İkinci hayat

Müzmin hasta Ambrose Turner, kardiyolog Sheile Shelby onun “dosya”sını kendi bilgisayarına indirirken dünya nüfusunun büyük bir kısmının yok olduğu bir dönemde kendisinin 40 yıllık suni bir koma döneminden sağ çıkmasını sağlayan olaylar zincirini anlatıyo

Capital (Turkey) - Gelecek Trendler - - BAŞ SAYFA - Arthur F. Pease

Buna bir deja vu anı demek yetersiz bir ifade olurdu. Daha önce hiç görmediğim tarz bir hastane olan bu yerden taburcu olmamın üstünden sadece birkaç gün geçti. Ama durun ben hastaneler hakkında zaten ne bilirim ki? Onlar hakkında en son okuduklarım bile 40 yıl öncesine dayanıyor. 2020 yılındaki kazanın öncesine, sürücüsüz bir kamyonun buzlu bir virajda kontrolünü kaybederek kullandığım arabaya çarpmasının öncesine, aracımın gösterge panosunun hava yastıklarını patlatarak çenemi parçalamasının öncesine, gözümün karararak kendimden geçmemin öncesine... Tam 40 yıl boyunca hayata bir pamuk ipliğiyle tutundum. 2020 yılındaki tedavilerden sonra, rehabilitasyonların ardından taburcu edildim. Yanımda eski iş arkadaşım Zeppy ile birlikte İskoçya’nın boş sokaklarını arşınlıyor ve altında bizim fabrikanın uğuldadığı çayırlıklardan geçiyordum ki bir şeyin göz ucuyla bizi izlediğini hissettim. Dönüp baktığımda karşımda üç metreden kısa mesafede büyük bir gri kurt olduğunu gördüm. Onun yaratık zekası benim yüzüme odaklanmıştı. Zeppy, “Sadece biyonik bir güvenlik sistemi” diyerek beni uyardı. Ancak bu şok benim için çok fazlaydı...

Yeniden canlandırılma süreci. Gözlerimi açtığımda burası bir hastane olsa gerek diye düşündüm. Daha sadece birkaç gün önce de burada değil miydim? Yoksa bir şekilde bir 40 yıl daha mı geçmişti? Çok mu ciddi yaralanmıştım? Ancak bu sefer etrafımda tüpler olmadığını sadece yatıştırıcı ışık altında yanıp sönen bir teşhis sensörü bileziği olduğunu fark ettim.

Kulağımın içine doğru kadife gibi bir ses “Bay Turner” diye seslendi. Yatakta doğruldum. O sesin sahibi kadın bana “Tünaydın” dedi. “Sizin için çok endişelendik. Kötü şekilde yere düştükten sonra buraya ambulansla yetiştirildiniz. Bilincinizi kaybetmiştiniz. Şu tüyler ürpertici derecede korkunç biyonik güvenlik yaratıkları yok mu! Aslında sizi uyarmamız gerekirdi. Neyse ki bu seferki son anda bizim taburcu dosyalarımızla biyometrik çaprazkontrol yaparak sizi tanıyabilmiş. Ancak eğer bunu başaramasaydı neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Sizin kim olduğunuzu anladıktan sonra bize pişmanlığını ifade eden bir mesaj gönderdi. Hayal edebiliyor musunuz! Her neyse anladığım kadarıyla bizim yeni cesur dünyamızda yaşadığınız ilk şoku gayet iyi atlatmışsınız. Bu arada özür dilerim ben Dr. Sheile Shelby” diyerek elini bana doğru uzattı. “Sizin yeniden canlandırılma sürecinizin kilit aşamaları boyunca kardiyoloğunuz bendim. Ancak maalesef ki siz hayata yeniden döndürülmeden hemen önce bir başka merkeze tayinim çıkmıştı” dedi.

Yeniden canlandırılma. Hayata yeniden döndürülme. O ana kadar tedavim hakkında pek fazla düşünmemiştim. Aslında dürüst olmak gerekirse hiçbir şey bilmek istemiyordum. Ama bu Dr. Shelby... Aman Tanrım, onu uzun uzadıya süzerken benim her şeyle ilgilenmemi sağlayabileceğini düşünüyordum! Bana, “Tedaviniz hakkında bir şeyler öğrenmek ilginizi çeker mi” diye sorduğunda sanki aklımdan geçenleri okuyordu. Şimdiden kendimi çok daha iyi hissettiğimi fark ederek “Elbette her şeyi” diye cevap verdim.

Dakikalar sonra örümceğimsi robotik kolları ve bacaklarıyla devasa bir ölü böceğe benzeyen bir muayene masasının önünde duruyorduk. Bu kol ve bacakların her biri iğneye benzer bağlantılarla masaya tutturulmuştu. Dr. Shelby havada beliren bir ekrana dokunurken, “Şimdi hemen sizin dosyanızı indireceğim” dedi. Gerçekten de bir saniyeden kısa sürede her bir noktasıyla benimmiş gibi görünen bir vücuda bakıyordum. Kadife sesi samimi bir empatiyle yankılanırken bana “Kendinizi iyi hissedeceğinizden emin misiniz Ambrose” diye sordu. “Tabii canım gayet iyiyim. Yani bu senin benim dosyam dediğin şey öyle mi” diyerek yalan söyledim.

“Evet gerçekten o. Eğer gerekirse son 40 yılınızla ilgili herhangi bir anı baştan sona size gösterebiliriz. Bu çok kapsamlı ve tamamıyla entegre bir kayıt yani müdahil olan bütün sistemlerdeki kondüsyon ve bakım verilerini eksiksiz sunan ve öğrenen bir kayıt. Bu kayıt, sürekli olarak dünyanın dört yanındaki diğer dosyalarla kıyaslanıyor. Bu gibi dosyalar, eczacılık ve robotik sistem tedarikçileri, sigorta şirketleri ve bundan birkaç nesil önce kuantum mirasçılarının internet dedikleri dünya genelindeki optimizasyon ağı için çok değerli.”

“Peki üniversiteler ya da doktorlardan hiç bahsetmediniz. Tüm bunlar onların işine yaramıyor mu” diye sormama, “Bu uzun bir hikaye” diye cevap verdi. Ve ardından ekledi: “Peki izah etmeye çalışacağım. Muhtemelen neden suni bir komada bu kadar uzun süre tutulduğunuzu merak ediyorsunuzdur. Ciddi travmaya maruz kalan sadece kalbiniz ve birkaç organınız değildi. Acil durum personeli kaza mahalline ulaştığında yaralarınızın içine patojenik organizmaların girmemesini sağlamak için geçenlerde yasaklanan çok bantlı bir test yaptılar. Tüyler ürpertici bir şekilde bu sıhhiyeciler sizde C. Gattii adıyla bilinen ve insanların yüksek vücut sıcaklıklarında gelişen Cryptococcus familyası üyesi yeni bir hiper öldürücü mantarın izine rastladı. Daha önce bu türden bir şeye asla rastlanmamıştı. Bu mantar, bir kemirgen aracılığıyla size bulaşmış olabilirdi. Her halükarda potansiyel bir sağlık bakımı acil durumunu gerektiriyordu. Sizi derhal 4 seviyeli bir biyo güvenlik sistemine kaldırdılar. Bir uzmanlar ekibi sizin kondüsyonunuzu istikrarda tutmayı başardı. Ancak otoriteler bu mantarın tedavisi bulununcaya kadar sizin suni bir komada tutularak bekletilmenizi emretti.” Mantar salgını. “Yani bir cevap bulmanız 40 yıl mı sürdü” diye sordum. Dr. Shelby, “O zamanlar Dünya Sağlık Örgütü’nün elinde bir mantar enfeksiyonları programı yoktu ve mevcut ilaçlar da öylesine toksik yan etkilere neden oluyorlardı ki sizin durumunuzdaki hiç kimse hayatta kalmayı başaramamıştı. Ayrıca çok az sayıda insan bu durumdan uzun süre boyunca etkilenmişti. Ancak yaklaşık 10 yıl önce, sizinkine benzer vakalar her yerde çoğalmaya başladı. Bu mantar, havada sanki bir sprey gibi yayılıyordu. Daha sıcak ısı de-

Benim uzun yıllar süren “vaka”mı hızlı bir şekilde ileriye sararak gösterdiği anlaşılan bir simgeyi hareket ettirdi.

receleri, kuru koşullar ve hızlı rüzgarlarla hemen her yere taşınmıştı. Şimdi yolların neden bu kadar boş olduğu hakkında bir fikir edinebilirsiniz. Şehirlerimiz, üniversitelerimiz ve hastanelerimiz de çok farklı değil” dedi.

“Peki bu mantar yüzünden ben neden ölmedim” diye sordum. “Bu mantarı yenme kilidinin sizin ve benim de içinde olduğum az sayıdaki şanslı hastanın vücudunun içinde olduğu ortaya çıktı. Bu aslında mantarın kendini yeniden üretme yeteneğine sekte vuran bir enzim salgılayan küçük bir genetik anormallikti. Sonunda birileri yeni bir aşı ile ortaya çıktı ve bu korkunç salgın sona erdi. Ancak sizin de görebildiğiniz üzere geriye çok fazla insan kalmadı” dedi.

“Peki ben çok daha öncesinde hayata yeniden döndürülebilir miydim” diye sordum. Kafasını iki yana sallayarak ve elini beni rahatlatıcı bir şekilde omzuma koyarak, “Hayır Ambrose. Hiçbir doktor ekibi sizi çok yakın bir geçmişe kadar kurtarmayı başaramazdı. Burada ihtiyaç duyduğunuz yeni organlar ve özellikle yeni bir kalpti. Ancak sizdeki gizli mantar hastalığını kapma riski olduğundan hiç kimse sizi ameliyat etmeye yanaşmıyordu. Sonunda sizdeki genetik anormalliği keşfettiklerinde bağışlanmış neredeyse bütün organların sizin için öldürücü olacağını anladılar. Size kendi DNA’nız temelinde yeniden üretilmiş organlar gerekiyordu. Şu anda da onlarla yaşıyorsunuz. Ancak çok yakın bir geçmişe kadar bu gibi organları yaratacak teknoloji yoktu. Şimdi gelin size bunun nasıl yapıldığını göstereyim” dedi. Robotik sistemler. Dr. Shelby kontrol paneline doğru uzandı ve benim yıllarca süren “vaka”mı hızlı bir şekilde ileriye sararak gösterdiği anlaşılan bir simgeyi hareket ettirdi. O bunu yaparken ameliyat masasındaki adamın yüzündeki hatlar kırışıklaşıyor ve cildi büzüşüyordu. Saniyeler içinde bu genç adam yaşlı bir insana dönüştü.

Dr. Shelby, “Bizim robotik sistemlerimiz sizin hasar görmüş organlarınızın hücresel seviyede çok yönlü taramalarını indirdi. Bu tarama görüntüleri entegre edilerek şeffaf bir robot hasta yaratıldı. Onlar çok uçlu iğneler kullanarak organlarınızdan birkaçının hasarlı kısımlarını içlerine çekerek vücudunuzun içinde değiştirilecek yapılar için canlı bir iskelet kurdu ve sonra bu iskeleti sizin kendi kök hücrelerinizle kolonileştirdiler. 10 yıllar önce zannedersem buna 3D baskı deniliyordu. Sizin de görebildiğiniz üzere o günlerden bu yana çok yol katedildi. Bu süreç dikkat çekecek derecede hızlı ve elbette ki kesinlikle mikrop barındırmıyor. Bu prosedür sırasında robotlar yeniden oluşturma sürecindeki yapıları ve işlevleri optimumlaştırmak için hemodinamik, basınç sıkıştırmaları ve elektrikli sinyalleşme simülasyonları yapıyorlar. Bu prosedür biter bitmez yeniden hayata döndürme süreci başlıyor. Sanırım gerisini zaten biliyorsunuz” dedi.

Benim için bu, kabullenilmesi çok zor bir şeydi. Sanki son 40 yılımı sadece birkaç dakika içinde yeniden yaşamış gibi hissetmiştim ve tek kelimeyle iflahım kesilmişti. “Yarın da odama beni görmeye gelebilir misiniz” diye sordum. Dr. Shelby, “Elbette” diye cevap verdi. Ancak aradan çok geçmeden yarı açık bir pencereden bir kurdun kan dondurucu bir şekilde uluduğunu işittim ve sabahın nelere gebe olduğunu merak etmeye başladım.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.