Akıllı tesisin zeplinden görünüşü

2040 yılında Antarktika... Üç araştırma istasyonu kendi enerjisini kendi üretmek zorunda. Bu yüzden bu tesislerden birine akıllı, karbon-nötr ve güvenilir bir enerji tedarikçisi olma görevi verilir. Tüm bunlara tepeden bakan bir zeplinin içinde iki kardeş

Capital (Turkey) - Gelecek Trendler - - BAŞ SAYFA - Sebastian Webel

Kuzey Kutbu’nun buzlarla kaplı derin zemininden yukarıya doğru yavaşça süzülerek gökyüzüne yükselen zeplinin içindeki Peter, “Ne manzara ama” der. Niklas onu “Muhteşem, değil mi” diye cevaplar. “Aşağıda yeryüzündeyken bile Antarktika’nın ne kadar harikulade ve güzel bir yer olduğunu görebilirsiniz ama sadece yukarıdayken bu buz çölünün ve derin uçurumların gerçek boyutlarını anlayabilirsiniz.”

İşte tam o anda kabinde kısa bir sinyal sesi duyulur ve zeplinin tırmanışı durur. Niklas, yaşça kendisinden büyük olan erkek kardeşine, “Şimdi çıkabileceğimiz maksimum yüksekliğe ulaştık” der. Kollarını iki yana doğru olabildiğince açarak “Antarktika’nın en yüksek gözlem platformuna hoşgeldiniz. Bu uçuş sırasında sizin kişisel rehberiniz ben olacağım” diye sözüne devam eder.

Peter eşsiz manzaranın tadını çıkarırken bir kahkaha patlatır. Altlarında uzayıp giden üç araştırma istasyonunu göstererek, “Vay canına, aşağıdaki bu binalar tıpkı küçük birer şehirmiş gibi görünüyor. Etrafındaki her yerde pek çok kuruluşun bir şeyler yaptığını görebiliyorum” der. Niklas başıyla onaylayarak, “Evet yapıyorlar. Onlardan biri iklimdeki değişiklikler ve dünyanın manyetik alanındaki sapmalar hakkında bilgi toplamak için buz çekirdeklerini araştırıyor. Bir başka kuruluş ise antibiyotik özellikleri olan mikro organizmaların izini sürüyor. Senin de bildi- ğin gibi benim patronum karbon-nötr, akıllı ve her şeyden önemlisi hepimiz için güvenilir bir enerji kaynağı kurmak için elinden gelen her şeyi yapıyor” diye cevap verir.

Peter pencerenin dışındaki manzaradan gözünü ayırmadan başıyla onaylar. “Dünyanın başka neresindeki koşullar acaba bir mikro enerji şebekesi kurmak için bu kadar meydan okuyucu olabilirdi? Eğer bu işi yapmayı burada başarabilirsen onu her yerde yapabilirsin demektir. Ancak sizin yaptığınız iş tam anlamıyla nedir” diye sorar. Erkek kardeşi araştırma istasyonlarının hemen yakınındaki yenilenebilir enerji tesislerini işaret eder. “Bizim enerji tedariğimiz soğuğa dayanıklı ve donmayan rüzgar türbinleriyle güneş panel-

lerine dayanıyor ve bunun dışında sıcak su için güneş kollektörlerimizle fotovoltaj panellerimiz de var” diye cevap verir. “Onların ürettikleri enerji tüm bu araştırma istasyonlarına dağıtılıyor. Ancak bu kaynaklar tek başlarına bütün bu binalara sürekli enerji verecek kapasitede değil.”

Peter konuşmasını sürdürür. “İster gece ister gündüz veya ister kış ister yaz olsun devasa boyuttaki dalgalanmalar her zaman olacak.” Niklas başıyla onaylayarak, “Çok doğru. Bu araştırma istasyonlarının bu duruma ayak uydurması ve kendi taleplerini enerji arzıyla dengelemesi şart” der. Peter başını sallar. “Ancak bunu yapabilmek için elinde gelecekte ne kadar enerji olacağını çok önceden biliyor olman gerekir, değil mi” diye sorar.

Niklas gülerek, “Kesinlikle çok haklısın, ancak çok yakında göreceğin üzere bizim bunu başarmak için illa da sihirbaz olmamıza gerek yok” der. Dokunmatik tabletinde bir simgeye dokunur. Zeplinin panoramik penceresinde bir anda araştırma istasyonlarında birbirine bağlı çapraz kesitlerin, diyagramların ve ağların tasarımları görünür. Bu tasarımlar erkek kardeşin görüş açısına göre ayarlanmış durumdadır. Peter şaşkına döner. “Bu da neyin nesi” diye sorar.

Niklas, “Bu bizim yaptığımız işin bir resmi” der. “Bu bizim enerji tedarik sistemimizin gelecekte ne kadar enerji üretebileceğini öngörebilmek için hayati önem taşıyor. Burada çalışan ise nöral ağlara dayalı ve kendi kendine öğrenen bir sistem. Günler öncesinden hava tahminlerini kıyaslıyor, mevsimsel karakteristikleri hesaba katıyor ve deneyimleri sayesinde günün çeşitli saatlerinde her bir araştırma istasyonunun ne kadar enerji tükettiğini biliyor. Bu sistem, bunun gibi parametreler sayesinde artı eksi sadece yüzde birkaçlık hata payıyla gelecek günlerde ne kadar enerji üretlebileceğini tahmin edebiliyor. Öngörülen arzla öngörülen talebi birbiriyle karşılaştırarak aynı zamanda hangi günlerde enerji sıkıntısı yaşanacağına da karar verebiliyor.”

Bu bilgilerle afallayan Peter, ilk önce hangi tasarıma bakacağını bilemez duruma gelir. “Peki bu istasyonlar kendi faaliyetlerini aksatmaksızın günlük enerji dalgalanmalarına nasıl ayak uydurabiliyor” diye sorar.

Erkek kardeşi, “Araştırmacılarımız hiçbir şeyi gözden kaçırmaz” diyerek ona güven verir. Niklas, “Bütün istasyonları birbiri- ne bağlayan akıllı bir enerji şebekesi bu bilgiler temelinde kendi kendini otomatikman programlar. Söz konusu ister havalandırma kontrol sistemi veya aydınlatma, su arıtma, sera gazları ya da hassas laboratuvar teknolojisi olsun, bu akıllı şebeke üç istasyondaki bütün enerji tüketicilerini ve onların önem derecelerini bilir” diye devam eder. “Bu yüzden bu sistem, her bir enerji tüketicisi sistemin kendi işlevlerini aksatmaksızın kaç dakikalığına kapatılabileceğini hesaplayabilir. Bu şekilde öngörülen enerji açıklarına karşı anında tepki verebilir.”

Peter hemen uzakta bir şeylerin olduğunu farkeder. “Şunlar hidrojen tankları, değil mi? Depolama üniteleri hakkındaki sorumun cevabı bu olsa gerek” der. Niklas gülerek ona bakar. “Sıcak yaz günlerinde güneş neredeyse bütün gün boyunca pırıl pırıl parlarken aslında tükettiğimizden daha fazla miktarda enerji üretiriz. Biz bu ihtiyaç fazlası enerjiden karı eritmek ve elektroliz aracılığıyla suyu oksijenle hidrojene ayrıştırmak amacıyla faydalanırız. Hidrojeni bu tanklarda depolarız ve enerjinin kıt olduğu kış aylarında yakıt pilleri aracılığıyla ondan ısı ve elektrik üretiriz” diye cevap verir.

“Senin de görebileceğin gibi biz aşağı yukarı karbon-nötr bir grubuz ve enerji üretiminin minimum seviyede olduğu günlerde bile yeterince enerji tedarik edebiliyoruz. Benim ekibim şu anda burada edindiğimiz verileri çok daha akıllı teknolojilere entegre etmek üzerinde çalışıyor. Nitekim burası dünyada fevkalade çözümlerin hayati öneme haiz olduğu tek yer değil.”

Niklas özel turunu sonlandırır. Erkek kardeşine dönüp bakar ve “Beğendin mi” diye sorar. Peter “Fantastik” diye cevap verir. “Üreticileri, tüketicileri ve bütün bu veri analiz süreçlerini birbirlerine bağlayarak neler yaratabileceğinizi görmek gerçekten çok heyecan verici” der. Ardından tıpkı eski güzel günlerde olduğu gibi erkek kardeşine koluyla ensesinden sarılır. “Ancak burada donmamak için kat kat giyinerek çok yüksek bir bedel ödüyorsunuz sizi gidi hanım evlatları sizi. Gel şimdi şunu aşağıya indirelim. Yanımda çok hoşuna gideceğini bildiğim bir şey getirdim. Aslında bu tedarik gemisinin kaptanının açgözlü köpeğinden onu gizlice içeri sokmayı güçlükle başarmıştım” der. Niklas “Nedir o” diye sorar. Peter sinsi sinsi gülerek, “Şu kadarını söyleyebilirim ki onunla başa çıkmak için çok fazla enerjiye ihtiyacın olacak” der.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.