Çarşafların kabuğunu soymak

Capital (Turkey) - - ANALİZ - DAVID BORK

u sabah üçü erkek ve biri kız olmak üzere yaşlanmakta olan dört kardeşle birlikte çalışmak için bir iş seyahatine çıkıyorum. Onların ayrıca dokuz çocuğu da var. Uçuşlar arasında aceleye getirmeden bir kahvaltı yapma, ikinci bir fincan kahve içme ve NY Times okuma fırsatım oldu. Bu arada gözüme yeni bir icat hakkında yazılmış bir makale çarptı. Anlaşılan üniversite öğrencileri yatak çarşaflarını değiştirmekten nefret ediyormuş. Bu icat ise üst tarafta yedi katmanı olan tamamıyla geri dönüştürülebilir lastikli bir çarşaf takımından ibaretti. En üstteki katman sahibine göre katlanılamayacak derecede kirlendiğinde tek yapılması gereken hoşa gitmeyen katmanın bir elmanın kabuğunun soyulması gibi üstten çıkarılmasıydı. Bu makaleyi daha dikkatli okuduğumda bu mucidin aslında 23 yaşında bir genç olduğunu ve bir mucitler ailesinden geldiğini öğrendim. Ailesindeki beş çocuğun her birinden 25 yaşına gelmeden önce bir şeyler icat etmeleri ve ardından o icat etrafında bir şirket kurmaları beklenirmiş. Ne müthiş bir fikir!

Bu ailenin beklentileri hakkında daha fazla kafa yordukça onları çalıştığım aile şirketleriyle ilişkilendirdim. Bu şirketlerde çalışan çocuklar için gelecekteki rollerini abartmak hiç de nadir görülür bir durum değil. Bu çocukların bazı hayalleri ebeveynlerinin yıllar boyunca çalışarak alın teriyle kazandıkları “yönetim katı”na kapağı atıp oraya yayılmakla başlar. Onlar aynı zamanda kendi ebeveynlerinin kazandıkları paralarla satın alınan ultra lüks arabaları en güvenli nereye park edeceklerinin hayalini de kurar. Elbette bu profile herkes girmez, yine de bu gibi insanlar yok değil. Oysa bunu halletmenin çok daha iyi bir yolu var ve öyle görünüyor ki bizim “çarşafçı” ailemiz bu meydan okumayı çok iyi kavramış.

FARKLI BİR SENARYO

“Genç üyeler, bir kurabiye olsaydı,

siz onların tam pişmemiş olduğunu

fark ederdiniz”

yetecek kadar büyük bir şirkete sahip olsun. Varsayalım ki onların kurdukları şirketlerin de bazıları batmış bazıları başarılı olmuş. Her iki durumda da onların bu girişimci çabalardan çıkardıkları dersler ve edindikleri deneyimler gerek yaşam gerekse şirket için olağanüstü değerli derslerdir. Bu çocukların hepsi veya bazıları bu aile şirketinde sırasıyla kendilerine uygun birer pozisyon bulacaktır.

Şimdi kronik ya da ölümcül unvan hastalığına yakalanmış aile şirketlerindeki genç üyelere geri dönelim. Onlar için her şey her zaman çok kolay olmuştur. Büyük bir ihtimalle lüks içinde büyümüşler, dünyayı gezmişler ve seçkin üniversitelerden mezun olmuşlardır. Eğer onlar bir kurabiye olsaydı ve siz onları yemeye kalksaydınız, onların tam pişmemiş olduğunu fark ederdiniz.

Yazımın başında bahsettiğim müşterilerimin yaşları 19 ila 35 arasında değişen dokuz çocuğu var. Bu kuzenlerin hepsi de pırıl pırıl gençler. Birisi avukat, bir diğeri pratisyen jeolog, biri yüksek lisans yaparken dört adet başarılı restoran açan bir girişimci, bir başkası çok zeki ve 27 yaşında olmasına rağmen eğitimini tamamlamayı reddeden bir insan, bir diğeri bağımlılık danışmanı olmak için yüksek lisans yapan bir idealist, biri hukuk fakültesine başvurdu ve geri kalan üçü de halen üniversitede okuyor.

Bu şirketin asıl sahibi olan ve ebeveynleri öldükten sonra bu şirketin kendi torunlarına yani dokuz kuzene miras kalması için gerekli yasal düzenlemeleri de yapan onların büyükanneleriydi. Şayet trajik bir kaza olsa ve önceki kuşağın tamamı bu kazada hayatını kaybetse, bundan sonra ne yapılacağı konusunda yığınla tartışma yaşanacağından hiç kuşkunuz olmasın. Bu dokuz kuzenin de kendilerine has fikirleri var, ancak bu basit profilden net bir şekilde anlaşılıyor ki onlardan bazıları hem bilgili hem de beceri sahibiyken bazıları ise sadece fikir sahibi. Hepsi şansını deneyebilir, ancak bir şirketi daha güçlü hale getirmek için gerekli becerilere çok azı sahip. Benim deneyimlerime göre aile şirketlerinde güçlü fikirlere sahip ama gerçek bilgiden veya ticari zekadan hiç nasibini alamamış insanlar olduğunda ortaya çok büyük bir sorun çıkar. Onlar her şeyi bildiklerini sanır ve sıklıkla hiçbir şey bilmezler. Biz şu anda bu dokuz kuzeni eğitmekle meşgulüz, onlara sorumlu birer şirket ortağı olmayı ve birlikte verimli bir şekilde çalışmayı öğretiyoruz. Umarım bu şirket kendilerine miras kaldıktan sonra onlar hazır hale gelir. Şöyle bir senaryo düşünün: Bu mucitler ailesi yeterliliklerini kanıtlamış olmak şartıyla kardeşlerden beşini de işe almaya

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.