“2020’DE DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ OLACAĞIZ”

Capital (Turkey) - - CONTENTS - YASEMİN ERDOĞAN yerdogan@capital.com.tr

Burger King, TAB Gıda sayesinde Çin’de 3 yılda 8 kat büyüdü. Korhan Kurdoğlu, “Hedefimiz 2020’ye kadar ‘dünyanın en büyük hızlı servis restoranı zinciri olmak” diyor.

TAB Gıda, dünya devi Burger King’in Çin operasyonunu üstlenerek çok önemli bir başarıya imza attı. Özgün iş modeliyle küresel bir devin yol haritasını üstlenmiş oldu. Burger King’in Çin’deki restoran sayısı, TAB Gıda’nın işe el atmasıyla 3 yılda 8’e katlandı ve 500’e ulaştı. Bu sistemin örnek alınması gerektiğini söyleyen Ata Holding Yönetim Kurulu Başkanı KORHAN KURDOĞLU KURDOĞLU, 2 2020 hedeflerini ise “dünyanın en büyüğü” olmakk şeklindekli d t tanımlıyorl ve ekliyor: “Her yıl Türkiye ve Çin’de toplam 400 restoran açarak ilerleyeceğiz. Bu ivmeyle 2020 yılına kadar asıl hedefimiz olan ‘dünyanın en büyük hızlı servis restoranı operasyoncusu’ konumuna gelmiş olacağız.”

Bugün 10’a yakın sektörde, 34 şirketle faaliyet gösteren Ata Holding, 3,5 milyar TL’yi bulan cirosuyla Türkiye’nin önemli grupları arasında. TAB Gıda ise holdingin amiral gemisi. Çünkü toplam cironun yüzde 80’ine yakını gıda ve yeme-içme sektöründeki TAB Gıda operasyonlarından geliyor. TAB Gıda aynı zamanda dünyanın en büyük restoran zincirini bünyesinde barındıran 3G Capital’in Türkiye temsilcisi. Grup, hızlı servis yeme-içme sektöründe 5 restoran zinciriyle pazar liderliğini sürdürüyor.

Ata Holding’in özellikle gıda ve yeme-içme alanındaki büyüme hedefleri oldukça iddialı. “Bu yılı yüzde 40 cirosal büyümeyle kapatmayı hedefliyoruz” diyen Ata Holding Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Kurdoğlu, “TAB Gıda olarak 2016 yılı toplam 3,5 milyar TL ciroyla kapatmayı öngörüyoruz. 1 milyar doları geçeriz” diye konuşuyor.

2020’ye dönük hedefler ise daha büyük. “Türkiye ve Çin’de yılda toplam 350-400 restoran açarak büyüyeceğiz” diyen Kurdoğlu, ekliyor:

“Bu rakamlarla 2020 yılında asıl hedefimiz olan ‘ dünyanın en büyük hızlı servis restoranı operatörü’ olmayı başaracağız.”

TAB Gıda’yı rakiplerinden ayıran ve son derece rekabetçi bir pazarda böylesine büyüme sağlayan sır ise kendine özgü iş modeli... Hatta bu modelle gelen çarpıcı başarı, gruba, dev Çin pazarının kapılarını ardına kadar açmış durumda. 3 yıl önce 3G Capital’in tüm Çin operasyonu TAB Gıda’ya emanet edildi. Bu başarıda uyguladıkları iş modelinin etkili olduğunu belirten Korhan Kurdoğlu ile Ata Holding’i, TAB Gıda’nın küresel başarısını, Çin pazarını ve gelecek hedeflerini konuştuk:

Ata Holding’i daha çok amiral gemisi TAB Gıda ile tanıyoruz. Öncelikle biraz gruptan bahseder misiniz? Nasıl bir portföyünüz var?

Farklı sektörlerde irili ufaklı 34 şirketimiz var. Şu anda Türkiye ve yurtdışında toplam 35 bin çalışanımız bulunuyor. En büyük sektörümüz gıda. Grubun toplam cirosunun yüzde 80’i gıdadan, ağırlıklı olarak da yeme-içme sektöründen geliyor. Hem hızlı restoran sektöründe hem de et, ekmek, patates ve süt gibi kritik girdilerde üretici olarak varız. Çin ve Türkiye’deki gıda operasyonlarını içinde barındıran TFI (Tab Food Investments - Tab Gıda Yatırımları) adlı bir holding şirketimiz var. TFI’ın bünyesinde olmayan ama yine gıdayla alakalı bir süt çiftliğimiz var. Acıpayam’daki Ata Sancak Süt İşletmesi, bölgenin en büyüğü. Onun da üretim, satış ve kârlılık rakamları giderek yükseliyor. Günlük üretim miktarı 150 tona ulaştı.

Gıda dışında ise finans, teknoloji, inşaat, lojistik, servis, gayrimenkul ve turizmde faaliyetteyiz. Finans alanında kurumsal finansman ve yatırım bankacılığı konularında faaliyet gösteren şirketlerimiz var. Ata Yatırım, Ata Online, Ata Portföy gibi… Gayrimenkulde ise küçük perakende noktaları satın alıp, bunları kiralayarak, bir fon çatısı altında büyütüyoruz. Yeme-içme pazarının hacmi ne kadar? Türkiye’de yeme-içme sektörü yaklaşık 40 milyar TL boyutunda. Bunun önemli bir çoğunluğu bağımsız şekilde işletilen kafe, restoran ve büfelerden oluşuyor. Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için zincir restoranlarla diğer geleneksel yeme-içme restoranlarını ayrı değerlendirmek gerekir. Toplam yeme-içme pazarının yaklaşık yüzde 10’u “hızlı servis zincir restoranlar” segmentinden oluşuyor.

Hızlı restoran pazarında 5 farklı markayla varsınız. Pazardaki konumunuz ne?

Türkiye’deki “zincir restoran” pazarının yüzde 40’tan fazlasını elimizde tutuyoruz. Bu payla açık ara pazar lideriyiz. Türkiye’de 5 markamız var. Burger King, Popeyes, Arby’s, Sbarro ve Usta Döner. Usta Döner, kendi döner markamız.

Burger King, Türkiye’ye rakiplerden 10 yıl sonra gelmesine rağmen çok hızlı büyüdü ve pazar lideri oldu. Tabii bunda TAB Gıda’nın kendine has iş modelinin başarısı etkili oldu. Nedir bu iş modeli? O dönemlerde pazardaki altyapı yeterli değildi. Satın alma yaptığımız kurumların, tedarikçilerimizin büyüklükleri bize yetmiyordu. Dolayısıyla kendi ekosistemimizi kendimiz kurmak zorunda kaldık. Lojistikte, ekmekte, patateste bunu yaptık. Kendi üretim tesislerimizi kurduk. Şu anda aynı uygulamayı ette yapıyoruz.

Burger King’in Çin operasyonunu TAB

Gıda olarak üstlendiniz. Bu hikaye nasıl gelişti?

Bahsettiğim kendimize has ekosistemle, kendi hammadde üretim tesislerimizle büyüyen farklı bir operasyonuz. Piyasayı yakinen takip eden, müşteriye odaklanan atik ve girişimci bir modelimiz var. Bu başarı bir örnek teşkil etti. Burger King’in son sahibi 3G Capital, Türkiye’deki bu operasyonun başarısından ilham aldı. 3G Capital, bize bu uygulamayı başka ülkelerde de hayata geçirmek istediklerini ve bizim gibi başarılı master franchise ortaklarıyla büyümek istediklerini söyledi. O döneme kadar Çin’de 8 yılda ancak 60 restoran açabilmişlerdi. “Çin pazarında ivme kazanmak, oradaki işleri büyütebilmek için sizin gibi bir operasyoncuyu almak isteriz” dediler. 3G Capital ve TFI olarak Çin’de faaliyet gösterecek ayrı bir şirket kurduk. 2012’de 60 restoranla Çin’e girdik. 3 yılda restoran sayısı 500’e çıktı. TFI olarak Çin’deki ortaklıkta büyük ortağız. Neyi farklı yaptınız? Öncelikle Türklerin çok az olduğu, neredeyse tamamen Çinli yöneticilerden oluşan özel bir yönetim platformu kurduk. 3 yıl gibi kısa bir sürede 500 restorana kadar çıktık. Pekin, Şangay gibi en büyük şehirlerde 50’şer restoranımız var. Şu anda Çin’de sadece Burger King olarak varız.

Oradaki operasyonumuzda bir parça lokalizasyon da uyguluyoruz. Çünkü Çin, yaşam kül- türünden yeme-içme alışkanlıklarına kadar çok farklı özellikleri bir arada barındırıyor. Sonuçta bölgenin kendine has damak tatları ve yeme-içme alışkanlıkları var. Burger King’in asıl karakteristiğini ve temel konseptini fazla değiştirmeden, bir parça lokalizasyonla restoranlarımızı bulunduğumuz bölgelere daha uyumlu hale getiriyoruz. Oradaki potansiyel ve rekabet iklimi nasıl? Pazarda çok keskin bir rekabet var. Ama çok büyük bir potansiyel de bekliyor. Örneğin rakiplerimizden Yum! Grubu’nun restoran sayısı 6 bine geldi. McDonald’s grubunun 2 bin 300’lerde. Çin’de ekonominin büyümeye devam etmesi ve kişi başı gelirin artmasıyla bu tip restoran sayılarının 5’e hatta 10’a katlanma potansiyeli var. Dolayısıyla iyi konumlanmış, müşteriyi anlayan zincirlerin doğru biçimde yöneltilmesiyle bu potansiyel çok iyi değerlendirilebilir. Çin’deki büyüme planınızda ne var? Çin’de konsantre biçimde ilerleyeceğiz. Toplam 80 şehirdeyiz. Bulunduğumuz lokasyonlardaki penetrasyonu artırmaya odaklanacağız. Böylece hem marka bilinirliğini artırabileceğiz hem ölçek ekonomisinden faydalanarak lojistik maliyetleri düşürüp daha rekabetçi hale gelebileceğiz. Şangay, Pekin gibi çok rekabetçi kentlerde 50 restorana kadar çıktık. En çok kâr da bu iki şehirden geldi. Zaten bize güven veren de bu oldu.

Türkiye’ye dönersek, 2015 yılı TFI için nasıl geçti? 2016 nasıl geçiyor?

2015 yılı TFI için gerek Türkiye’de gerekse Çin’de çok başarılı geçti. Çin pazarına dair hedeflediğimiz finansal sonuçların 12-18 ay ilerisinde gidiyoruz. Dolayısıyla 3 yıl gibi bir sürede, Çin gibi çok zorlu bir pazarda, bir Türk operatörü olarak kârlılığa geçmiş olmaktan dolayı da çok mutluyuz. Bu başarı, büyüme ve gelecek planlarımız açısından da bize büyük bir özgüven veriyor. Ölçek ekonomisinin de avantajlarından faydalanarak, müşterilerimize hem uygun fiyatlı hem kaliteli ürünler sunabiliyoruz. Bu da rekabet gücümüzü artırıyor. 2016’ya dair büyüme hedefiniz nedir? Bu yılın sonuna kadar Türkiye’de 100, Çin’de ise 200 yeni restoran açmayı hedefliyoruz. Toplamda global olarak 2016’da 300 restoran açacağız. Restoran satışları, yani cirosal anlamda ise 2016 büyüme hedefimiz yüzde 40. Yatırım hedefleriniz neler? Yakında Amasya’daki yeni et işleme tesisimiz devreye girecek. Sıfırdan kurulan bir yatırım oldu. 50 milyon dolara mal oldu. Kapasitesinin yarısıyla bizim kendi markalarımızın tüm et ihtiyaçları karşılanacak. Diğer yarısı ise piyasaya satılacak. Restoranlar açısından bakarsak, 2020’ye kadar minimum 1.500 yeni restoran daha açaca- ğız. Bunun toplam yatırım tutarı da 800 milyon doları bulur. Ayrıca dönerdeki markamız Usta Dönerci’ye odaklanacağız. Henüz 1,5 yıl oldu. Ancak pazarda önemli bir potansiyel var. 1,5 yılda döner restoran sayımız 40’a ulaştı. Portföye yeni zincir markalar girecek mi? Organik büyümeyi tercih etmekle birlikte, ileride yeni gıda zinciri markaları bünyemize girebilir. Ancak yakın gelecekte böyle bir plan yok. Esas tercihimiz organik büyümeyle ilerlemek.

Ata Grubu olarak 2016’yı nasıl kapatmayı hedefliyorsunuz?

Bu yılı yüzde 40 cirosal büyümeyle kapatmayı hedefliyoruz. TAB Gıda’nın Türkiye cirosu 2016’da 2,2 milyar TL civarında olacaktır. 1 milyar TL de Çin’den bekliyoruz. 2016 yılını toplam 3,5 milyar TL ciroyla kapatmayı öngörüyoruz. Yani 1 milyar doları geçeceğiz.

Önümüzdeki 5-10 yılda Ata Grubu’nu nereye taşıyacaksınız?

Planımız 2020’de dünyanın en büyük restoran operatörü olmak. Her yıl Türkiye’de 100-150 arasında, Çin’de ise 200-250 kadar restoran açarak ilerleyeceğiz. Bu da yılda 300-400 civarında bir rakama denk geliyor. 2020 yılına kadarki hedefimiz bu. Bu rakamlarla da asıl hedefimiz olan “dünyanın en büyük hızlı servis restoranı operasyoncusu” konumuna gelmiş olacağız.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.