Kahn ve odtü

Betonart - - Louis Kahn -

Doruk Pamir | Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde 1957-58 döneminde 2. sınıf öğrencileriydik. O günlerde yabancı mimarlar hakkındaki bilgilerimiz sadece L’Architecture d’Aujourd’hui ve Bauen+wohnen’den izleyebildiğimiz projelerle sınırlıydı. Ayrıca, yine bu yayınlardan izleyebildiğimiz kadar Le Corbusier, Alvar Aalto, Mies van der Rohe, Frank Lloyd Wright gibi mimarlardan az da olsa haberimiz vardı. Derken, William J. Cox isimli bir hoca UNESCO aracılığıyla fakülteye geldi. Louis Kahn’ın adını ilk kez Philadelphia kökenli bir mimar olan Cox’dan duyduk. O günlerde okulun kitaplığına Progressive Architecture ve Architectural Record gibi Amerika kökenli dergiler gelmeye başlamıştı. Bu dergiler aracılığıyla ve Cox’un öğretileriyle Kahn hakkında biraz daha bilgi sahibi olduk.

Cox aynı zamanda Kahn’ın stüdyosunda da çalışmıştı ve tam anlamıyla bir Kahn hayranıydı. Bize Kahn’ın New Jersey’de gerçekleştirdiği Trenton Musevi Cemaati Merkezi’ni ilk kez o tanıttı. Bu projenin bir özelliği, hizmet edilen ve hizmet eden mekânların ayrılmasıdır. Bu Kahn’ın önemli bir tasarım ilkesiydi. Fakat Trenton’daki yapılar grubunun o vakit ancak küçük bir bölümü inşa edilmişti. Kanımca Kahn’ın bu tasarım ilkesinin en bariz somutlaşması ise Philadelphia Medical Research Laboratories yapısındadır.

Üniversite eğitimimin sonlarına doğru Philadelphia kent kulesi projesi beni çok etkilemiştir. Hekzagonal ve tetrahedronlardan oluşan çatkısı mimarlıkta olağanüstü bir mihenk taşı niteliğinde olabilecek bir tasarımdı. Maalesef, Kahn’ın bu başyapıtı hiçbir zaman gerçekleşmedi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin kuruluşunda çok önemli bir rolü olan Pensilvanya Üniversitesi ODTÜ’deki mimarlık eğitiminin temellerini de oluşturmuş, uzun yıllar Mimarlık Fakültesi’yle ortak program ve etkinlikler geliştirmiştir. Hatta Kemal Aran, Gönül Aslanoğlu-Evyapan, Ahmet Gülgönen, Cengiz Yetken gibi Louis Khan’ın Pensilvanya Üniversitesi’nden öğrencileri olmuş isimler, ilerleyen yıllarda ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde görev aldılar. Yani, Kahn’ın mimarlık ve mimarlık eğitimi hakkındaki özgün söylemi o yıllarda ODTÜ’deki mimarlık eğitiminde doğrudan yer etmiştir.

Pensilvanya Eyalet Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptığım 1970’li yıllarda öğrencilerimle Kahn’ın stüdyosunu iki kez ziyaret ederek yüz yüze görüşme fırsatım oldu. Her ikisinde de, öğrencilerle sohbetinde o çok ünlü sorularıylabir tuğla ne olmak ister, bir baca ne olmak ister- başlayıp bir kemer ne olmak ister sorusuyla devam ederdi. Bu sorular galiba Kahn’la yapıları arasında var olan ilişkinin fizik ötesi boyutunu vurgulamakta.

Yıllar sonra Bangladeş’te bir proje üzerinde çalışırken Kahn tarafından gerçekleştirilmiş olan parlamento binası Sher-e-Bangla Nagar’ı sık sık geziyordum. Bu yapının ayrıntılarını izlerken Kahn’ın yapılarıyla nasıl fizik ötesi bir bağ kurduğunu anlar gibi oluyordum. Kanımca Bangladeş parlamento yapısı mimarlığa armağan edilmiş ve başlangıcı ve sonu olmayan çok özgün bir katkıydı. Oğlu Nathaniel Kahn’ın “Mimar Babam” isimli belgeselde Philip Johnson’la yaptığı bir söyleşide Johnson, Kahn için “Biz mimarların 20-30 yapısı vardır, ama onun yedi sekiz binası vardır ve hepsi de birer mimarlık başyapıtıdır” der. Nathaniel Kahn ise babası hakkında “Louis Kahn’ın binaları bir muammadır. Aslında Louis Kahn’ın kendisi de gerçek bir muammadır” der. Galiba bu, en doğru Louis Kahn tanımıdır.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.