BÜTÇEDE AÇIK YÜKSELİYOR

Capital (Turkey) - - KONJONKTÜR -

reel kişi başına gayrisafi milli hasıla (GSYİH) büyüme oranlarını dönemler itibariyle karşılaştıran bir tablo yer alıyor. Bu tablo, siyasi belirsizliğin büyüme üzerinde negatif bir etkisi olduğunu gösteriyor. Tabloya göre, Türkiye’de siyasi belirsizliğin en yoğun olduğu 197079 dönemi, kişi başına milli gelirdeki büyümenin de en düşük olduğu dönemlerden biri. Bu dönemde kişi başına milli gelir yılda ortalama olarak sadece yüzde 2,2 büyüdü. Yine tabloya göre siyasi belirsizliğin en düşük olduğu 1950-59 döneminde ise kişi başına milli erkezi yönetim bütçesi eylül ayında 14,1 milyar TL açık verdi. Geçen yılın aynı ayında bütçe açığı 9,2 milyar TL düzeyindeydi. Buna göre eylül ayında bütçe açığı yüzde 53,1 yükseliş gösterdi. Eylül ayındaki büyük açık, ilk sekiz ayda az da olsa fazla veren bütçenin ocakeylül dönemi itibariyle de açık vermesine neden oldu. Bu dönemdeki bütçe açığı 13,5 milyar TL olarak gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,8 yükseldi. Geçen yıl ocak-eylül döneminde bütçede 11,9 milyar TL’lik açık vardı.

İlk dokuz aydaki bütçe açığının geçen yıldan yüksek olmasının bir nedenini, bu yıl vergi dışı gelirlerin yerinde sayması oluşturuyor. Bu dönemde vergi dışı gelirlerde geçen yıla göre sadece yüzde 1,9’luk artış yaşandı. İlk dokuz ayda bütçe açığının yükselmesine faiz ödemelerindeki artışın hızlanması da etkide bulundu. Bu dönemde faiz ödemeleri geçen yıla göre yüzde 17 artış gösterdi. Bu iki faktör, vergi gelirleri faiz dışı harcamalardan daha hızlı artmasına rağmen, toplam gelir ile toplam harcamalardaki artışın aynı çıkmasına neden oldu.

Bütçede açıklar genelde yılın son aylarında yoğunlaşıyor. Bu nedenle yılın son çeyreğinde ilk dokuz aydakinden daha fazla açık görebiliriz. Eylül ayında yıllık bazdaki bütçe açığı da yükseldi ve 20 milyar TL’den 24,9 milyar TL’ye çıktı. Bu açık 21 milyar TL’lik 2015 yılı hedefini aşıyor. Ancak geçen ay yayınlanan Orta Vadeli Program’da (OVP) 2015 yılı için 24,5 milyar TL’lik gerçekleşme tahmini yapıldı. Eylül ayı itibariyle yıllık açık bu tahmine daha yakın. Yine de bu tahminin tutması için de son üç ayda geçen yılın aynı döneminde verilenden biraz daha az açık verilmesi gerekiyor. gelirdeki yıllık ortalama büyümenin yüzde 4,1’i bulduğu görülüyor.

Tablodan 1960-69, 1980-89 ve 1990-99 dönemlerinde de siyasi belirsizliğin büyümeyi olumsuz etkilediği anlaşılıyor. Yalnız 2000-09 dönemindeki yıllık ortalama büyüme oranının siyasi belirsizlik düzeyinin ima ettiğinden çok düşük ve yüzde 2,3 olması dikkat çekiyor. Bu durum muhtemelen 2008-09 küresel resesyonunun Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisinden kaynaklanıyor.

NEREYE GİDİYORUZ?

2010’lu yılların başlarında siyasi belirsizlik konusunda önemli bir sorun yoktu. Ancak geçen yıldan bu yana işler değişmiş durumda. Geçen yıl yerel seçim, cumhurbaşkanlığı seçimi ve bir de hükümet değişikliği yaşadık. Bu yıl ise şu ana kadar bir genel seçimle iktidarın bir seçim hükümetinin eline geçtiği bir hükümet değişikliği yaşandı. Bunlar 2015’i şimdiden siyasi belirsizliğin yoğun olduğu yıllardan biri haline getirdi. Dergimizin piyasaya çıktığı gün, Türkiye tarihinde ilk kez aynı yıl içinde ikinci genel seçim yapılıyor olacak. Muhtemelen yıl sona ermeden de bir hükümet değişikliği daha yaşanacak.

Bu siyasi belirsizliğin ekonomiyi negatif etkilediğini verilerden görüyoruz. Siyasi belirsizliğin yükselişe geçtiği 2014’te, reel kişi başına milli gelirdeki büyüme sadece yüzde 1,8 olarak gerçekleşti. Muhtemelen kişi başına gelirde bu yıl da buna yakın bir reel büyüme oranı çıkacak. Hatta bu yılki büyüme oranı daha düşük de çıkabilir.

2010’lu yılların bitmesine daha dört yıl var. Mevcut takvime göre 2019 yılı zaten hem yerel hem cumhurbaşkanlığı hem de genel seçime sahne olarak siyasi belirsizliğin arttığı bir yıl olacak. 1 Kasım’dan sonra uzlaşma sağlanıp da güçlü bir hükümet kurulamazsa o zamana kadar da yoğun bir siyasi belirsizlik içinde kalabiliriz. Durum gerçekten böyle olursa 2010’lu yıllar da ekonomide kayıp dönemler arasına katılabilir.

ŞİMDİ UZLAŞMA ZAMANI

Bunun önüne geçebilmek için siyasette büyük bir uzlaşmanın kapısının açılması gerekiyor. 1 Kasım’daki genel seçimden ne sonuç çıkarsa çıksın artık mutlaka bir hükümetin kurulması şart. Bu hükümetin de kapsamlı bir reform programını hayata geçirip Türkiye’nin son yıllarda iyice biriken sorunlarının çözümü yönünde adım atması zorunluluğu var. Ayrıca söz konusu reform programının sadece ekonomiyi değil, hukuk ve demokrasi gibi alanları da kapsaması gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin önünün açılması için ekonomide dönüşümün sağlanması yanında hukukun ve demokrasinin yeniden işler hale getirilmesi de şart görünüyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.