DODGE CHALLENGER San Francisco’ya kaçış

1971 yapımı “San Francisco’ya kaçış” adlı yol filminde Kowalski, Denver’la Pasifik Kıyısı arasındaki 2.000 km’lik rotayı 15 saatte tamamlamak istiyordu ama başaramadı. Bu kez de bizler aynı görevi yeni Challenger ile tamamlamak istiyoruz.

Auto Show - - EDİTÖR -

“Kowalski belirli bir nedeni olmadan, sadece araç kullanmak için kullanıyor.”

Interstate 70 Otoyolu’nu Thompson Springs’de terk ediyoruz. Kaputtan yükselen mat siyah hava girişi, 8 ileri ZF şanzımanın her vites yükseltişinde titreşip duruyor. Hemi-V8 motorlu Muscle Car, bizler 1970’lerin en önemli yol filminde büyük bir patlamayla sona eren maceradaki hayalet şehre doğru giden dar yol boyunca kükreyerek ilerliyor. Buralarda kaybolmamızın tek bir sebebi var ve Dodge Challenger da bunun için tek doğru otomobil.

Orijinal adı Vanishing Point olan “San Fransisco’ya kaçış” filmi. Colorado’dan California’ya uzanan bu vahşi otomobilli kaçış filmi, içinde otomobil geçen filmlerin tarihteki en iyi örneklerinden biri. İşte bizler de o filmdeki aynı rotayı izliyoruz.

Kahramanımız Kowalski, filmde ancak buraya kadar gelmeyi başarabilmişti: Utah Çölü. Son Amerikan kahramanının kalbi, kaçış aracı bir buldozer tarafın- dan parçalanıp patladığında, işte burada atmayı bırakmıştı. Film tutkunları buradaki terk edilmiş yakıt istasyonunu hemen tanıyacaktır. Bir hayranın istasyonun harap duvarının üzerine sprey boyayla yazdığı “Kowalski yaşıyor!” yazısını hemen fark ediyoruz. Plastik bir şişeden artık iyice ısınmış suyumuzu i-

çerken kendi kendimize soruyoruz: Bu 46 yıllık tam gaz yol filmi insanlarda, onları sprey boya ile bu terk edilmiş yere gelip sprey boya ile yazı yazmaya, sanal kahramanlarına saygı göstermeye ikna edebil- mek için nasıl hisler uyandırdı?

Bu sorunun cevabı ise Kowalski’yi oynayan Barry Newman’ın kendisinden geliyor: “Film, varoluşçuluğun bir

kompozisyonuydu. Kowalski sadece araç kullanmak için kullanıyordu. Belli bir nedeni yoktu.” Yani söz konusu olan sadece özgürlüktü ve kimse bunu ondan alamazdı.

Bir filmin verebileceği en derin mesajlardan biri veriyor olsa da San Francisco’ya Kaçış’ın gerçek yıldızı, polislerin 4 eyalet boyunca kovaladıkları 1970 model Dodge Challenger’dı. OA-4499 plakalı bu araç, o yıllarda Dodge’un sunduğu çok sayıdaki çılgın rengin aksine EW1 kodlu basit bir renge sahipti: Beyaz!.

46 yıl sonra: Dodge’un test parkında bize verebileceği beyaz renkli bir Challenger yok. Ancak sorun değil, çünkü 1970’lere gönderme yapan “Plum Crazy” (mürdüm eriği çılgınlığı) adlı renk de neredeyse günün her saatinde oldukça “çılgın” görünen bir ton. İşte bu noktada, Kowalski’nin bir teslimatçı olduğu aklımıza geliyor. Yani ona ne verilirse onu, hatta bir Kenworth TIR’ını bile kullanacak biri.

Kapı tok bir sesle kapanıyor. Filmde kullanılan diğer bir nokta olan Gol-

dfield’e doğru daha 569 mil yolumuz var. Büyük motor uyanıyor. Rotanın bir kısmını “Amerika’nın en yalnız yolu” olarak bilinen US 50 yolunda gidiyoruz. Birkaç bulut parlak güneşle aydınlanan vadilerde gölgelere neden oluyor. Kowalski’nin bu çöl boyunca aracını kükreterek ilerlediği günlerin üzerinden neredeyse yarım asır geçtiğini, Challenger’ın havalandırmalı koltukları kalçalarımızı serinlettiği, xenon farlar yolu çok iyi aydınlattığı, park kamerasının manevraları kolaylaştırdığı ve cep telefonlarımızı araca bağlayabildiğimiz için anlayabiliyoruz. Kowalski hayranlarına küçük bir teselli: Uydu radyosunda dinlediğimiz Classic Vinyl kanalında hala o günlerin müzikleri çalıyor.

Akşama doğru eski altın madeni şehri Goldfield’e hala 12 mil yolumuz var. Çöl kasabası Tanopah’ı ve Hometown Pizza restoranında yemek yiyen ve şapkalarında “Make America Great Again” (Amerika’yı yine büyük ülke yapın) yazan yarım düzine insanı biraz önce geride bıraktık. Sadece Hometown Pizza’nın büyük porsiyonları bizim de midemize oturmuş durumda. US 95’in dümdüz uzanan asfaltında güçlü yansımalara neden olan sıcak havanın dışında Hemi-V8’in monoton homurtuları da yolculuğu zorlayıcı bir göreve dönüştürüyor. Bilgi-eğlence sistemine bağladığımız iPod’da “Mississipi Queen” çalarken hemen önümüzdeki

“Gençler, Nevada’daki hız limitlerini biliyor musunuz? Kesinlikle 93 mil/s değil, tamam mı?” Esmeralda County Şerifi

siyah-beyaz renkli Ford Escape etkileyici bir U dönüşü yapıyor ve dikiz aynamızı yanıp sönen mavi ve kırmızı parlak ışıklarla kaplıyor. Kahretsin! İzin verilenden 22 mil/s daha hızlıyız! Ey hız tanrısı, lütfen bizlere yardım et!

Şerif Ray-Ban Aviator gözlüklerini çıkarmadan “Nevada’daki hız sınırını biliyor musunuz?” diye soruyor. Aslında bu teorik bir soru. Ancak endişemiz sadece hız değil: Acaba bu polis, kirlenmiş arka tamponda neden büyük harflerle “THE LAST AMERICAN HERO” (son Amerikan kahramanı) yazdığını anlayabilecek mi? Büyük ihtimalle hayır!

Neyse ki hafif atlatıyoruz. Çünkü şerif, mahkemede 300 dolar ceza yazdırmak için bizi Goldfield’e kadar götürmeye pek hevesli değil. Bu nedenle yola devam etmemize izin veriyor ve Goldfield’e ulaşıyoruz. Burada yaşayanların neredeyse hepsi lanetlenmiş Goldfield Hotel’deki hayalet hikayelerini çok iyi biliyor. Ancak buradakilerin hiçbiri, San Francisco’ya kaçış filminin çekimlerinin yapıldığı zamanı hatırlayabilecek kadar yaşlı değil.

Otelin lobisindeki kirli cama birilerinin “Super Soul” yani filmdeki radyo DJ’inin ismini yazdığını fark ediyoruz. Sonrasında, Kowalski’nin görevini bitirebilmek için San Fransisco’ya doğru devam ediyoruz. Yol boyunca susuyor ve düşüncelere dalıyoruz.. Çünkü farklı düşünenlere pek yaşam alanı tanınmayan bu dünyada ba- zen gerçekten de Kowalski gibi insanları özlüyoruz. Kendince iyi niyetleri olan ve bir şekilde yasa dışı kahramanlara dönüşen insanları... “Özgürlüğünüzü sonuna kadar koruyun, bunun için gerekirse raydan çıkın” diyenleri...

Bir şey kesin: Elinde sprey boyayla Utah’ın hiçliğine kadar gidebilenler, Nevada/Goldfield’deki bir otelin kirli camına yazı yazabilenler böyle düşünüyor olmalı. Kowalski yaşıyor!

Lukas Hambrecht

Bir buçuk saat tam gaz: Böyle bir durumda kahramanın ön adı gibi ayrıntılara zaman kalmıyor.

Goldfield Hotel gerçekten lanetli mi, bilemeyiz. Ancak filmdeki DJ “Super Soul”un radyo kanalı buradaydı. Güncel Challenger’ın ön tasarımı: Bir Muscle Car tam da böyle görünmeli.

Hiçliğin ortasında: Filmdeki polisler, Cisco’daki bu terk edilmiş akaryakıt istasyonunda, filmin kahramanını durdurabilmeyi başardılar. Dodge Challenger, buldozerlerden oluşan bir yol blokajında paramparça oldu. Birileri duvara “Kowalski yaşıyor!” yazmış.

Neredeyse 500 HP: 6.4 lt’lik Hemi-V8 çalışırken aracın tamamını güçlü bir şekilde sallıyor.

Evet, daha güzel kokpitler var... Ancak çayır manzarası ve bu eski çekici, her şeyi unutturuyor.

Sinemaskop yol macerası: Asfalt ufka kadar dümdüz uzanıyor.

En basit Muscle Car şovu: Yanan lastikler ve bolca duman.

Sonunda San Francisco: Kowalski’nin yapamadığını yaptık. Dodge Challenger Golden Gate’in yanında.

Dikkat, tramvay! San Francisco’ya Karanlık basarken ulaşıyoruz. Ancak yolculuğumuz 15 saatten çok daha uzun sürdü.

Son durak: Dodge’u Chinatown’ın karanlık yan sokaklarından birinde yetkililere teslim ettik.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.