Fiyat makul olabilir

Altyapı projeleri uzun vadede ekonomik büyümeyi hızlandırabilir. Ancak aynı zamanda büyük miktarlarda paraya da mal olurlar. Bu ikilemin çözülmesinde ise akıllı teknolojiler ve esnek finansman modelleri bir yere kadar yeterli olabilir.

Capital (Turkey) - Gelecek Trendler - - EKONOMIK ALTYAPıLAR - Andreas Kleinschmidt

Ho Chi Minh şehri ile Londra’nın ortak özellikleri nelerdir? Her ikisinde de trafik sorunu yaşanır. Her ikisi de sel baskınlarına karşı savunmasızdır ve her ikisinin de kendi altyapısına yoğun bir şekilde yatırım yapması gerekmektedir. Ancak burası benzerliklerin bittiği yerdir. Ho Chi Minh şehri, büyük bir hızla büyüyor ve önümüzdeki 10 yıllar içinde pratikte sıfırdan modern ve verimli bir altyapılar silsilesini planlama ve hayata geçirme kapasitesine sahip. Diğer yandan Londra’nın ise sahip olduğu altyapıyı koruması ve akıllıca genişletmesi gerekiyor.

Burada Londra’nın yapabilecekleri sınırlı, çünkü bu İngiliz başkenti planlama sürecinde mevcut bütün sistemlerini hesaba katmak zorunda. Bunların içinde temelleri kazıldığında hoş olmayan sürprizlere yol açmalarıyla meşhur Victoria çağından kalma kanalizasyon tünelleri de var. Ardından

19’uncu yüzyılda inşa edilmiş demiryolları ve tavanları ara sıra su sızdıran istasyonlarıyla metro hatları geliyor. Ayrıca gerekli fonların bulunacağı varsayılırsa kanallar, tüneller ve yaşlanmış enerji santralleriyle hastaneler de modernize edilebilir. Aslında ister gelişmemiş bir bölgede sıfırdan yepyeni bir altyapı sistemi kuruyor olun isterse de mevcut tesislerin modernizasyonunu (endüstrileşmiş bölge çözümü) yapıyor olun burada en büyük sorun genellikle başlangıçta gerekli yatırım seviyesinin yüksekliğidir. Günümüzde büyük projelere milyarlarca euro, pound veya dolar harcamayı göze alabilecek belediye başkanı sayısı çok az. Aslında onların çoğu bakımsızlıktan harap olmuş altyapıları onarmak için gerekli fonları bulmaktan bile aciz.

Endüstrileşmiş ülkelerde yaşanan son ekonomik ve finansal krizin etkileri halen hissediliyor. Bu ulusların çoğu, son birkaç yıl için- de devasa boyutlarda borçlandı. BearingPoint Institute’un bir araştırmasına göre Avrupa’daki altyapı yatırımları 2007 yılından bu yana yüzde 60’dan fazla bir oranda azalmış durumda. Uluslararası Ulaştırma Forumu’nun raporları, Batı Avrupa’da ulaştırma altyapılarına yapılan yatırımların 1970’li yıllardan bu yana sürekli azalmakta olduğunu gözler önüne seriyor. Bu alandaki yatırımlar 1975 yılında gayrisafi milli hasılanın yaklaşık yüzde 1,5’ini bulurken, 2009 yılında sadece yüzde 0,8’i kadar olabilmiş. Üstelik şu anda altyapı yatırımlarının neredeyse yüzde 30’u mevcut sistemlerin ayakta tutulmalarına harcanıyor.

Ekonomik büyüme gelişmekte olan ülkelerde de yavaşladı ki bu aslında yeni altyapı projelerinin başlangıçta planlandıklarından çok daha uzun bir sürede tamamlanacakları anlamına geliyor. Örneğin, Endonezya’nın başkenti Jakarta’da yollara çıkan araç sayısı 2005 ile 2009 yılları arasında yüzde 22 oranında artmasına rağmen bundan çok daha büyük oranda karayolu harap oldu ve kullanılamaz duruma geldi. Bir rüyayı gerçekleştirmek. Ancak her şey illa da bu şekilde olmak zorunda değil. Mesela sıkı bütçe baskılarına rağmen Türkiye İstanbul’a yoğun bir şekilde yatırım yapmaya ve 160 yıllık bir rüyayı yani Boğaziçi’nin altından geçen bir tüneli inşa etmeye karar vermişti. 13 kilometre uzunluğundaki bu tünel, 2013 Ekim’inde hizmete girdi. Şu anda iki dakika aralıklarla kalkan banliyo trenlerine ev sahipliği yapıyor ve günde 1 milyon kadar yolcu taşıyabiliyor. Transmisyon kablolarından karmaşık sistem operasyonları ve teknolojilerine kadar her şey dahil olmak üzere bu tünelin sinyalizasyon ve kontrol sistemleri Siemens tarafından kurulmuştu.

Bu gibi yatırımlar kendi kurulum maliyetlerini uzun vadede birkaç kez amorti edebilir. Banliyo yolcuları, trafik sıkışıklıklarında çok daha az zaman harcar ve üretken faaliyetlere ayıracak daha fazla zaman bulabilirler. Otomobillerden kaynaklanan çevre ve gürültü kirliliği azaltılmış olur ve solunum yollarıyla ilgili hastalıkların sayısı düşürülebilir. Bu arada üretkenlik de artma eğilimine girer ki uzun vadede bunun ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönde bir etkisi olur.

Burada sorun bu gibi altyapı yatırımlarının maliyetlerinin anında kendilerini hissettirirken ve yerel hükümetlerin gözlerini korkuturken, pozitif ekonomik etkilerinin ise aradan ancak birkaç yıl geçtikten sonra fark edilmesinde yatmaktadır. İşte zaten bu yüzden esnek ve uzun vadeli finansman modelleri çok önemlidir. Yeni vagonlar. Buna benzer bir model şu anda Londra’nın 225 kilometre uzunluğunda ve şehrin kuzeyinden güneyine doğru çok sayıda banliyo alanını Londra’nın merkezine bağlayan Thameslink demiryolu hattının modernleştirilmesinde kullanılıyor. Bu hatta her yıl 40 milyon yolcu taşınıyor. Ancak gerek trenler gerek bazı istasyonlar, bu hattın kendisi kadar yaşlanmış durumda. Bu yüzden Thameslink Avrupa’nın en büyük altyapı projelerinden biri olarak baştan aşağıya yenileniyor.

Thameslink projesinin finansmanı bugün doğrudan hükümet tarafından yapılıyor. Proje ortakları ise kendi yatırımlarının karşılığını gelecek 20 yıl içinde bilet gelirleri aracılığıyla çıkaracak. Bu kurulum aslında yatırım maliyetlerini iki 10 yıla dağıtan karmaşık bir finansman çözümü sayesinde mümkün oldu. Siemens ise bu kuruluma kendi Siemens Fi- nansal Hizmetler (SFS) ünitesi aracılığıyla 400 milyon pounddan fazla miktarda para yatırarak katkıda bulundu. SFS finansal gücü sayesinde o sıralar Thameslink finansman döneminin tamamında sabit faiz oranı uygulamanın da dahil olduğu ve çok az sayıda bankanın sunabildiği belirli garantileri verebilmişti. Bundan İngiliz vergi mükellefleri kazançlı çıkacak ve aynı zamanda uzun vadede bilet fiyatları öngörülebilir olduğundan Thameslink yolcuları da kârlı çıkacak. Fiji’ye yeni trafolar. Uygun altyapılara yatırım yapılırken paranın nasıl iyi harcanacağını sadece dünyanın en büyük şehirleri göstermiyor. Örneğin, Fiji sakinleri artık petrol ithalatına gerek bırakmayan hidroelektrik enerji santrallerine güveniyor. Sonuçta bu ada ülkesi yılda yaklaşık 423 milyon dolar ta- sarruf ediyor. Bu tesisin trafolarını 2013 yılında Siemens yenilemişti.

Mozambik’e de liman şehri Nacala’dan devasa kömür rezervlerinin bulunduğu ülkenin iç kesimlerini birleştiren 912 kilometre uzunluğunda bir demiryolu hattı döşeniyor. Bu ulus, güvenilir bir ulaştırma bağlantısı olmaksızın asla bu değerli kaynaktan faydalanamazdı. Siemens burada da sinyalizasyon ve kontrol sistemleri sunarak katkıda bulunuyor.

Bu şirket ayrıca bu limanda içinde enerji dağıtım istasyonlarının da olduğu bir maliyet verimli enerji tedarik çözümü de kuruyor. Bunlar E-Houses adıyla bilinen konteynerlerin içine kuruluyorlar. Almanya’da üretilmiş bu konteynerlere varacakları yere gitmek için yola çıkmadan önce anahtarlama ve enerji nakil donanımları ekleniyor. Bu sayede montaj, kurulum ve hizmete alma maliyetleri dü- şürülmüş oluyor. Siemens Altyapı ve Şehirler’den Jean-Philippe Macary, “E-Houses, enerji dağıtımında konvansiyonel bina çözümlerinden yüzde 20 daha ucuz” diyor. Luanda’nın şebeke modernizasyonu. Angola’nın başkenti Luanda için altyapıların maliyetleri de çok önemli bir sorun. Yerel enerji şirketi EDEL’in başkanı Helder Adao, “Bu şehirdeki ev sakinlerinin sadece yüzde 40 ila 50’sinin elektriği var. Luanda’nın kenar mahallerine her yıl çok sayıda insan yerleşiyor ve bütün bu bölgeler plansız bir şekilde büyüyor” diyor. Mevcut elektrik şebekesi şu anda zaten aşırı yüklenilmiş durumda ve bu yüzden sık sık elektrik kesilmeleri oluyor.

Mühendislerin hangi alt istasyonların özellikle istikrarsız olduklarını, hangilerinin normal faaliyet gösterdiklerini ve bu hızda büyümeye devam edilirse gelecek altı ay içinde nerelerde darboğazlar yaşanılabileceğini bilmeleri gerekir. Bu gibi sorulara cevaplar bulmak için Siemens bu şehrin elektrik şebekesinin bir haritasını çıkardı ve belirli yatırımların sistemin geneli üzerinde ne gibi etkileri olabileceğine mühendislerin karar verebilmesini sağlayan bir bilgisayar modeli geliştirdi. Siemens’in tavsiyeleri sayesinde Luanda artık çok daha verimli bir yoldan kendi elektrik şebekesi altyapısını modernleştirebilir. Burada tek sorun para değil. Aynı zamanda yeni altyapılar geliştirir ve kurarken ve mevcut olanları iyileştirirken akıllı yaklaşımlardan faydalanmak da çok önemli. Diğer bir ifadeyle, iyi bir altyapının her zaman bir servete malolması gerekmez. Ancak onun sayesinde bütün bir şehrin veya ülkenin geleceği kurtarılabilir.

Avrupa’da altyapı yatırımları 2007 yılından bu yana yüzde 60’dan fazla azalmış durumda.

Mevcut altyapıların bakımı oldukça pahalıdır. Ancak güncellemelere yönelik hedefli yatırımlarla gelecekte çok daha pahalıya patlayacak tamir ve onarım maliyetlerinden kaçınılabilir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.