymadıkları için zaman zaman sıkıştıranlar da oluyor.

Sanat camiası ile motosiklet topluluğunun örtüştüğü noktalar var mı?

İki alanda da kendi içinde bölünmeler ve farklı gruplar olsa da, ikisinin de aynı hevesi paylaşan bir aile gibi birbirlerini kollayıp, destek veren bir yapıları var. Belli ortak bir tutkuyu, özgürlüğü, kendini ifade edebilmenin samimiyetini yansıtıyorlar.

Motosiklet tutkusunun sanatınızdaki yaratıcılığa bir etkisi oluyor mu?

Yaptığım sanat zaten en temelinde beni anlattığı için, hayatımın akışını oluşturan, yaptığım her şey hem beni ve hem de tüm eserlerimi şekillendiriyor. Bunlardan en önemlisi de tabii ki motosiklet kullanmak. Çünkü şu anda en çok kendimle kalabildiğim anlar motosiklet sürdüğüm zamanlar. Sürüşe ve yola konsantre olduğumda etrafımdaki ve kafamdaki tüm gereksiz, önemsiz şeylerden arınıp, sadece kendimi dinleyebiliyorum. Bu da yapacağım eserler için ilhamımı tetikliyor ve beni fikir yağmuruna tutuyor.

Hangi tarz motosikletleri kullanmayı tercih ediyorsunuz?

Naked motosiklet kullanmayı seviyo- rum. İlk motorum Ducati Monster’dı. Şu anda Ducati Scrambler Italia Independent kullanıyorum. Dünyada yalnızca 1077 tane üretildi, Limited Edition tarzında sınırlı üretim bir motosiklet. Benimki ise serinin 644’üncü üretimi.

Motosikletin sizin için anlamı ne? Özgürlük mü, kaçış mı, taşıt aracı, ya da daha başka bir şey mi?

Aslında hepsi diyebiliriz, farklı anlara göre farklı anlamlar taşıyor. Yoğun İstanbul trafiğinde bir taşıt aracı, bindiğimde kendimle baş başa kalabildiğim için kaçış, tüm bunlardan dolayı da benim için özgürlük kaynağı motosiklet.

Herhangi bir motosiklet kulübüne veya topluluğuna üye misiniz?

Ducatistanbul kulübüne üyeyim. Ducatistanbul 9 yıllık geçmişi ile sadece Ducati sevdalılarının ve Ducati sahip-

“Sanat ve motosiklet camiasının benzer yönleri var, birbirlerini kollayıp destek oluyorlar”

lerinin buluşma adresi olmuş, eğitim ve sürüş güvenliğine üst düzeyde önem veren kulüp uyelerinden oluşan bir Ducati sahipleri kulübü. Her yıl yurt içinde ve yurt dışında 10’dan fazla farklı lokasyona 20’den fazla sürüş planlıyorlar ve bir motor kulübünün sürmesi gerektiği inancı ile etkinliklerini oldukça aktif tutuyorlar.

Motosiklet etkinliklerine katılır mısınız?

Elimden geldiğince çok zaman ayırmaya çalışıyorum. Çünkü başka türlü hayatta belki hiç yollarınızın kesişmeyeceği, farklı ortamlardan, farklı sektörlerden, değişik kültürlerden insanlarla böyle ortak bir tutkuyu paylaşmanın tarif edilemeyen bir hazzı oluyor.

Moto cafe tarzı yerlere takılır mısınız?

Ataşehir’de Hara Güre’ye gidiyorum. Motosikletiniz yıkanırken, orda diğer insanlarla oturup, kaynaşıp bir şeyler içip sohbet edebiliyorsunuz. Bu keyifli atmosferin içindeyken de saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Bir gün sahip olmayı arzuladığınız, idealinizdeki motosiklet nedir?

Şu an zaten idealimi yaşıyorum, kendi motosikletime hayranım. Ancak bir gün eski bir Cafe Racer alıp custom olarak modifiye etmek de isterim.

Tuğba Hacısüleymanoğlu dünyada yalnızca 1077 adet üretilmiş olan Ducati Scrambler motosiklet serisinin 644’üncü üretimine sahip. İdealindeki motosiklete sahip olduğunu söyleyen Hacısüleymanoğlu, ileride bir Cafe Racer alıp modifiye etmek de istiyor.

Motosiklet özgürlük mü, kaçış mı yoksa taşıt aracı mı sorusuna şu şekilde cevap veriyor; “Aslında hepsi diyebiliriz, farklı anlarda farklı anlamları var”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.