BUGATTI CHIRON Sonsuzluk gibi bir kalp atışı

İnsanları böyle bir hiper otomobil üretmeye teşvik eden nedir? İşte bu sorunun cevabını bizzat aradık.

Auto Show - - ICINDEKILER -

Hayat adil değildir. Örneğin bazı otomobiller vardır, hem iyi hem de kötü gününüzde her zaman yanınızdadır. Durumlarından hiç şikayet etmeden sizi ve ailenizi taşır, alışverişe götürür ve günlük yaşamınızın her anında yanınızdadır. Onların işlerini yapması için biraz taze motor yağı ve biraz da bakım yapmak yeterlidir. Peki ya gerçekten ailedenmiş gibi sevilirler mi? Şanslılarsa evet! Bir de bu yeni Bugatti gibileri vardır. Dünyaya ışıltılı farlarıyla bakan bir kahraman! Ayrıca her zaman görebileceğiniz bir otomobil de değildir. Herkes onu çok sever, hatta tapınırcasına sever. Onu gördüğünüz an, bir kalp atışı kadar sürse de, sonsuza kadar unutmayacağınız bir andır.

Kalp saniyede yaklaşık bir kez atar. İşte Bugatti’nin büyüsüne kapılmanız için gereken süre de işte bu kadardır. Alçak, geniş, tipik bir Bugatti olarak iki renkli... Mavi ve kahverengi. İçindeki canavarların sayısı öncüsü Veyron’dan, Koenigsegg’den veya Pagani’den çok daha fazla. İnce bir ışıklı şeride sahip arka tasarımı bile küçük bir karbon yuvanın içine sıkıştırılmış abartılı, hatta yıkıcı gücün hemen fark edilmesini sağlıyor.

Böyle bir 4 tekerlekli başyapıt yaratabilen bir insanın herhangi bir özgüven eksikliği çekebileceğini düşünmek bile imkansız. Evet, Bugatti Başkanı Wolfgang Dürheimer’dan bahsediyoruz. Başkanın mühendislerine gönderdiği yapılacaklar listesinde tek bir cümle varmış: “Chiron’u her yönüyle öncüsünden daha iyi yapın.” Kulağa zor gibi gelse de aslında oldukça kolay bir görev olmuş. Dürüst olalım: Veyron asla “iyi” bir otomobil olamadı. Tamam, 2005’te yola çıktığında otomobil dünyasının en üstün otomobiliydi: 1001 HP, 437 km/s... Dünyanın en güçlü ve hızlı spor otomobiliydi. Ancak bozuk zeminlerde kullanımı çok zordu. Ayrıca 120 km/s hızda otoyolda ilerlerken zeminin biraz ıslandığı noktalar bile hem otomobilin limitlerini zorluyor, hem de sürücüsünü kalp krizinin eşiğine getiriyordu.

Ancak Chiron’un direksiyonundaki mavi renkli marş düğmesine bastığınız anda bunların hepsini unutuyorsunuz: Marş motorunun kısa süren vızıltısının ardından 16 silindir birden derinden gelen kükremelerle uyanıveriyor. Şimdi sıra tam gaz vermekte! Önce motor 4000 d/d’ye tırmanıyor, ardından da 4 adet turbo gerekli çalışma basıncına ulaşıyor.

Ayağınızı frenden çektiğiniz anda dünyanız tepe taklak oluveriyor ve Chiron, 2.5 sn gibi inanılmaz bir sürede 100 km/s’ye ulaşıyor. Işınlanıyor mu desek? Tam bu anda motor kısa bir vites değiştirme molası veriyor, 1600 Nm’lik tork ikinci viteste tüm tekerleklerin kısa bir süre patinaja düşmesine ve hız ibresinin neredeyse aynı anda 100 km/s’e yükselmesine neden oluyor. İvmelenme neredeyse bir uzay mekiğiyle rekabet edebilecek seviyede. Aynı şey anlık yakıt tüketimi için de geçerli: Tam gazda dört adet turbo devredeyken, her saat silindirlere püskürtülen yakıt miktarı 880 lt! Ne diyelim, en iyisi 100 km’deki tüketimi hesaplamaya kalkmamak!

Şu anda altı buçuk saniyedir yoldayız ve hızlanma şovunun sonu yokmuş gibi görünüyor: 300, 350, 380 km/s… Bu sırada en küçük bir zorlanma hissetmiyorsunuz: Bugatti, 150 km/s’de ilerleyen bir Golf gibi yola oturuyor. Eğer sürücünün bir cesaret sınırı yoksa gerekli önlemi Bugatti alıyor: Hız, lastikleri korumak için, elektronik olarak 420 km/s’de sınır- landırılıyor. Sıra fren yapmakta! Aile boyu pizza boyutlarındaki 4 adet karbon fren diski Chiron’u başarıyla dizginlerken, sürücünün midesini alt üst edebiliyor. Chiron’un tamamen deri kaplı kokpitindeki düğme sayısı 5 adede indirgenmiş. Ayrıca buradaki kaliteyi dünyada başka bir yerde görmeniz mümkün değil. Hatta her dikiş izi bile tam olması gerektiği gibi. Ayrılık zamanı, çünkü Bugatti otomobilini geri istiyor. Geri dönüş yolu, dar şehir dışı yollar ve parke taşlı caddelerle dolu. Bu tür zeminlerde Chiron, bir anda ağırbaşlı bir otomobile dönüşmeyi de başarıyor. Evet, süspansiyonu “normal” bir otomobil kadar başarılı. Üretilmesi planlanan 500 adet Chiron’dan 260 tanesi şimdiden satılmış ve müşteriler, tanesi 2.4 milyon Euro’ya (vergiler hariç Almanya fiyatı!) satılan bu başyapıta sahip olmak için sıraya girmişler. Ne yazık ki bu araçlar, ömürlerinin çoğunu kapalı garajlarda geçirecek, yaratıcılarının kendilerine bahşettiği mükemmelliklerini sergileme fırsatını çok az bulacaklar. Çok az insanın duyacağı, sonsuzluk gibi bir kalp atışı.

Ne demiştik, hayat hiç adil değil.

Chiron’un kendisine yolda rastlamanız ya da 500 km/s’ye ulaşan başka bir hız göstergesi (sağda) görmeniz gerçekten çok zor.

Şehir dışı yolların virajlı bölümlerinde Chiron, şaşırtıcı bir ağırbaşlılıkla ilerleyebiliyor. 10 sn’lik çılgınlık: Chiron 0-200-0 km/s testinde.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.