Foto-gerçekler

Betonart - - Louis Kahn -

Deniz Güner | İster dünyaca tanınmış bir mimar isterse kimsenin bilmediği sıradan biri hakkında olsun, başkalarının yazdığı her biyografik anlatı veya öznenin kendisi tarafından kaleme alınmış özyaşam (oto-biyografi) öyküsü her zaman bir dizi historiyografik açmazı içinde barındırır. İster mimarlık tarihçisi, sanat tarihçisi veya kültür kuramcısı tarafından anlatılsın isterse öznenin kendisi tarafından dile getirilsin, bugünden geçmişe doğru, yani sonu bilinen bir hayat hikâyesinden başa sarılarak yazılmış bir “hikaye”nin bütüncül, tutarlı bir kurgu ile aktarılageliyor olması biyografik anlatıların en bilindik sorunlarından biridir. Eğer öznenin kendisi bu anlatıyı aktarıyor ise bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kendini göstermek istediği biçimde; yani olumsuz ve önemsiz detayları silerek, yalnızca belleğinde yer edinmiş olay ve anılar üzerinden, seçmeci olduğu kadar kendini yüceltici bir bakış açısıyla kendi yaşam öyküsünü yeniden-inşa eder. Mitleştirmeye eğilimli bu ayıklayıcı ve yüceltici tavır, mimarların biyografik ve monografik anlatılarında da sıklıkla görülür. Mimar öznenin kendisi veya anlatıcı tarafından biçimlendirilen yeni-kimliği bağlamında bazı işleri “olgunluk dönemi” ve “başyapıt” olarak öne çıkarılır ya da uygulanmış ve uygulanmamış birçok eser göz ardı edilip, sahiplenilmeyerek, tarih sahnesinden silinir.

Eleştirel historiyografik kuramlar doğrultusunda güncel monografik çalışmaların giderek daha temkinli ve incelikle ele alındıkları söylenebilir. Modern mimarlık tarih yazımının Avrupa merkezci erken örneklerinde ısrarla yer verilmeyen ya da yalnızca bahsi geçen Erich Mendelsohn, Luis Barragán veya Alvar Aalto vb. birçok önemli figür1 ile birlikte Louis Isadore Kahn’ın da 1980’lerden itibaren yeniden keşfedildiği, monografik çalışmalarının yeniden yazıldığı görülmektedir.2 Çağdaş historiyografik yaklaşımlar doğrultusunda ele alınan kapsamlı biyografik çalışmalar, önceki yaklaşımlardan farklı olarak, editörlerin veya mimarlık tarihçilerinin öne çıkardıkları proje/ yapı seçkileri ile temsil edilmemekte; inşa edilmemiş, yarım kalmış hatta farklı proje önerileri ve çalışma taslaklarının da dikkate alındığı daha kapsayıcı bir çerçevede ele alınmakta ve mimarların tüm külliyatının dökümünün yapılmasına çalışılmaktadır. Mimari kariyerindeki performansa dayalı böylesi bir biyografik/monografik arkeolojinin açmazı ise mimar öznenin karakter eskizini çıkaramayışıdır. İlerlemeci bir anlayışla aktarılagelen özyaşam öyküsü, mesleki kariyerinin ilk yıllarından sonuna kadar hep bir uyum, tutarlılık, süreklilik içinde olgunlaşıldığı yanılsamasını yaratır. Öznenin yaşadığı iç çatışmalar, pişmanlıklar, zıtlıklar, tutarsızlıklar, anlamsız gelen tavır ve eylemleri görünmez kılınır ya da en iyi ihtimalle mimari performansın dışına ötelenir.

Genellikle sanat tarihinden devralınan “karşılaştırmalı yöntem” ile yazılagelen modern mimarlık tarih yazımı3 okuyucuya görsel benzerlikler ve kronolojik dizilim üzerinden ilişkisellikler, zihinsel süreklilikler ve izlekler kurduran çağrışımsal bir yapıya sahiptir. Tarihçi Hayden White’ın vurguladığı gibi bu tür anlatılar, olaylar arasındaki zamansal boşlukları okuyucunun tamamladığı, roman benzeri kurgusal anlatılardır.4 Geçmiş hakkındaki kırık bilgi parçaları üzerinden hayali kurgular yaratmak yerine bu parçaların bazılarına odaklanarak mikro anlatıların oluşmasına çalışmak, daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Diğer yandan, yazılmışlar kadar yazılmamışların, örtük bırakılanların, bahsedilmeyenlerin üzerinden ilerlemek, tarihçilerin kastî veya örtük bir biçimde bahsetmedikleri, yani tarihin bilinçaltında bırakılanları ve görünmez kılınanları açığa çıkarmak yeni bakış açılarının ortaya çık-

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.