“SORUN VAR, ALARM YOK”

Bu yıl bankacıların gündeminde ilk maddeye sorunlu krediler oturuyor. Öyle ki DenizBank Genel Müdürü HAKAN ATEŞATEŞ, ATEŞ, s sorunlu kredilere her ay 1 milyar TL’ye yakın ilave geldiğini açıklıyor. “Tüm bankalar bu artıştan artış nasibini alıyor. İlk çeyr

Capital (Turkey) - - CONTENTS - ELÇİN CİRİK ecirik@capital.com.tr l

Rusya’yla yaşanan kriz, gözleri DenizBank’a çevirdi. Bankanın CEO’su Hakan Ateş, “Gerilim olduğu muhakkak ama bizim gibi ‘arabulucu’ kurumların varlığı faydalı olacak” diyor.

Rusya ile geçtiğimiz kasım ayı sonunda başlayan ve giderek tırmanan siyasi gerilim, bankacılıkta tüm dikkatleri ana hissedarı Rusya’nın en büyük bankası Sberbank olan DenizBank üzerine topladı. DenizBank CEO’su Hakan Ateş ise bu gerilimin bankaya negatif bir etkisi olmayacağı inancında. “Bir gerilim olduğu muhakkak ama her koşulda bizim gibi ‘arabulucu’ kurumların varlığı faydalı olacak. Bizim misyonumuzun önemi artacak. Sberbank’ın DenizBank’a yeni onaylanan 750

milyon TL’lik sermaye aktarımı var. Bu tam bir taahhüdü, bağlılığı gösteriyor. Böyle olunca biz de yolumuza devam ediyoruz, iyi olacağız” diye konuşuyor.

Bankanın ilk çeyrekte kredilerinde, yıl geneli için belirlediği yüzde 20’nin üzerindeki büyümeyi yakalaması da dikkat çekici. Sektörün duayen yöneticisi bu yıl bankanın büyüme oyununu şöyle özetliyor:

“Perakende kredilerde yüzde 13-15 bandında bir büyümemiz olur. Bireysel tarafta konut kredilerinin çok artacağını düşünmüyorum. Kredi kartlarını büyütmeye çalışıyoruz ama tüm sektörde daralma var. Bireyselde ihtiyaç kredilerinde büyüyeceğiz. Toplamda bireysel krediler, yüzde 15-20 bandında artacak. KOBİ kredileri de artacak. Proje finansmanında seçici olarak ilerleyeceğiz. Bu alanda yüzde 6-7 civarı büyümemiz olacak.”

DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş ile Rusya’yla geçilen bu zor süreçte bankasının hedeflerini ve sektörün 2016 tablosunu konuştuk…

Sberbank’ın DenizBank’ı satın alması sonrası Rusya ile Türkiye arasındaki ticaretin, iş hacminin bankaya pozitif etkisinin yüksek olacağını belirtmiştiniz. Bugün Rusya ile Türkiye arasındaki gerilim bankayı nasıl, ne açılardan etkiliyor?

Bankaya etkisi pozitif olacak. Yani en azından kötü halde de iyi halde de Türkiye, Rusya Federasyonu gibi önemli bir ticaret ortağını göz ardı edemez. Aynı durum, Rusya Federasyonu için de geçerli. Siyasi ilişkiler bozuldu ama ticari olarak ilişkilerin önemli bölümü devam ediyor. Tabii Rusya’dan daha az sayıda turist gelebilir. Ancak Rusya’da para ciddi bir devalüasyon gördü, bunun da etkisi var.

Bir gerilim olduğu muhakkak ama her koşulda bizim gibi ‘arabulucu’, hele iki topluma da yarar sağlayacak kurumların varlığı faydalı olacak. Onun için bizim misyonumuzun önemi artacak.

Bu durumun bankaya negatif etkileri olmayacak mı?

Hayır, şimdi öyle bir durum yok. Sberbank’ın DenizBank’a yeni onaylanan 750 milyon TL’lik sermaye aktarımı var. Sberbank, sermaye vermeye devam ediyor, üstüne üstlük kârı da bankamızda bırakıyor. 1 TL temettü almadılar. Bu tam bir taahhüdü, bağlılığı gösteriyor. Böyle olunca biz de yolumuza devam ediyoruz, iyi olacağız.

Siz bankanın büyüme hedeflerini belirler- ken bu gelişmeler henüz yoktu sanırım… Yıllık büyüme hedeflerinizi revize etmeyi düşünüyor musunuz?

Yoktu tabii, nereden olsun… Ruslar da aynı soruyu soruyor. Ama ben şöyle bir gayret içindeyim. Bankamız yüzde 100 Türk varlığı. Kanunen milli Türk bankasıyız. Yüzde 100 aktifimiz de Türkiye ile ilgili. Hal böyle olunca piyasalardaki çalışmamız devam ediyor. Sermaye yeterliliği ve likidite sorunumuz yok. Dolayısıyla bankayı hedefler doğrultusunda en iyi şekilde yönetmeye çalışıyorum.

Rusya ile ilgili olmanın etkisini gayretlerimizle en aza indirdik, ambargonun tamamen dışına çıktık. Dolayısıyla bizi etkileyen bir durum bulunmuyor. DenizBank, normal bir Türk banka-

sı olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Hatta birçok yabancı hissedarlı bankanın girmediği proje finansmanlarına giriyoruz. Pek çok banka çekimser davranırken, biz bu projelerde yer alıyoruz.

Yılın ilk çeyreğini geride bıraktık… İlk üç ay bankanız için nasıl geçti?

Henüz ilk çeyrek sonuçları kamuya açıklanmadı, ancak büyüme performansında geçen yılın ilk çeyreğinin üzerinde gidiyoruz. İlk çeyrek iyi geçti diyebilirim. Ancak yılın devamında ‘Böyle gidebilir miyiz’ diye biz de merak ediyoruz. Çünkü, bazı alanlarda örneğin turizmde aksamalar var. Turist sayısı azaldı. Bununla birlikte ödemelerde aksamalar söz konusu. Bu tarz aksamaların ileride artabileceğine dair öngörümüz de var.

Bu alanda bizim yatırımlarımız çok uzun vadeyle kredilendirilmiş ağır yatırımlar. Bu nedenle omuz omuza vererek bu işi geçebiliriz diye düşünüyoruz. Baktığınızda gemicilik alanında da 10 yıldır kriz var ama bizim hiçbir yatırımımız batmadı. Turizm de muhakkak zorlu birkaç yıl geçirecek.

2015, Türkiye’nin içeride risk faktörlerinin ağır olduğu bir yıldı. 2016’ya bu anlamda daha olumlu bakıyor musunuz?

Aslında geçtiğimiz yıl sanayi üretiminde daralma görülmedi, büyüme de yüzde 4 civarında oldu. Bu büyüme, global konjonktürde düşük enflasyona rağmen hiçbir ekonominin büyümediği bir dönemde iyi bir rakam. Ama sektör bazında farklı gelişmeler gördük. Örneğin, Çin nedeniyle demir-çelik sanayi çok sıkıntıya girdi. Bunun yanında otomotiv sanayi ve dayanıklı ev aletleri ihracatını artırdı ve iyi gidiyor. Ancak ben genel olarak bu ülkenin iş adamı ve girişimcisinin adaptasyon yeteneği ve algısının yüksek olduğuna ve yeni şartlara uyum sağlayacağına inanıyorum. Biz de ‘hancı’ misali bu işlerin üstesinden geleceğiz.

Ancak karşılıksız çek oranları çok yükseldi, ödeme sorunları olan şirket sayısı artıyor… Bu yılın sonunda sorunlu kredi oranı ne kadar olur?

En ağır krizin olduğu, Türkiye’nin çok ciddi küçüldüğü bir yılın arkasından 2009’da problemli kredi oranı yüzde 5,5’e çıkmıştı sonra yüzde 2’lere geriledi. 2015 sonunda yüzde 3 seviyesindeydi. Bunlar makul oranlar… Doğru, bankacılık kesiminin kârlılığı ciddi azaldı ama hala sağlam yapısını koruyor. Maliye politikalarında da yüksek cari açık, bütçe açığı veya yüksek borçlanmadan bahsedemiyoruz. Reyting kuruluşları da bize dokunma eğiliminde değil. Çin’de durum stabilize olmaya başladı, ekono- miyi daha akıllı yönetiyorlar. Dünya ekonomisine çok zarar gelmedi.

Sorunlu kredilere ayda 1 milyar TL’ye yakın ilave geliyor. Tüm bankalar da bundan nasibini alıyor. Büyük kredilerde sorun yaşanırsa bu rakam aylık bazda birden bire şişebiliyor. Ancak 1 milyar TL de biraz yüksek bir rakam. İlk çeyrekte bu orana 15-20 baz puan eklendi, yükselme var. Ancak şu anda alarm veren bir durum yok, hafif yükselme eğilimi söz konusu. Bu da son dönemde ülke genelinde nispeten iri kıyım şirketlerde iflas ertelemelerinden veya o şirketlerin bulunduğu sektörlerin durumu itibarıyla ödeme aczi içine düşmelerinden kaynaklanıyor. Ama şu anda bu oranın mali sonuçlarımıza çok ciddi zarar verme potansiyeli olduğunu düşünmüyorum. 2016 sonunda bu oran yüzde 4’ün altında kalır. Bankanızda sorunlu kredi oranınız kaç? Geçen yıl problemli kredi satışı yapamadık. Bu satışı yapanla yapmayan bankalar arasında fark oluşuyor. Biz de sektör düzeyindeyiz. Yıl sonu için de 4’ün hayli altında bir oran bütçeledik. Bu krize rağmen buna da şükür diyoruz. Yalnız belli kesimlerde örneğin bizim iyi olduğumuz tarım bankacılığında ödeme eğilimi çok yüksek. Vatandaş eline para geçtiği an ödeme yapıyor. Bu dönemde bankalar, kredilerde yeniden yapılandırmayla destek oluyor.

Peki bu ortamda kredilerde büyüme iştahınız var mı?

Burada bankacılık türlerine göre bakmak gerekiyor. Toptan krediler yani ticari ve ku-

rumsal kredilerde iştahımız sürüyor. Altyapı ve enerjide özelleştirmeler olacak. Biz devletin her türlü büyük projesinde boy gösteriyoruz. Burada iştahımız devam ediyor.

Bu yılın ilk çeyreğinde BDDK verilerine göre toplam krediler bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15 oranında artarak 1,54 trilyon TL oldu. Kurdan arındırılmış olarak krediler yüzde 12 büyüdü. Ticari krediler yüzde 12 oranında artarken, bireysel kredilerdeki artış ise yüzde 7’de kaldı. Yıl genelinde de kurdan arındırılmış büyümenin, eski yıllardaki gibi 15-20’lerin üzerinde olacağını zannetmiyorum. Yüzde 10-15 bandında olacak.

İkinci bankacılık alanı perakende krediler yani KOBİ ve bireysel kredilerde daha sınırlı büyümeler göreceğiz. Konut kredilerinde geçtiğimiz yıllardaki önemli büyümeleri görebileceğimizi sanmıyorum. Nasıl bir büyüme oyunu kurdunuz? Bu yıl için yüzde 20 büyüme öngörüyoruz. Hatta ilk çeyrekte, geçen yıla göre bu oranın biraz üzerinde büyüdük. Ancak yılın devamında toplam kredilerde büyümenin stabilize olacağını ve kurdan arındırılmış oranla yüzde 6-7’yi geçmeyeceğini düşünüyoruz.

Perakende kredilerde yüzde 13-15 bandında bir büyümemiz olur. Perakende krediler deyince de belli bir parantez açmak lazım. Konut kredilerinin çok artacağını düşünmüyorum. Konut kredilerinde bankalar artık ölçüp biçerek kredi veriyor. Orada finansal açıdan bir açmaz var. Faiz düşünce banka, verdiği kredi faizini düşürüyor ama faiz yükselince faiz oranını yükseltemiyor. Kredi kartları tarafında da makro ihtiyati tedbirler nedeniyle önemli artış beklemiyorum. Kredi kartlarını büyütmeye çalışıyoruz ama tüm sektörde daralma var, becermek zor. Taşıt kredileri artık tüketici finansman şirketlerine kaydı. Bireyselde ihtiyaç kredilerinde büyüyeceğiz. Toplamda bireysel krediler, yine hiç artmasa yüzde 15-20 bandında artacak. KOBİ kredileri de yine bu oranda artar. KOBİ kredilerinde kontrollü, şirketleri seçerek büyümeye devam edeceğiz.

Tarım bankacılığı kredilerinde özel bankalar içinde birinciyiz. Turizmde tüm bankalar içinde finansmanda birinciyiz. Bunu turizmin zor zamanında gururla söylüyorum. Biz yağmur yağınca şemsiyeyi kapatan banka değiliz. Gemicilikte, eğitim ve sağlık alanlarında sektörde ilk üçteyiz. Bu yıl tarım sektöründe büyümeye devam ederiz, iyi bir büyümemiz olur. Spor sektörünün finansmanında da etkiniz, belediyelerin ihtiyaçlarına göre büyürüz.

Proje finansmanında iddianız sürecek değil mi?

Bu alanda da seçici olarak ilerleyeceğiz. Açıkça söylemek gerekirse bazı alanlarda örneğin inşaat tarafında proje finansmanı çok zorlaştı. Biz daha çok bir çitle örülmüş, devletin asgari fiyat belirlediği 3. Havalimanı, hidroelektrik veya rüzgar santrali gibi projelerde yer almak istiyoruz. Önümüzü görebileceğimiz türden projeleri finanse etme arzusundayız. Tabii bu süreçte geri ödemeleri yapılan projeler de var. Bu yıl proje finansmanı tarafında yüzde 6-7 civarı büyümemiz olacak.

Mevduat tarafında büyümek giderek zorlaşıyor. Bu tarafta 2016 yılı büyümeniz nasıl olacak?

Kredi/mevduat oranı bankacılıkta yüzde 110’ları geçti. Bu da mevduatın kıt kaynak olduğunu gösteriyor. Döviz mevduatında bir sıkıntı görünmüyor. Ancak TL mevduatın rakibi çok, TL bono ihraçları gibi pek çok olasılık var. Dolayısıyla TL’de daralma var. Toplam mevduatta ilk çeyrekte yüzde 9 gibi büyüme görüyoruz. DenizBank olarak mevduatı nasıl artırırız ona kafa yoruyoruz. Mevduatta bu yıl sonu için kredi büyümesine eş, yüzde 18-20 aralığında bir büyümemiz olmasını hedefliyoruz. Bizim ana hedefimiz kredi-mevduat oranımızı yüzde 100 yapmak. Böylece dengeli bir bilançomuz oluyor.

Ayrıca banka için de kredilerin dağılımında da proje finansmanı gibi büyük kurumsal kredilerimizle bireysel ve KOBİ bankacılığını içeren perakende kredilerin oranı yüzde 50-50. Bu da bize iki bacaklı büyüme imkanı veriyor. Bankanın sağlam basması açısından çok avantaj sağlıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.