KÜRESEL EKONOMİDE DURUM KÖTÜYE GİDİYOR

Capital (Turkey) - - KONJONKTUR -

008-2009 resesyonunu atlattıktan sonra bir türlü eski performansını yakalayamayan küresel ekonomide işler yeniden kötüye gitmeye başladı. Hollanda’da kurulu Netherlands Bureau for Economic Policy Analysis (CPB) isimli kuruluşun derlediği veriler, dünya ticaret hacminin bu yılın ikinci çeyreğinde önceki çeyrek döneme kıyasla ve mevsimsel düzeltilmiş olarak yüzde 0,5 küçüldüğünü gösteriyor. CPB’nin verilerine göre dünya ticaret hacmi ilk çeyrekte de yüzde 1,5 küçülmüştü. Böylece dünya ticaret hacmi 2008-2009 resesyonundan bu yana ilk kez iki çeyrek üst üste küçülmüş oldu.

Yine CPB’nin derlediği verilere göre dünya sanayi üretiminde ise çok ciddi bir yavaşlama var. Bu verilere göre dünya sanayi üretimi ikinci çeyrekte mevsimsel düzeltilmiş olarak önceki çeyrek döneme kıyasla sadece yüzde 0,1 artış gösterdi. Dünya sanayi üretiminde ilk çeyrekteki artış da çok düşük ve yüzde 0,3 olarak gerçekleşmişti.

Küresel ticarette 2008’in ikinci çeyreğinde başlayan düşüş eylül ayında Lehman Brothers’ın batmasının yol açtığı büyük panik yüzünden iyice derinleşmiş ve sonuçta beş çeyrek dönem boyunca sürmüştü. Küresel ticaretteki bu gerileme dünya ekonomisini de resesyona sokmuştu. Küresel ticaretteki ve sanayi üretimindeki son gelişmeler yeni bir resesyonun işareti gibi görünüyor.

Küresel ekonomi son 5 yılda birkaç kez daha resesyonun eşiğine gelmiş ama bundan sıyrılmıştı. 2011’in ve 2012’nin ortalarında da küresel ticaret durma noktasına gelmiş ama sonradan toparlanmıştı. Ancak bu kez durum daha ciddiye benziyor. Dünya ekonomisinin lokomotifi olan ABD’de durum fena değil ama bir başka dev olan Çin giderek yavaşlıyor. Avrupa’da bir türlü canlanma olmaması da küresel ekonomiyi olumsuz etkiliyor.

Küresel ekonomideki bu gelişmeler Türkiye ekonomisine olumsuz yansıyor. Küresel ticaretteki düşüş yüzünden Türkiye’nin de ihracatı sürekli geriliyor ve dış talepten büyümeye katkı gelmiyor. Finansal piyasalarda sinirlerin gergin olması yüzünden gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı yaşanması Türkiye’de de kurları yükseltiyor. Küresel ekonomideki gelişmelerin tek faydası petrol ve emtia fiyatlarında düşüş yaşanması ama bu ortamda ondan da yeterince faydalanamıyoruz.

Bunların üstüne bir de kendi yarattığımız siyasi belirsizliğin eklenmesi, işleri iyice içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. alımlarını vb. de dikkate alırsak, bilanço etkisinin çok daha büyük olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu arada yukarıda yaptığımız hesaplarda Türkiye’nin toplam dış borçlarını ele aldığımızı ama günümüzde dış borcun daha çok özel sektörün sorunuymuş gibi algılandığını belirtmekte fayda var. Esasında kamunun da dış borçları var ve devlet de bilanço etkisine maruz kalıyor. Ancak 2001 krizi sonrasında özel sektörün kamudan daha yoğun bir şekilde dış borçlanmaya gittiği de bir gerçek. Bu nedenle özel sektörün günümüzde maruz kaldığı bilanço etkisi 1994 ve 2001 krizleri sırasında maruz kaldığından daha ağır. Bu konuda ayrıntıya girmeyeceğiz. Fakat merak edenlerin incelemesi için, Konjonktür’ün ikinci sayfasındaki tabloda döviz kurlarındaki sıçramanın özel sektörün dış borcuna etkisine ilişkin verilere de yer verdik.

BİLANÇO ETKİSİNİN SONUÇLARI

Bilanço etkisine maruz kalan firmaların ilk işi cari harcamalarını kısmak ve yatırımlarını da ertelemek oluyor. Döviz kurlarının yukarıya doğru hareketlendiği son yıllarda yatırımların yerinde sayması tesadüf değil. Kurlardaki yükseliş durdurulamazsa bilanço etkisinin ekonomide çok daha fazla tahribata yol açması ihtimali de bulunuyor.

Merkez Bankası, geçen yılın başlarındaki kur sıçramasına para politikası faizinde şok bir artış yaparak müdahale etmişti. Şu sıralarda TL’nin reel değeri o müdahale zamanındaki düzeyine geri döndüğü halde bu kez ise pek oralı görünmüyor. Ağır siyasi baskıdan kaynaklanıyormuş gibi görünen bu durum gelecek açısından kaygı yaratıyor.

ABD’nin merkez bankası olan Federal Reserve’in (FED) faiz artışını geçen ay da ötelemesi, biz bu yazıyı yazdığımız sırada döviz kurlarındaki artışı frenlemişti. Ancak bu faiz artışı eninde sonunda gelecek ve yarattığı belirsizlik döviz piyasalarını olumsuz etkilemeye de devam edecek gibi görünüyor. Öte yandan Türkiye’deki siyasi belirsizlik de hala sürüyor.

Bu şartlar altında döviz kurlarında bir geri dönüş yaşanması ve bilanço etkisinin hafiflemesi biraz zor görünüyor. Bu etkinin daha da ağırlaşmaması için 1 Kasım’da tekrarlanacak genel seçim sonrasında çok gecikmeden uzun soluklu ve yapısal reformlara el atabilecek bir hükümetin kurulması gerekiyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.