İran ve gelecek

Capital (Turkey) - - CEO CLUB - IAN BREMMER Eurasia Group Başkanı

ok gürültü ve patırtı kopacak, ancak sonunda ABD Kongresi İran ile beklenen anlaşmayı yapacak. Burası işin kolay kısmı. Peki ya zor kısmı? Bundan sonra Ortadoğu’da nelerin olacağına bir anlam vermek.

İran en azından başlangıçta bu anlaşmanın şartlarına uyacak. Çünkü bu anlaşmada uymamasına yetecek kadar çok sayıda teşvik var. Kendisine 2010’dan bu yana uygulanan müeyyidelerin İran’ın GSYİH’sinin yaklaşık yüze 20’sini bulan bir maliyeti olduğu hesaplanıyor. Bu müeyyidelerin ortadan kalkmasıyla Tahran’ın gelecek ilkbahara kadar dünya piyasalarına her gün fazladan 600 bin varil petrol arz etmesi bekleniyor. Bu rakam 2016 sonu itibarıyla günde 1 milyon varile çıkacak. Bu rakam İran için çok büyük bir para demek ve zaten çalkantılı olan bir bölgeye yığınla nakit para girişi anlamına gelecek.

DENGE DEĞİŞECEK

Ekonomik anlamda yeniden hayata döndürülmüş bir İran, Ortadoğu’daki enerji dengesini kökünden değiştirecek. İran’ın yeni bulduğu bu kaynakları Beşar Esad’ı korumak ve Hizbullah’ı desteklemek için harcaması beklenebilir. Sonuçta Tahran yaptırımların olduğu dönemde bile yıllar boyunca hep bunu yapmıştır. İran’ın geleneksel rakibi Suudi Arabistan ise artık kendi petrol paralarından daha fazlasını İran’ın etkisini artırmasını engellemeye harcayacak. Bu bölgede yeni bir tehdit unsurunun ortaya çıkmasıyla Riyad kendi jeopolitik ajandasını oluşturmaya zorlanarak Ortadoğu’daki mevcut belirsizlik ortamını daha da körükleyecek. Diğer Körfez ülkeleri de İran’ın yeniden açılan ekonomisinin avantajlarından mümkün olduğunca fazla faydalanacak şekilde konumlanarak bu iki ağır sıklet arasında kendilerini korumaya çalışacak. Bilhassa Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın global ekonomiye geri dönüşünden en fazla kazançlı çıkacak ülke gibi duruyor. Dubai’deki şirketler zaten bir süredir Tahran ile ortaklaşa işler yapıyor; İran’ın artan mal ve hizmet talebine ilk tepki verecek de onlar olacak. Ayrıca BAE’deki büyük İranlı diaspora topluluğu da bu anlaşmaların hızla yapılmasına destek verecek. Bu arada Türkiye de kendini benzer bir durum içinde bulacak ve denkleme yeniden dahil edilen İran’dan para kazanmanın yollarını arayacak.

İran’ın militanlara ve teröristlere vereceği destek ABD’nin başını ağrıtacak. Ancak Ortadoğu gibi kaotik ve çalkantılı bir bölgede Washington için artık kendi önceliklerini belirlemenin zamanı geldi. İran, Esad ve Hizbullah’ı desteklemesinin yanı sıra aynı zamanda şu anda IŞİD’e karşı savaşan Iraklı Şii milis güçlerini de fonlamaya devam edecek. Washington mütemadiyen bu bölgedeki en öncelikli hedefin IŞİD’i yenmek olduğunu söyleyip duruyor. Bu anlaşma işte bu niyeti test edecek. Amerikalılar bugüne kadar bir başka ucu açık Ortadoğu sorunu için bölgeye herhangi bir askeri birlik sevkiyatına karşı çıktıklarından Washington şimdi elindekiyle birlikte çalışmak zorunda kalacak. Bu durumda elindeki ise İran.

SİBER SALDIRILAR

Washington’un ve Tahran’ın hedefleri şu anda IŞİD’e karşı aynı çizgide durmak. Ancak çok yakın bir gelecekte ABDİran arasında çok sıcak ilişkiler kurulacağı üzerine kimse bahse girmesin. İran nükleer anlaşmanın sınırları konusunda kesinlikle uyumlu davranacak, zaten daha şimdiden teftişler hakkında kesin bir tutum sergileyerek niyetini belli etmiş durumda. Ve bu sınırlar, tam da Washington’un olmasını istemediği bir yerde. Bir baskı kurulması söz konusu olduğunda ise bu anlaşmayı imzalayan diğer dünya güçlerinin “saldırgan” bir yaklaşıma destek verme ihtimalleri çok az. Özellikle de Rusya ve Çin, yeniden dirilmiş bir İran’ın kendilerine sunacağı ticaret ve enerji kazançlarını göz önüne alarak Tahran’ın nükleer hevesleri konusunda çok daha az endişe duyuyor. ABD’nin jeopolitik gerçekliklerin farkına varması ve elinden geldiğince bunlardan sakınarak işini yapması şart.

İran’ın ekonomik çıkarının bu anlaşmaya sıkı sıkıya uymakta yattığı çok net. Ancak bu durum, Tahran’ın otomatikman diğerleriyle iyi geçineceği anlamına gelmiyor. İran’ın nükleer programı 2009’da siber saldırıların hedefi olmuştu. Her ne kadar bu saldırılar, İran’ın nükleer programını yavaşlatmayı başardıysa da aynı zamanda İran’ı kendi siber kapasitelerine yatırım yapmaya ikna etmeyi de başarmış oldular. İran o günden bu yana bu alanda dikkate değer gelişmeler kaydetti ve bir düzineden fazla ülkedeki büyük havayollarını, enerji şirketlerini ve savunma firmalarını siber anlamda çökerttiğini iddia etti. Her ne kadar henüz Rusya ve Çin’in sahip olduğu kapasiteye ulaşamamış olsa da İran’ın bu alandaki gücü sürekli artıyor. Eğer ABD’nin İran hakkında yeniden durup düşünmesini gerektirecek bir konu varsa o da işte budur.

Ancak İran’ın siber cephedeki bu saldırganlığı, yapılacak nükleer anlaşmadan tamamıyla bağımsız bir konu. Bu anlaşmanın jeopolitiğine tarafsız bir şekilde bakıldığında, anlaşma ABD için iyidir, onu destekleyen dünya güçleri için de iyidir ve İran için de iyidir. Ancak Ortadoğu’nun geriye kalanı için de iyi olup olmadığını bize zaman gösterecek.

Anlaşma ABD için iyidir, onu destekleyen dünya güçleri için de iyidir ve

İran için de iyidir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.