Katılım bankacılığı ve ürün çeşitliliği

Capital (Turkey) - - REKABET - MURAT HATİPOĞLU murat.hatipoglu@tr.ey.com EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Finansal Hizmetlerden Sorumlu Direktör

on 10 yılda yaklaşık 15 kat büyüyen faizsiz finans sisteminin, 2020 yılına kadar hız kaybetmeden büyümeye devam etmesi ve 2013 yılında 778 milyar dolar olan aktif büyüklüğünün 2020 yılında 6,5 trilyon dolar seviyesine ulaşması bekleniyor. Ayrıca öngörüler, 10 yıl içerisinde dünyadaki Müslüman nüfusun tasarruflarının yarısının, katılım bankalarına kayacağı yönünde. Ülkemizde de faizsiz finans sistemine duyulan güven her geçen gün artmakta olup mevcut durumda 4 bankayla temsil edilen katılım bankacılığı, Türkiye bankacılık sistemi içerisindeki payını geçtiğimiz dönemde yüzde 1’den yüzde 5,5 seviyelerine taşımayı başardı.

ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ NASIL ARTIRILABİLİR?

Tüm bu olumlu tabloya rağmen, ülkemizde bu büyümenin sürdürülebilirliğinin sağlanması önünde ciddi engeller de bulunuyor. Bu ayki yazımızda katılım bankalarının bu engelleri aşabilmesi için bilançolarında yer vermesi gereken bir kısım ürün, bu ürünlerin geliştirilmesi önündeki zorluklar ve bu zorlukların aşılması için yapılması gerekenlere dair görüşlerimizi paylaşacağız. Ülkemizdeki katılım bankalarının bilançoları incelendiğinde, kullandırılan fonların çok büyük bir kısmının borç finansmanı aracı olan murabaha işlemleri üzerinden gerçekleşmekte olduğunu görüyoruz. Her ne kadar murabaha, bir faizsiz bankacılık enstrümanı olsa da konvansiyonel bankaların işlemlerine yapısal olarak çok benzemesi nedeniyle sıkça eleştiriler alıyor. Ayrıca katılım bankalarının, konvansiyonel bankalarla o bankaların alışagelmiş kredi ürünlerine benzer ürünlerle rekabet etmesinin, konvansiyonel bankaların ölçek, altyapı ve dağıtım kanalları yetkinlikleri düşünüldüğünde oldukça güç olduğu kabul edilebilir. Faizsiz bankacılığın temelini oluşturan mudarebe ve muşaraka gibi özkaynak finansmanı ürünlerinin de murabaha ürününe ek olarak banka bilançolarında daha fazla yer alması, katılım bankalarının algıya yönelik yaşadığı sorunları hem azaltacak hem konvansiyonel bankalara karşı rekabet gücü kazanma açısından avantaj sağlayacaktır. Aynı zamanda söz konusu ürünlerin sukuk işlemlerine de konu edilebilmesi, katılım bankalarının uzun vadeli kaynak temin etmelerine de kolaylık sağlayacaktır.

YAPISAL DEĞİŞİKLİKLERİN GEREKLİLİKLERİ

Tabii bu durum, buzdağının sadece görünen kısmını oluşturuyor. Katılım bankalarının mudarebe ve muşaraka gibi ürünlere yönelememelerinin mevcut durum düşü- nüldüğünde geçerli sebeplerinin olduğu da kabul edilmeli. Öncelikle bu ürünler, katılım bankalarında mevcut olandan daha farklı bir özsermaye yapısı, sektör ve belli teknik konularda uzman insan kaynağı ile teknoloji, süreç ve dağıtım kanalları yapıları gerektiriyor. İş modeline bakıldığında ise özkaynak finansmanı araçlarında sermaye yatırımı yapan banka, yatırım yaptığı şirketin sermayesi oranında riski de üstlenmiş oluyor. Dolayısıyla şirketin yazacağı zarar veya kârdan aynı oranda banka bilançosu da etkilenmiş oluyor. Ülkemizde henüz kayıt dışı işlemler nedeniyle vergilerin dahi tam ve doğru şekilde toplanamadığı düşünülürse, katılım bankalarının yatırım yaptıkları şirketleri yakından takip edip hak ettikleri kâr paylarını elde etmelerinin oldukça güç olacağı öngörülebilir. Bu nedenlerle katılım bankalarını özkaynak finansmanına teşvik edecek ve bankaların üzerindeki riski azaltacak yapısal düzenlemelerin yapılması, ülkemizde faizsiz bankacılık sisteminin gelişmesi adına kritik önem taşımaktadır.

Bu konuya ek olarak, mevcut likidite düzenlemelerine uyum sağlanması amacıyla katılım bankaları, konvansiyonel bankalara oranla bilançolarında daha yüksek tutarlarda nakit bulundurmak zorunda kalıyor. Bu durum, gelir kaybına neden oluyor ve faizsiz bankacılık sistemindeki bankaların kârlılıklarını olumsuz etkiliyor. Mudarebe ve muşaraka şeklinde kullandırılan fonların sermaye yeterliliği ve benzeri diğer genel karşılık ayırma zorunluluklarından daha düşük oranlara tabi tutulması, katılım bankalarının gerçek anlamda faizsiz bankacılık ürünlerini tüketicilere sunması yönünde de önemli bir adım olacaktır.

BİR SONRAKİ ADIM

Katılım bankalarının kendi iç yetkinlikleriyle mevzuat alanlarında yukarıda bahsettiğimiz tüm yapısal değişiklerinin gerçekleştirilmesi durumunda, mevcut durumda yüzde 5,5 pazar payına sahip bankaların bu oranları yükseltebilmesi adına önemli bir yol kat edilmiş olacaktır. Ayrıca, bu gelişim, faizsiz bankacılık sisteminden faydalanmak isteyen kişilerin belli bir bölümünün yastık altı birikimlerinin büyük bir kısmının da ekonomiye katılmasını sağlayabilir. Bu şekilde olumlu algı ve büyüme adına potansiyel içeren ürünlere odaklanılmasının ardından bir sonraki en önemli adım ise katılım bankalarının çeşitli iletişim kanallarıyla konvansiyonel bankalara kıyasla tüketicilerine nasıl farklı bir değer önerisi sağladıklarını anlatmaları olacaktır.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.