Gelecek 10 yıla bakış

Capital (Turkey) - - PAZARLAMA - IAN BREMMER Eurasia Group Başkanı

Bir düşünün, son 7 yıl içinde ne kadar çok şey değişti. ABD’de yaratılan bir finansal krizle global bir durgunluğun önü açıldı. Avrupa’da yaşanan kriz de Avrupa’nın birliğinin geleceğini sorgulatacak derecede şiddetli oldu. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki huzursuzluklar yüzünden hükümetler devrildi. Türkiye ve Brezilya gibi gelişmekte olan piyasalardaki şehirler kitlesel protestolarla sallandı. Ukrayna ve Rusya ise şu anda savaşta… Çin’in komşuları giderek daha fazla endişeli hale geliyor. Rekabetin ve çatışmaların en yeni alanı artık siber dünya oldu.

ÇALKANTI SÜRECEK Mİ?

Değişim ve hatta karışıklıklar bile beraberinde hem riskleri hem de fırsatları getiriyor. Hükümetler, toplumlar, kurumlar ve şirketler açısından bu sadece en güçlülerin ve en akıllıların değil, aynı zamanda bu değişimi en az hasarla atlatacak kadar dayanıklı olanların da hayatta kalabilecekleri bir dönem oldu. Peki bu çalkantılar önümüzdeki 10 yıllık dönemde de sürecek mi?

Soğuk Savaş dönemi global politikalar bakımından oldukça tehlikeli, ancak bir o kadar da istikrarlı bir süreçti. 1962 Ekim’inde yaşanan Küba füze krizi sırasında dünya bir felaketin eşiğine gelmiş gibi görünüyordu, ancak nükleer yenişememişlik durumu Washington ile Moskova’nın birbirleriyle doğrudan savaşa girmeleri yerine onların Kore, Vietnam, Angola ve Afganistan’da savaşmalarını sağlamıştı. Dünya ekonomisi bugünkü kadar iç içe geçmemiş olduğundan yaygın bir ekonomik bulaşıcılık riski minimum seviyedeydi. O dönemler güç, başlıca hükümetlerin elinde olduğundan o çok daha öngörülebilir bir dünyaydı. İletişim teknolojileri henüz fikirlerini dünyanın dört bir yanına kolaylıkla ve çabucak yayabilmelerine izin verecek kadar gelişmemişti. Soğuk Savaş sonrası ilk yıllar istikrarsızdı, ancak hiç de o kadar tehlikeli değildi. Ortalıkta ABD’nin askeri, ekonomik ve kurumsal hakimiyetine kafa tutabilecek rakipler yoktu.

LİDER EKSİKLİĞİ VAR

Oysa önümüzdeki 10 yılın hem istikrarsızlık hem de önemli tehlikeler arz etmesi ihtimali çok yüksek. Çünkü uluslararası politikada giderek kendisini daha fazla hissettiren bir liderlik eksikliği var. Irak ve Afganistan’daki savaşlar yüzünden ABD kamuoyu, ABD’nin dış politikada aktivist bir süper güç rolü oynama kapasitesini sınırlandırmış durumda. Avrupalılar Yunanistan’dan kaynaklanan meydan okumalara kilitlenmişken Britanya ise Avrupa projesinin geleceğine odaklanmış durumda. Global ekonomi, artık hepsi de kendi evlerinde başı dertte olan ve sayıları giderek artan yükselen güçlere hiç olmadığı kadar bağımlı hale geldi. Bu yükselen güçlerden en önemlisi olan Çin, şu anda tarihindeki en karmaşık ekonomik reform programlarından birini uyguluyor.

Kısacası şu anda hiç kimse dünyanın sayıları giderek artan güvenlik sıcak noktalarına bulaşmaktan kaynaklanacak maliyetleri ve riskleri kabullenmeye istekli görünmüyor. Yeni iletişim teknolojileri artık sayıları tarihte eşi benzeri görülmemiş rakamlara ulaşan bireylerin ve grupların kendi ajandalarını gündeme getirmelerini sağlayarak bu belirsizlik ortamını daha da körüklüyor. Bu eğilimden ve global gücün artan çekim gücünden terörist organizasyonlar da faydalanarak yeni tehditler oluşturuyor.

KİLİT SORU

Kilit soru, halen dünyanın tek süper gücü olan ABD’den dünya önümüzdeki yıllarda uluslararası planda ne gibi bir rol oynamasını beklemeli? Bir sonraki dalga Amerikan başkanlarının 2016 Kasım’ındaki seçimlerde odaklanmaya başlamaları olabilir. Amerikalı seçmenler onlardan ne gibi bir dış politika uygulamalarını istiyor?

Ben Survey Monkey adlı bir anket şinketiyle birlikte çalışarak 1.044 Amerikalıya 10 sorunun sorulduğu bir kamuoyu yoklaması yaptım. Onlardan ABD dış politikasının geleceğiyle ilgili üç seçenekten birini seçmelerini istedim. Bu seçenekler benim “Süper Güç: Amerika’nın Dünyadaki Rolü Üzerine Üç Seçenek” adlı kitabımdan alıntılanmıştı. Bu anket çalışmasından çıkan çok sayıda ilginç bulgudan en dikkat çekeni ise ABD kamuoyunun düşüncelerinde bir bölünmüşlük olduğu gerçeğiydi. 60 yaşın üstündeki seçmenlerin çoğu genç seçmenlere kıyasla “Dünyada ABD dışında hiçbir ulus şu anda dünyanın şiddetle ihtiyaç duyduğu liderliği sunamaz” önermesine çok daha fazla inanıyordu. 18 ila 44 yaş arasındaki seçmenler arasında ise “Amerika için artık başka insanların sorunlarını çözme sorumluluğunu üstlenmeyeceğini ilan etmesinin vakti geldi” görüşü açık ara farkla hakimdi.

Kısacası bu bulgular, ABD’li seçmenlerin uluslararası karmaşıklıklara daha az tepki verilmesi gerektiğini söyleyen adayları daha çok destekleyeceğini ortaya koyuyor. Bu tablo, dünya bundan sonra hangi düzene geçerse geçsin karışıklıkların devam edeceğini gösteriyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.