Hayaller suya düştüğünde

Capital (Turkey) - - SÖYLEŞİ - DAVID BORK

Yaklaşık 50 yıllık danışmanlık kariyerimde, kendilerine destek olmamı isteyen çok sayıda şirketle muhatap oldum. Bu süreçte ilk adımım, benimle iletişime geçmelerine neden olan “mevcut sorunlar” hakkında ayrıntılı bilgiler toplamak olmuştur. Sonra bu bilgileri, bir matris içine yerleştirmiş ve şu soruyu sormuşumdur: “Gerçekten bu şirket sahiplerinin altta yatan sorunlarına yapıcı bir şekilde yardımcı olabilir miyim?”

Geçenlerde Fred Wilson gibi gerçek olmayan bir isimle aradığını söyleyen birinden telefon geldi. Kendisi ve karısı, bir Avrupa gezisinde Scott Anderson adında bir müşterimle tanışmış. Bu arada Fred ve Scott, işleri hakkında konuşmuş ve sonra yüzleşmekte oldukları meydan okumaları birbirleriyle paylaşmışlar. Fred, kendi hikayesini anlattıktan sonra Scott da ona, “Eğer yardım etmeye ayıracak vakti varsa muhakkak David Bork’la görüşmelisiniz.”

Bu sohbetin üstünden bir yıldan uzun bir süre geçmişti. Sonunda Fred’den bir telefon geldi. Kendisiyle içinde bulundukları şartlar hakkında kapsamlı bir şekilde görüştük.

Benim mütevazı davranışlarım yüzünden alternatifi çok az olan ama bir hayli karmaşık bir durumun tam ortasına düşmüştüm. Merhametli bir insan olduğumdan Fred’e içinde bulunduğu durum için en verimli ve en etkili şekilde yardımcı olmayı kabul ettim. Fred aslında tanıyıp tanıyabileceğiniz en cana yakın insanlardan biridir. O hayatın doğal akışı ve kendisi hakkında acımasız espriler yapabilen ve benim ilgi alanlarımın çoğunu paylaşan türden bir insan. Önünde başka seçenekler de olmasına rağmen onun sıcak doğası beni kendisine yardımcı olmaya ikna etti.

SORUN AİLEDE

Fred, şirketini 25 yıl önce kurmuştu. İşi, aslında eşi benzeri olmayan bir kavram ve bu yüzden de onun içeriğini ifşa etmem mümkün değil. Aslında hepimizin kurmaktan ve sahibi olmaktan çok mutlu olacağımız türden bir iş bu. Kurulması için çok az sermaye, çok fazla “alın teri” ve müthiş bir sabır gerekiyormuş. Ancak şimdi gelirleri son derece üst seviyede, çok düzgün bir şekilde yönetiliyor ve bayağı uzun bir süre de ayakta kalacakmış gibi görünüyor. Burada sorun, şirketin kendisinde değil sahiplerin ailesinde.

Fred, eğitimli bir hukuk adamı ve kendi şirketini kurmadan önce yıllarca avukatlık yapmış. O ve eşi Jean, bugün 70’lerini devirmiş durumda. “Aralarında gizli kapaklı savaşların olmadığı ve birbirine çok yakın bir aileyiz. Çocuklarımız halen biz ne dersek onu yapar” diyor. İşte asıl sorun da burada başlıyor, yani ailede.

Fred, yıllar önce bu şirketi kurarken aile üyelerinin her birine şirketten yüzde 20’lik hisse senedi verirken çok doğru bir iş yaptığını düşünüyordu. Onun da bütün ebeveynler gibi 3 çocuğu hakkında muazzam hayalleri vardı. Ancak ne yazık ki hayalleri bir türlü gerçekleşmemişti. Şahsen Fred’in kendi ailesiyle ilgili hiç de gerçekçi olmayan beklentiler içine girdiğini ve şimdi bu durumdan kaynaklanan gerçekliklerle yüzleşmeye cesareti olmadığını düşünüyorum.

ÇOCUKLARIN YETENEKLERİ

42 yaşındaki en büyük oğlu, öğrenme özürlü, kafasını yemek içmeye ve paraya takmış biri. 38 yaşındaki ikinci oğulları, güya aile şirketinde çalışıyor. Ancak 1 Haziran’da işe başlayacağını söylüyor. O son derece zeki biri, ancak nedense hep “cebi delik” geziyor ve sürekli saçma sapan şirketleri satın almaktan bahsediyor.

34 yaşındaki tek kızlarının ise başı alkol ve diğer türden uyuşturucularla dertte. Başarısız bir evlilik ürünü olan bir çocuğu var ve şimdi “kızıyla birlikte hayatta kalmaya” çalışıyor.

Çocuklarının hiçbirinde şirketi devralacak kapasite veya arzu yok. Hiçbiri bu mesuliyet için ne gerektiğini bilmiyor. Ben, Fred ve Jane’e yüzleştikleri gerçekliklerle nasıl başa çıkabilecekleri konusunun yanı sıra kendi çocuklarını ayakta tutabilecek bir yapıyı nasıl kurabilecekleri hakkında da yardımcı olacağım. Çocuklarının her biri şu anda reşit olduklarından paraya erişme hakları var. Fred ve Jean’in hisseleri bölüştürürken onların gelecek yıllarda söz konusu parayı nasıl harcayacakları konusunda sadece sınırlı seviyede kontrolleri var.

Bu aslında acıklı bir hikaye. Öne çıkan ayrıntılar içinde olumlu bir yön bulmak gerçekten çok zor. Bu ailenin kendine has bir trajedisi var. Biz bu hikayenin dışındakiler kendi durumumuzu Wilson’larınkiyle kıyaslayabiliriz. Böyle yaparak kendi gerçekliklerimizle yüzleşebilir, karşımıza çıkacak kritik sorunları tanımlayabilir ve vaktimiz varsa kendi aile üyelerimizin istenmeyen durumlara düşmesini engellemek için gerekli adımları atabiliriz. Bu arada Wilson’lar gibi hayalleri gerçekleşmeyen ailelerden de çok şey öğrenebiliriz.

“Kendi aile üyelerinizin istenmeyen durumlara DüşMESINI engellemek için GEREKLI ADıMLARı

ATıN.”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.