Kızıl kapitalist yeni süper güç olma yolunda

Capital (Turkey) - - PAZARLAMA - MEHMET ÖĞÜTÇÜ

ünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, gezegenimizdeki her 5 kişiden birini barındırıyor. Bu dev ülkenin, ekonomik açıdan pek yakında dünyada ilk sırayı alması neredeyse kesin diye düşünülüyor. Günümüzün en büyük taciri olan Çin, en fazla doğrudan yabancı sermaye çeken ve gönderen ülkelerin başında geliyor. Yerkürenin en fazla enerji tüketen, en fazla karbon emisyonu salan ülkesi. Bilim ve teknoloji AR-GE’sine OECD dünyasından bile fazla kaynak ayırıyor. Nüfusunun eğitim kalitesi sürekli artıyor. Avrupa-Asya-Afrika kıtalarını birbirine bağlayan “One Belt-One Road” gibi devasa ekonomik koridorlar inşasına yüz milyarlarca dolar taahhüt ediyor. Egemen servet fonları ve döviz rezervleri trilyonlarla ölçülüyor. ABD’den sonra savunma harcamalarına en fazla bütçe ayıran ikinci ülke.

Dünyanın geleceğini şimdiden şekillendirmekte olan bu ülkede diplomatlıktan, OECD yöneticiliğine ve işadamlığına kadar uzaktan menzilde son 30 yılımı geçirdim. Her yıl birkaç kez Çin yolcusuyum. Bu defa, hem konuşmak hem iş müzakereleri için 3 hafta içinde 2 kez ziyaret etmem gerekti. Hatıralarım gözümün önünde canlandı. Orta Krallık’a ilk kez 5 Mayıs 1989’da 27 yaşında genç bir diplomat olarak ayak basmıştım. Yakın Çin tarihinde dönüm noktası olan Tiananmen ayaklanmasına, onun şiddetle nasıl bastırıldığına, sonraki dönemde de Batı’nın yaptırımlarına tanıklık ettim.

Sadece dünyanın değil benim de hayatımın akışını değiştirdi bu ülke. Ülkemizde Çin üzerine bilincin artmasına katkı sağlamak için “Yeni Ekonomik Süper Güç Çin ve Türkiye” (TÜSİAD, 1994) ve “Geleceğimiz Asya’da mı?”(Milliyet, 1988) kitaplarını kaleme aldım, dersler verdim, projelere Çin finansmanı ayarladım. Hala da köprü rolünü elimden geldiğince sürdürmeye çalışıyorum. deniz ticareti sayesinde müreffeh ekonomiler kurdukları Akdeniz havzasıydı. Daha sonra uluslararası ticaret ve yatırımlar Çin, Hindistan ve Ortadoğu’yu o zamanki dünyanın 19’uncu yüzyıla kadarki en önemli servet ve güç merkezi yaptı. 1492’de yeni kıtanın keşfinden sonra İngiltere, Hollanda, İspanya ve Portekiz gibi büyük tüccar ulusların yükselişiyle Atlantik yeni merkez oldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD öncülüğünde dünyanın ekseni Pasifik’e doğru kaymaya başladı ve şimdi kartlar yeniden karılıyor. 2 yüzyıl sonra Çin yeniden uluslararası eksenin tam merkezine oturmak üzere.

Yeni küresel sistem, aynen 1944’te yaşanıldığı gibi, yeni ve esnek bir model arayışı içinde. Çin son 30 yıllık süratli kalkınmasıyla hepimizin bakışını radikal şekilde değiştirdi. Kimimiz dünyanın başına “sarı felaket” geleceğinden kaygı duyuyoruz. Kimimiz ise bu ülkeyi dünyanın yeni “ekonomik süper gücü” olarak görüyoruz.

Uzun zamandır “Washington konsensüsü” geçer akçe değil. Yerine “Pekin konsensüsü”nün geçtiğini ileri sürenler var. Yalnızca şişkinlik yaratacak büyümeye ve dış borçların aksamadan geri ödettirilmesine değil, koordine edilmiş, meyveleri toplum içinde yaygın bir biçimde dağıtılan ve aynı zamanda, toplumsal koşulları ve çevre sorunlarını da göz önüne alan büyümeyi hedefliyor.

İster Hongxiao’daki porselen satıcısı olsun ister Rusya ile sınır ihtilaf görüşmelerini yapmış üst düzey Çinli diplomat, masaya oturduğunuzda Çinlilerle müzakerenin farklılığını mutlaka görüyor, hiç aceleye getirilmeyen stratejik yaklaşımı ensenizde hissediyorsunuz.

Çin’in Amerikan Hazine bonolarındaki 1 trilyon doların üzerindeki tasarrufunu çekmesi Washington’u tepe-taklak edebilir. Ekonomisindeki yavaşlama ile yine dünya dengeleri değişebilir. “Yeni normal” yüzde 7’ye düşmüş olsa da dünyada son 30 yıldır kesintisiz ortalama yüzde 10 büyüyen başka bir ülke yok. İklim değişikliğine karşı mücadele Pekin olmadan hiçbir yere gitmez.

Görkemli Pekin Olimpiyatları sırasında “yeşil kalkınma”, “ileri teknoloji” ve “halk egemenliği” temalarını ön plana çıkartarak 19 gün boyunca bizlere muazzam bir şölen izletmişti. Hayran olduk o teknolojiye, düzene, renk cümbüşüne ve Çinli sporculara. Ülkenin 21’inci yüzyıldaki yeni çehresini gördük.

Uluslararası sistemde yaşanmakta olan güç kayması, Çin’de genç kuşak liderlerin iktidara yürüdüğü bir dönemde meydana geliyor. Gençler, binlerce yıllık medeniyetin imbiğinden süzülmüş, sessiz derinden ve düşük profilli çalışma anlayışına pek aşina değil. Yaşlanan nüfus nedeniyle simdi değişim sürecine girmiş olan “tek çocuk” politikası nedeniyle bencil, kendisini dünyanın merkezi gören ve dış dün-

GÜÇ KAYMASIYLA MERKEZ DEĞİŞİYOR

Dünyanın ekonomik ağırlık merkezi son 3 bin yıldır birkaç kez değişti. Önceleri merkez Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinin

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.