Laboratuvar ada

Sürdürülebilir enerji, sadece elektrikten tasarruf etmek kadar basit bir iş değil. Danimarka’nın Bornholm Adası’ndaki EcoGrid pilot projesinde, elektrik talebinin elektrik arzına göre nasıl ayarlanılacağına karar verilmesinde işte bu yüzden Siemens teknol

Capital (Turkey) - - ŞEBEKE KORUMA -

4 Elektrik tüketiminin azaltılması, her zaman enerji tasarrufuyla sonuçlanmaz. 34 yaşında bir mühendis olan Maja Bendtsen, “Çocukken annemle babam, beni ve erkek kardeşimi uzun uzadıya sıcak duş almamız ve odalarımızdaki ısıtıcıları sonuna kadar açmamız yönünde tembihlerdi” diyerek o günleri anıyor. Ancak Bendtsen’in ebeveynlerinin bu “savurganlık” için çok iyi bir nedenleri vardı: 1980’li yılların başlarında, Baltık Denizi’ndeki bu Danimarka adasının her yerinde şiddetli rüzgarlar esmeye başladığında, özellikle de Bendtsen ailesinin mülkiyetinde olan rüzgar türbini feci hızlı dönerdi. Sonuçta ortaya aniden ihtiyaç fazlası bir enerji çıkardı ve bu durum da elektrikli kalorifer kazanlarının çalıştırılması için muazzam bir teşvik olurdu.

Bu çocukluk deneyimi, Bendtsen’i bugün 21 milyon Euro bütçesiyle Avrupa’nın en büyük akıllı şebeke projesi olan “EcoGrid”in ardında yatan kavramın değerini anlamaya yöneltmişti. Bendtsen şimdi Bornholm’un yerel enerji şirketi olan Østkraft’ın proje saha müdürü. Bu projenin bir parçası olarak yaklaşık 1.900 hane, yani bu adadaki evlerin neredeyse onda biri 2013 yılında IBM ve Siemens ürünü yeni geliştirilmiş akıllı anahtarlama cihazlarıyla donatılmıştı. Bu cihazlar, her 5 dakikada bir güncellenmiş kilovat/saat fiyatlarını aldıkları zaman şebekede ne kadar miktarda elektriğin mevcut olduğunu anlıyor. Bu verilere dayanarak söz konusu cihazlar, evlerdeki elektrikli ısıtma sistemlerini ve ısıtma pompalarını otomatikman ya açıyor ya da kapatıyor.

Bu projenin altında yatan prensip aslında son derece basit. Elektrik fiyatları yenilenebilir enerjinin hacmine göre dalgalanır. Akıllı kontrol üniteleri ise enerji talebinin maliyet-etkin bir şekilde nasıl yönetileceğini hesaplar. Sonuçta elektrik tüketicileri, paradan tasarruf eder ve bu durum Avrupa’da elektriğe en yüksek fiyatı ödeyen son kullanıcıların yaşadığı bir ülke için hiç de hafife alınabilecek bir konu değildir. Bendtsen, “Ancak elektrik tedarikçisi açısından en önemli faktör bu değildir. EcoGrid, çevre dostu elektrik çağında başlıca olarak enerji talebinin akıllıca yönetilmesini sağlamak için tasarlanmış bir projedir. İhtiyaç fazlası enerji olması durumunda şayet biz daha fazla enerji tüketirsek o zaman bu elektrik ağına aşırı yüklenilmesinin engellenmesini sağlar. Eğer mevcut enerji miktarı çok az ise o zaman enerji tüketimi kısılır ve Østkraft anakıtadan fazladan elektrik satın alır” diyor.

Bornholm’da rüzgar enerjisi çok uzun yıllar boyunca kilit bir rol oynuyor. Aslında bu adadaki enerji talebinin neredeyse yarısı maksimum çıktısı 30 MW olan rüzgar türbinleriyle karşılanıyor. Danimarka’da toplam enerji arzının yüzde 30’u rüzgar enerjisinden gelmektedir. Bu oran giderek artacak. Bu küçük krallık, 2020 yılı itibariyle kendi elektriğinin yarısını rüzgar, fotovoltaj ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından elde etmeyi planlıyor. 2035 yılında bu oranın yüzde 100’e çıkması bekleniyor ve nihayetinde 2050 yılında Danimarka fosil enerjiye karşı bağımsızlığını ilan etmiş olacak. Bornholm bunun için çok uygun bir emsal teşkil edecek; orası kapalı bir sistem ancak ekonomi ve demografi bazında ülkenin geri kalanını çok iyi yansıtıyor.

Bugüne kadar dengesizlikler, bu adayı İsveç anakıtasındaki şebekeye bağlayan “Bornholm Kablo” aracılığıyla telafi ediliyordu. Bu kabloyla ihtiyaca göre enerji ihracatı veya enerji ithalatı yapılıyordu. Ancak geleceğe yönelik asıl hedef, yüksek gerilim nakil hatları gibi aktarma kapasitelerinin daha da genişletilmesinden kaçınmak için mümkün olduğunca burada yerel olarak üretilen elektriği kullanmak. Avrupa için emsal vaka. Bu durum, Danimarka’nın her yerinde geçerli olduğu için Bornholm şu anda bu ülkenin yenilenebilir enerji laboratuvarı haline gelmiş durumda. Ancak bu saha deneyi, aynı zamanda Avrupa’nın tamamını da ilgilendiriyor. Gerçekten de 2020 yılı itibariyle Avrupa’nın enerjisinin 5’te 1’inin yenilenebilir kaynaklardan gelmesinin planları yapılıyor. Brüksel, 2011 yılında başlatılan ve 2015’te dev-

1.900 ev sakininin katıldığı bir saha deneyinde, Maja Bendtsen kendi enerji tüketimini akıllı bir cep telefonu aracılığıyla izliyor. Michael Andersen’in ısıtma sistemleri otomatikman çalışmaya başlıyor ve Erik Rasmussen de tüm bu işleri elle yapmak zorunda kalıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.