BÜYÜK GÖÇÜK!

Son yılların gözde sektörü madende işler tersine döndü. Maden fiyatlarının küresel konjonktürdeki gelişmelerle gerilemesi sektörde ciroları düşürdü. Kurlardaki hareketlilik işletme maliyetlerini artırdı. Bu durumda çok sayıda küçük ölçekli işletme pazarda

Capital (Turkey) - - CONTENTS - NILÜFER GÖZÜTOK ÜNAL ngozutok@capital.com.tr

Madencilikte işler tersine döndü. Emtia fiyatlarının düşmesiyle yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratan madencilikte çok sayıda küçük ölçekli işletme pazardan çekildi.

Çok değil sadece birkaç yıl öncesine kadar madencilik Türkiye’de en gözde sektörlerden biriydi. Ciner, Polat ve Dedeman gibi uzun yıllardır bu işe yatırım yapan büyük grupların yanında Ülker, Kiler ve Demirören de yeni oyuncu olarak pazara giriş yaptı. Yabancı girişiyle de sektördeki oyuncu sayısı giderek arttı. Rakamlarla konuşmak gerekirse 19952004 arasında yapılan ruhsat müracaatı, yıllık ortalama 5 bin adetken, bu sayı 2007-2012 arasında 3 katına çıkarak 15 binler düzeyine ulaştı.

Bugün ise söz konusu tablo büyük bir değişime uğradı. Son birkaç yıldır maden sektöründe yatırım iştahı bıçak gibi kesildi. Yabancı yatırımcı ilgisi azaldı.

Hatta 2010-2015 yılları arasında Türkiye’de toplam sanayi endeksi yüzde 33 oranında artarken, aynı dönemde madencilik endeksindeki artış yüzde 11 ile sınırlı kaldı.

2009 ve 2012 yılları arasında toplam yüzde 101’lik büyüme ile 2012 yılında 5 milyar dolara ulaşan maden ihracatı 2015 yılında 3,9 milyar dolara geriledi. 2009 yılında 5 bin 889 olan arama ruhsat başvuru sayısı 2014 yılında 431’e düştü.

Peki bu duruma nasıl gelindi? Burada bir değil birçok neden etkili oldu. Global ekonomik trendler ve emtia fiyatlarındaki düşüş bu tabloyu oluşturan ana neden. Bunların yanı sıra kurda yaşanan değişimler, yatırım ve işletme maliyetlerindeki artış, maden arama ve işletme izinlerinin alınması aşamasında bürokrasiden kaynaklanan gecikmeler, sektörün büyüme hızını oldukça yavaşlattı.

FİYAT DÜŞÜŞÜ ETKİLİ!

Maden sektöründe dengeleri değiştiren en önemli gelişme, son 3 yıldır maden fiyatlarındaki büyük düşüş. Özellikle krom, bakır, demir ve çinkoda sert düşüşler gerçekleşti. Tonaj olarak kromun fiyatı 700 dolardan 150 dolara, bakırın fiyatı 10 bin dolardan 4 bin 500 dolara, demirin fiyatı 150 dolardan 50 doların altına indi.

Bunun ana nedeni olarak 2002 -2009 yılları arasında dünya ekonomisinin aşırı ısınması sonucu yapılan yatırımların yarattığı arz fazlası gösteriliyor. En büyük hammadde tüketicisi Çin’in büyüme hızındaki yavaşlama, tabloyu daha da ağırlaştıran bir diğer önemli etken. Sektörün büyük ölçüde bu düşüşten etkilendiğini ve etkilenmeye devam ettiği-

ni belirten Türkiye Madenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Atılgan Sökmen, “Bu süreç en çok metalik madenlerde özellikle krom, bakır, demir ve çinko üretimi yapan şirketleri etkiliyor” diyor.

EY Türkiye Ortağı ve Madencilik ve Metal Sektörü Lideri Barış Ünalır, tüm bunlara ek olarak Euro Bölgesi ekonomilerinin halen tam anlamıyla toparlanamamış olmasının da fiyat düşüşünde etkili olduğunu söylüyor. “Amerikan dolarının değer kazanması gibi pek çok farklı faktör de maden fiyatlarındaki düşüşün temel nedenleri olarak görülüyor” diyor.

YENİ DÜZENLEME KRİTİK

Fiyat düşüşü global konjonktürün bir sonucu olarak sektörü etkilerken Türkiye özelinde pazarı daraltan en önemli neden ise bürokratik uygulamalar. 2007 sonrasında madenciliği yükselten kritik unsur uygulanan teşvik paketlerinde sektörün “stratejik” olarak nitelendirilmesiydi. Sektörde ruhsat alım süreçleri kolaylaştırılmış yeni oyuncu girişi de hızlanmıştı. Ancak 2012 yılında çıkan 16 Haziran Kararnamesi ile madencilikte tüm izinler, ilgili maden işleri ve orman genel müdürlüklerinden alınarak Başbakanlığa bağlandı. Sektör oyuncularına göre bu düzenleme sonrası madencilere arama izni çıkmaz oldu. KPMG Strateji Bölümü Müdürü Coşkun Çömlekçi, bu düzenlemenin etkilerini rakamlarla şöyle ortaya koyuyor: “Arama ve işletme ruhsatlarına getirilen düzenlemeler sonucunda 2009 yılında 5 bin 889 olan arama ruhsat başvuru sayısı 2014 yılında 431’e, 2009 yılında 1.962 olan işletme ruhsat başvuru sayısı da 1.199’a düştü.”

Tüm bu olumsuzlukların yanında artırılan maden ruhsat ve orman tahsis bedelleri de sektör oyuncularını zorlayan konulardan. En son geçtiğimiz yıl aralık ayında madencilerin bedellerini ödeyemeyecekleri binlerce ruhsatı iade etme girişiminde bulunduklarını belirten Türkiye Madenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Atılgan Sökmen, “Bu, birçok potansiyel maden yatağının aranmayacağı, yakın ve orta vadede ülke ekonomisine katılamayacağı anlamına geliyor” diyor.

İŞLETMELER KAPANIYOR

Bu gelişmelerin üretim, yatırım ve istihdama etkileri de ciddi boyutlarda. Son 2 yılda sektörde üretimin yüzde 20 oranında azaldığı ifade ediliyor. Aynı oranda istihdamda düşüş olduğu tahmin ediliyor. Çok sayıda işletmenin

kapandığı da artık tüm sektörde konuşulan bir

gerçek. Karakaş Atlantis Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Karakaş, son birkaç yılda metal madeni fiyatlarının yüzde 20-40 arasında düştüğünü hatırlatarak bu durumda birçok yabancı metal madeni üreticisinin üretimini durduğunu söylüyor.

Yatırım iştahının kaçtığını ve herkesin gemiyi batırmama noktasında çaba sarf ettiğini dile getiren Silkar Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akbulak da mevcut tabloyu şöyle ortaya koyuyor: “Doğaltaş sektöründe çok büyük kurumsal yatırımcılar yok. Sektör 1.500 civarında ocak ve 1.000 şirketten oluşuyor. Bunlar genellikle KOBİ ölçeğinde. Ağırlıklı Çin’e üretim yaptıkları için Çin’den gelen talep durunca oraya iş yapan ocaklar da üretimini durdurdu ya da kapandı. Hatta ikinci el iş makineleri piyasasında şu anda ciddi bir hareket var. Herkes elindekini çıkarmaya çalışıyor.”

Uzun yıllardır maden sektörüne yatırım yapan Saray Şirketler Grubu’nun yönetim kurulu başkanı Necati Kurmel de kromun fiyatının 150 dolar seviyesine kadar gerilemesi nedeniyle Aladağ’daki işletmelerinde krom üretimlerini durdurmak zorunda kaldıklarını açıklıyor. “Çinko-kurşun-altın ve gümüş işletmelerimiz tüm güçlüklere rağmen devam ediyor” diyor.

DÜŞÜŞ DEVAM EDERSE

Var olan koşulların sürmesi halinde sektörü daha kötü bir tablo bekliyor. EY Türkiye Ortağı ve Madencilik ve Metal Sektörü Lideri Barış Ünalır, maden fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi halinde öngörülerini şöyle paylaşıyor:

“Bu durumda üreticilerin yeni yatırım planlarını er- telemesi, işten çıkarmaların artması olası. Başa baş noktasının altında faaliyette bulunmak durumunda kalan madenlerin üretiminin ekonomik olmaktan çıkması sebebiyle kapanması, bazı mikro sonuçlar olabilir.”

Silkar Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akbulak da doğal taş alanında faaliyet gösteren şirketler küçük olduğu için mevcut durumun devam etmesi halinde gelecek 3-5 yılda sektör oyuncularının yüzde 10 oranında eleneceğini öngörüyor.

Fiyatların daha ne kadar düşeceğini ve kaç işletmenin kapanmaya zorlanacağını şu an net olarak bileme-

diklerini belirten Çayeli Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Iain Anderson, “Bazı piyasa gözlemcileri, nikel madenlerinin yüzde 75’inin ve bakır madenlerinin yüzde 25’inin mevcut fiyatlarla kârlı olmayacağı görüşünde” diye konuşuyor.

YABANCI İLGİSİ AZALIYOR

Madencilik sektörü yükseliş döneminde özellikle yabancıların akın ettiği bir sektördü. Dünyanın çeşitli coğrafyalarından çok sayıda yabancı yatırımcı pazara giriş yapmıştı. Ancak bugün bu ilgi kaybolmuş durumda. KPMG Strateji Bölüm Müdürü Coşkun Çömlekçi, “Sektöre giriş için ilk yatırım maliyetlerinin artması ve ruhsatlama prosedürlerinin uzaması yatırımcı için Türkiye maden sektörünün cazibesini düşürüyor” diyor.

Atılgan Sökmen de sektöre yeni girişler görülmediğini söylüyor. “Olumsuz durumların sürmesi halinde, bu yıl ve önümüzdeki yıllarda sektörden ayrılmalar kaçınılmaz” diye konuşuyor.

Erdoğan Akbulak, doğal taşta çok büyük yatırımcıların artık Türkiye’ye gelmeyeceğini düşünüyor ve şöyle devam ediyor: “Son 5 yılda çok sayıda ocak alan Çinli oyuncular pazarda beklediklerini bulamadı. Bundan sonra en azından bu konjonktürde yeni oyuncunun geleceğini sanmıyorum.”

POTANSİYEL BÜYÜK MÜ?

Her ne kadar var olan tablo yatırımcı açısından pek parlak olmasa da maden, Türkiye’nin en köklü ve en güçlü olduğu sektörlerden... Türkiye maden rezervleri açısından dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. 132 ülke içinde toplam maden üretim değeri itibarıyla 28’inci sırada bulunan Türkiye, çeşitlilikte ise 10’uncu durumda. Dünya genelinde bulunan 90 çeşit madenin 77’si Türkiye’de bulunuyor. Ülke özellikle bor, mermer ve trona (soda külü) yatakları açısından dünya çapında önemli rezervlere sahip durumda. Pazarın hacmine gelince… Sektörün milli gelir-

den aldığı pay yüzde 1,5. Gelişmiş ülkelere bakıldığında milli gelir içerisinde madenciliğin payı Rusya’da yüzde 22, Avusturalya’da yüzde 6,5, Amerika’da yüzde 5, Almanya’da yüzde 4 seviyesinde. Dolayısıyla Türkiye’nin madencilikte daha yapılacak çok işi ve gidecek çok yolu bulunuyor. Türkiye madencilik sektörünün henüz erken evrelerinde olduğunu belirten KPMG Strateji Bölümü Müdürü Coşkun Çömlekçi, bu potansiyelin fırsata çevrilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

“Devletin verdiği desteklerin yeniden gözden geçirilmesi, kolay vergilendirme, ruhsat işlemeleri ve ihalelerin şeffaflaştırılması önemli. Sektörde standardizasyon, teknoloji kullanımı ve sürdürülebilir madencilik konularında düzenlemelere gidilmeli. Şirketlere de büyük ödevler düşüyor. Şirketlerin değişen şartlara uygun teknoloji ve standart kullanımı, AR-GE ve inovasyon çalışmalarıyla müşteri taleplerine uygun ürün gamı geliştirme ve yeni pazarlara açılmadaki başarıları sektöre yön verecek.”

OYUNCULAR NE PLANLIYOR?

Mevcut ortamda küçük oyuncular pazardan çekilirken büyükler ise faaliyetlerini sürdürmekte kararlı. Özellikle sektöre yeni girenler halihazırdaki yatırım sürecini tamamlayarak büyüme peşinde. Öte yandan pazarda daha uzun süredir yer alan yerli ve yabancı devler ise yeni yatırım konusunda koşulların değişmesini bekliyor.

2013 yılında madenciliğe giriş yapan Karakaş Atlantis’in yönetim kurulu başkanı Kamil Karakaş, “Madencilik faaliyetlerimizin başlangıcındayız. Sektöre yatırımlarımız devam edecek” diyor.

2004 yılında Eti Bakır ve 2005 yılında Eti Alüminyum özelleştirmelerine girerek sektöre adımını atan Cengiz Holding, her iki yatırımından da memnun. Holding yetkilileri önümüzdeki dönemde de yatırımlarını sürdüreceklerini açıklıyor.

Tüprag Metal Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, yatırımlarına devam edeceklerini belirtiyor, “Bekleme aşamasında olduğumuz birtakım izinlerimizin olumlu sonuçlanması ile yatırımlarımızı hızlandırmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

Kanadalı First Quantum Minerals’e ait Çayeli Bakır İşletmeleri’nin genel müdürü Iain Anderson, şu an sektörün yaşadığı iniş trendlerini Türkiye’de faaliyet gösterdikleri 20 yılda pek çok kez yaşadıklarını söylüyor. Bu nedenle bu döneme özgü alacakları aksiyonu şöyle açıklıyor: “Kısa vadede birtakım sermaye yatırımlarımızı erte- leyecek, işletme maliyetlerimizi kontrol altında tutmaya odaklanacağız. Bu iniş trendi sırasında mümkün olan yerlerde kârlı projelere yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Elimizdeki nakit parayı muhafaza edeceğiz ve kendimizi bir sonraki çıkış döneminin avantajlarından faydalanabilecek konuma getireceğiz.”

MADENCILIKTEKI SORUNLAR TASLARI YERINDEN OYNATIYOR

COŞKUN ÇÖMLEKÇİ

BARIŞ ÜNALIR

ATILGAN SÖKMEN

KAMİL KARAKAŞ

IAIN ANDERSON

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.