Yeni bir soğuk savaş mı?

Capital (Turkey) - - GÜNDEM - IAN BREMMER Eurasia Group Başkanı @ianbremmer

usya Başbakanı Dimitri Medvedev, geçen ay dünyanın “yeni bir soğuk savaşa” girdiğini ilan ederek ortalığı karıştırmıştı. Ancak bu konuda çok yanılıyor. Şu anda içinde bulunduğumuz bir soğuk savaş değil ama yüksek gerilimli bir barış ortamı. Yeni bir global parçalanmışlık çağına doğru sürüklendiğimizden aradaki farklılıkları anlamak çok önemli.

Öncelikle Batı’nın kendisi zaten parçalanırken soğuk savaş yaşanma ihtimali çok düşük. ABD ile Avrupa arasındaki ilişkiler, son 70 yıldan uzun bir süredeki en zayıf noktasında. Avrupa’nın başı; Britanya’nın AB’den çıkması, Yunanistan’ın tekrar bir finansal krize yakalanması ve AB’nin Schengen adıyla bilinen serbest seyahat alanının göçmen kriziyle birlikte çökmesi gibi sebepler yüzünden feci şekilde ağrıyor. Şu anda Avrupa’nın en son ihtiyaç duyacağı şey Rusya ile bir soğuk savaştır. Aslında Avrupalı liderlerin çoğu, Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinin göçmen dalgasını durduracağı ümidine yapışmış durumda. Avrupalılar, Amerikalılara kıyasla Moskova’ya karşı uygulanan Ukrayna kaynaklı yaptırımların kaldırılmasına daha fazla istekli. Soğuk savaşın olabilmesi için netleşmiş tarafların olması gerekir. Batı’nın Medvedev’den endişeleri, onun bu faturayı üstlenmesine yetmeyebilir.

Zaten Rusya’nın da Sovyetler Birliği döneminde olduğu kadar güçlü bir müttefikler ağı yok. Moskova, Çin ile daha yakın stratejik bağlar kurabilir, ancak Pekin’in bununla çok fazla ilgilendiği söylenemez. Çin kendisinin Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki stratejik yatırımlarına odaklanabilmek için Avrupa ve Ortadoğu’yla ilgili riskleri büyük bir dikkatle yönetmeye çalışacak. Aynı zamanda Çin, kendi ekonomisinin yavaşlamasından da endişeleniyor. Çin bugün dünyanın her yeriyle iş yapmak istiyor ve bu yüzden daha fazla istikrarlı bir global ortama ihtiyaç duyuyor. Bu nedenden dolayı Çin’in bir tür Batı karşıtı ittifakta yer alma peşinde koşmaya çalışmaktan çok Rusya’nın Batı’yı gereksiz yere kışkırtmasından tedirgin olma ihtimali daha yüksek.

ABD HİÇ İLGİLENMİYOR

Ayrıca Rusya da bırakın soğuk savaşın zirvesinde olduğu dönemi, 10 yıl önceki Rusya gibi bile değil. Rusya’nın kendi bütçesini denkleştirebilmesi için varil başına petrol fiyatının 100 doların üstüne çıkması şart. Yakın gelecekte gerçekleşme olasılığı çok az olduğundan bunun, Rus devlet finansmanı üzerinde vahim sonuçları olacak. Ko- münizm, hakkında ne düşünürseniz düşünün, halen ateşli taraftarları olan kapsamlı bir ideolojidir. Putin’in kişisel mezhebi her ne kadar Rusya’da gücünü pekiştiriyor olsa da global yığınları Moskova’nın muhaliflerine karşı sokaklara dökecek kadar güçlü değil.

Ancak Rusya gerçekten bir çatışma istiyor olsa bile Amerika bununla hiç ilgilenmiyor. Amerikalıların zihninde halen en ön plandaki konular arasında sorunlu global ekonomi, IŞİD’in yayılması ve yükselen Çin gibi meseleler var. Donald Trump ve Bernie Sanders gibi başkan adaylarının yükselişe geçmesi, Amerikan seçmenleri arasında büyük ayrılıkların olduğu gerçeğini su üstüne çıkarıyor. Amerika meşru bir soğuk savaş çıkması için kendini tanımlamakta zorlanıyor ve Amerika’nın çok sağlam bir şeylere tutunması gerekiyor. Oysa şu anda elinde böyle bir şey yok.

SICAK ÇATIŞMA ZOR

Medvedev’in 2014 yılında da dünyanın yeni bir soğuk savaşa doğru gittiği yönündeki sözleri kayıtlara geçmişti. Ancak Ukrayna’dan büyük parçalar kopartılması bile ABD Başkanı’nın kendi nükleer bavulunu karıştırmasına yetmemişti ve Suriye de yetmeyecek. Ancak bu, ne bir savaş ne de sorunsuz bir barış ortamı. Dünyadaki önemli güçlerin hepsi, en azından yüzeysel bile olsa birbirleriyle düzgün ilişkiler içinde. Ancak bu güçler, kendi önceliklerinin peşinde koşarak aralarındaki gerilimi artırıyor olsa da hiçbiri bu gerilimleri sıcak bir çatışmaya dönüştürecek dereceye getirmiyor. Türkiye’nin mütecaviz bir Rus savaş uçağını düşürmesi tartışmalı bir konu olarak kalmasına rağmen sınırlı tutulabildi. Sadece Suriye değil aynı zamanda IŞİD’in süregelen yayılması, şiddetlenen mülteci krizi ve Ortadoğu’daki sorunlu devletler de dünyanın önemli güçlerinin global istikrarın sağlanması için gerekli çabaları göstermekte ne kadar isteksiz oldukları gerçeğini yansıtıyor. Güvenlik sorunlarıyla ciddi bir şekilde ilgilenmekte ne kadar geç kalırlarsa bölgesel çatışmaların dışarıya doğru yayılma ihtimali de o kadar çok artacaktır.

Bu yüzden Medvedev’in bu beyanını sağlıklı bir kuşkuculuk dozajıyla ele almak gerekir. Şayet dünyaya bakış açınız Kremlin’in penceresinden ibaret ise o zaman dünyanın yeni bir tarihsel çatışma çağına girdiğini savunmak için iyi bir nedeniniz var demektir. Bu aslında Suriye’ye amansız bir müdahaleyi kesinlikle çok daha makul göstermektedir. Ancak Moskova bunun olmasını ne kadar çok isterse istesin bugün 1962 yılında değiliz.

“Rusya eğer gerçekten bir çatışma istiyor olsa bile Amerika bununla

hiç ilgilenmiyor.”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.