IMF, BÜYÜME TAHMİNLERİNİ DÜŞÜRDÜ

Capital (Turkey) - - KONJONKTÜR -

luslararası Para Fonu (IMF), küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminlerini geçen ay revize etti. Yeni tahminler, geçen ekim ayında yayınlanan World Economic Outlook (WEO) raporunda yayınlanan önceki tahminlere göre düşüş içeriyor.

Ekim ayında yüzde 3,6 olan 2016 yılı küresel büyüme tahmini şimdi yüzde 3,4’e çekilmiş durumda. Bu revizyon daha çok gelişmekte olan ülkelerde yaşanan gelişmelerden kaynaklanıyor. Özellikle Brezilya’da siyasi belirsizlik nedeniyle resesyonun derinleşeceğinin öngörülmesi ile düşük petrol fiyatlarının Ortadoğu ekonomilerini olumsuz etkileyeceği beklentisi, küresel büyüme tahmininin aşağı çekilmesinde önemli rol oynamış bulunuyor. Dünya ekonomisinin lokomotifi olan ABD’de şimdi daha ılımlı bir büyüme beklenmesi de küresel büyüme tahmininin aşağı çekilmesine yol açan faktörler arasında yer alıyor. Çin’deki ve diğer sorunlu ekonomilerdeki yavaşlamanın küresel ticaret hacminde de yavaşlama getireceği beklentisinin de küresel büyüme tahmininin aşağı çekilmesinde etkisi var.

IMF’nin revize tahminlerinde Türkiye’ye ilişkin bir bilgi yok. Ancak küresel ekonomiye ilişkin aşağı yönlü revizyonlar, Türkiye’ye olumsuz yansıyacak gibi görünüyor. Dünya ticaretinde şimdi daha düşük bir artış beklenmesi, ihracatta 2016 yılında da zorlanacağımızı düşündürüyor. En önemli pazarımız olan Avrupa’da geçen yılkinden çok farklı bir büyüme beklenmiyor. Bu nedenle bu pazara daha fazla mal satmamız biraz zor gibi. Petrol fiyatlarındaki düşüş yüzünden Ortadoğu’daki alternatif pazarlarda da işimiz zor olacağa benziyor. Rusya ile aramız kasım ayında başlayan siyasi kriz yüzünden zaten bozuk. Fakat bu kriz olmasaydı da Rusya’da resesyonun sürmesi nedeniyle bu ülke pazarından bize çok fayda gelmeyecekti gibi görünüyor. Kısacası, IMF’nin yeni tahminleri bizim için pek de olumlu bir tabloya işaret etmiyor. Bu yıl sadece petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açığa olumlu etkisiyle yetinmek zorunda kalacağız gibi görünüyor. Mesela 2016’ya yüzde 5’lik hedefle ve yüzde 6,5’lik Merkez Bankası tahminiyle girdik ama ekonomik kamuoyunun yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 8-8,5 arasında. Enflasyon beklentilerinin yüksek olması fiyatlama davranışlarını bozarak hedefe ulaşılmasını zora sokuyor.

ŞİMDİ NE YAPMALI?

10 yıllık bu başarısız uygulamanın ardından bundan sonra yola nasıl devam edilmesi gerektiğine yönelik bir değerlendirme yapıldığında, akla ilk önce “Enflasyon hedeflemesiyle devam etmeli miyiz” sorusu geliyor. İktisat teorisi para politikası uygulamasında şu ana kadar daha ileri yeni bir strateji ortaya koyamadığı için bu soruya “Evet” yanıtını vermek gerektiğini düşünüyoruz. Zaten Türkiye’deki başarısızlık da teoriden çok uygulamada yapılan hatalardan kaynaklanmışa benziyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde başarıya ulaşabilmek için uygulamayı iyileştirmek gerekli gibi görünüyor.

Uygulamayı iyileştirmek konusunda ise hem siyasetçilere hem de Merkez Bankası’na düşen görevler var. Eğer gerçekten enflasyonun fiyat istikrarı seviyesine düşürülmesini istiyorlarsa siyasetçilerin Merkez Bankası’nın ensesinde boza pişirmekten vazgeçmesi lazım. Merkez Bankası’nın da artık ayağının yere değmesi ve para politikasıyla ekonomideki tüm sorunları çözemeyeceğini kabul ederek sadece enflasyonla ilgilenmesi gerekiyor.

Nisan ayında Merkez Bankası yönetiminin değişecek olması, ikinci konu açısından bir fırsat gibi görünüyor. Ancak açıkça söylemek gerekirse siyasetteki mevcut durum ilk konu açısından bize pek umut vermiyor. Bu konuda yanılmayı umuyoruz.

2008-2009 küresel krizi sonrasında dünyada enflasyon neredeyse ölmüşken ve hatta gelişmiş ülkeler deflasyon tehlikesinden muzdaripken, Türkiye’nin hala fiyat istikrarına ulaşamaması garip bir durum. Fiyat istikrarına ulaşılamaması yatırım eğilimini olumsuz etkileyerek uzun dönemde büyümeye zarar veriyor. Hazır emtia fiyatları da yerlerde sürünüyorken, Türkiye’nin artık bu sorunu halletmesi gerekiyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.