Adayların dış politika çizgisi

Capital (Turkey) - - PAZARLAMA - IAN BREMMER Eurasia Group Başkanı @ianbremmer

Amerikalılar yine Washington’da değişim için oy kullandı ve Cumhuriyetçiler ABD Kongresi’nin her iki meclisinde de üstünlüğü kazandı. Şimdi dikkatler 2016 başkanlık yarışına çevrilirken, ABD’nin dünyadaki rolü bakımından bunun ne anlama geldiğini düşünmenin zamanı. Barack Obama dış politikada riskten kaçınan bir başkan olarak kendisini kanıtladı. Bazıları George W. Bush yönetiminin “teröre karşı global savaş” politikasının aşırılıklarına karşı Obama’nın ıslah edici tavrını akıllıca buluyor. Bazıları da Obama’nın müdahale etme konusundaki isteksizliğinin dünyayı daha tehlikeli bir hale getirdiği uyarısını yapıyor.

Obama kendi içinde çelişmedi değil. Nihai çekilme sürecinin başlangıcında Afganistan’a ilave birlikler yolladı. Muammer Kaddafi’yi öldüren çokuluslu saldırıda ABD’nin yer almasını onayladı. Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalelerine karşı sert konuştu ve Rus bankalarına, enerji şirketlerine ve silah üreticilerine yaptırımlar koydu. Irak ve Suriye’de İslamcı militanların bombalanması emrini verdi. ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı onun bilgisi dahilinde düşmanları, müttefikleri ve iddiaya göre ABD Kongresi üyelerini dinledi.

Yine de Obama, dışarıda yeni maliyetler ve riskler alma konusundaki isteksizliğiyle öne çıktı. Daha başkan olmadan önce bile sadece Irak ve Afganistan’daki savaşları sona erdirmekle kalmayıp yeni savaşlara da engel olma niyetinde olduğunu açıkça ortaya koydu. Kendisinden dış politika doktrinini açıklamasını isteyen gazetecilere, “Aptalca şeyler yapmamak” cevabını verdi. Suriye’nin Beşer Esad’ına saldırma. Ukrayna’ya birlik gönderme. İslamcı militanlar ne yaparsa yapsın, Irak’a daha fazla birlik yollama. Obama bir “şahin” değil ve olmaya niyeti de yok.

2016 yılında ABD başkanlık seçimine doğru uzun yürüyüş başlarken, dünya şunu sorabilir: Amerika’nın gelecek başkanı nasıl bir dış politika izleyecek? Obama’nın birinci dış politika yardımcısı olarak hizmet verdiği göz önüne alındığında, başkan bir Hillary Clinton onun temkinli yolunu izleyecek mi? Yoksa başkan bir Jeb Bush kardeşinin yeni muhafazakâr yaklaşımına ait büyük ihtirasları yeniden mi inşa edecek? Ya da başka bir aday tamamen yeni bir yol mu önerecek?

Demokrat ya da Cumhuriyetçi gelecek yeni başkan, Amerika Birleşik Devletleri’ni mevcut çizgisinin çok dışına çıkarak yönetebilir görünmüyor. Çünkü tüm adaylar Amerikan kamuoyunun neredeyse tamamen iç politikaya ve ABD ekonomisinin yeniden dirilişine odaklandığını gayet iyi biliyor. Pew Research’ün geçen yıl sonunda yaptığı bir seçim anketinde 50 yıldan bu yana ilk kez, cevap veren ABD’lilerin çoğunluğu, “ABD’nin uluslararası alanda kendi işine bakması ve diğer ülkelerin kendileri için en iyi olanı yapmasına izin vermesi gerektiğini” söyledi.

ABD kamuoyunun sadece yüzde 38’i buna katılmadı. Hiçbir başkan halk desteği olmaksızın hırslı bir dış politika izleyemez.

İkincisi, adaylar yaklaşan kampanyada ne söylerse söylesin, her iki parti de günümüzün baş edilemez haldeki uluslararası sorunlarına kolay bir çözüm olmadığını kabul ediyor. Rusya Ukrayna’yı sonsuza dek Moskova’nın yörüngesinde kalmaya zorlayamaz. Ama hiçbir güç, dünyanın tek süper gücü bile, Rusları bunu denemekten alıkoyamaz. Yaptırımlar uzun vadede acı verebilir ama Vladimir Putin’in kararını değiştirmeyecek. Bu çelişki çıkmaza doğru gidiyor ve hiçbir ABD başkanı Washington’un batırabileceği bir kumarla başkanlığını riske atmayacaktır.

IŞİD militanları Irak ve Suriye’de yıkıma yol açmayı sürdürecek. Ne var ki ABD, Irak’a askerlerini geri yollamadan IŞİD’i tam olarak yenemeyecek. ABD topraklarında başarılı bir büyük ölçekli IŞİD saldırısı olmadıkça, gelecek başkan Demokrat ya da Cumhuriyetçi olsun, Amerikan halkından yeni bir Irak savaşı için destek istemeyecektir.

Gelecek başkanın Hong Kong ya da başka bir yerde demokrasi yanlısı göstericileri destekleyerek Çin’le ekonomik ve politik bir kavgaya girişmenin akıllıca bir fikir olacağına inanma eğiliminde olması beklenemez. Pekin’i provoke edecek en olası adım, ABD’nin, Çin’in birçok komşusuyla bağlarını derinleştirecek devasa bir ticari anlaşma olan Trans-Pasifik Ortaklığı’na destek vermesi anlamına gelecektir. ABD başkanlık adayları kürsüye çıktığında, saldırgan dış politika söyleminin yenilendiğini duymaya hazırlıklı olun.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.