Alex Ferguson’dan liderlik dersleri

Capital (Turkey) - - ŞİRKET DOKTORU -

Manchester United’ın efsanevi teknik direktörü Alex Ferguson, ilk kitabını sanıyorum 3 yıl önce yazmıştı. Ondan da bu köşede söz etmiştim. Ancak o kitap, daha çok anılarını kapsıyordu. Şimdi Ferguson, “Leading” (Liderlik) adlı bir kitap daha yazdı.

Bir futbol yöneticisi düşünün… 3-4 yılda 400’er sayfalık iki kitap yazıyor. Anılarla sınırlı kalmıyor. Her alandan meslek grubu için anlam içeren önerilerine de yer veriyor. Aslında onu başarılı kılan, onca yıl Manchester United’da kalmasını sağlayan da bu yönü… Engin bir bilgi ve deneyimin yanı sıra ciddi bir derinliği de var.

Uludağ Ekonomi Zirvesi’ne davet ederken uzun sohbet ettiğim Fatih Terim hocamıza da kitap yazmasını önermiş, hatta bir kurgu sunarak, gönüllü de olmuştum. Ancak hocanın ajandasına uymadı, gerçekleştiremedik. Umarım Fatih Hoca başta olmak üzere her teknik direktör böyle bir kitabı bizlere kazandırır.

Bölümler halinde yazılan kitabın, iş dünyasına yönelik olanlarını okuyabildim, okumaya da devam ediyorum. Ferguson’un ilk dikkatimi çeken önerilerini burada sizlerle de paylaşmak istedim:

1 İŞE ALMA Bir oyuncu ya da ekip elemanıyla işe alma görüşmesi yaparken yetkinlik ve niteliklerinden çok “işe adanmışlığına”, heyecanına, olumlu yaklaşımda olmasına bakarım. Göz kontağına ve kişisel özgüvenine önem veririm. United’da görüşmeler yaptığımda, adayların çok heyecanlı olduklarını gözlemlerdim. Onları sakinleştirmeye, önce bir kahve ikram etmeye gayret ederdim. Böylece sakin olmalarını sağlamanın ve doğal hallerini görmenin daha mümkün olduğuna inanırdım.

İş görüşmelerinin değişik uygulamaları var. Ben daha çok iki taraflı konuşma tarzında olanı tercih ettim. Onları dikkatle izleyerek ve dinleyerek, deneyimlerini ve olgunluk düzeylerini anlardım.

2 İŞTEN ÇIKARMA Rangers, 1967 yılında 13 yılda 15 kupa kazanmış Scot Symon’ı kovdu. Bunu yaparken de 80 yaşındaki bir muhasebeciyi aracı yaptılar. John Lyall, West Ham United’a oyuncu ve direktör olarak 34 yılını verdi. 1989 yılında kovulduğunda kulübün patronu bir teşekkürü ya da vedayı bile ondan esirgedi. Bunun başka da örnekleri var. Çok sayıda patron teknik direktörlerine gereken saygıyı göstermez. Bazen telefonla bile işten çıkarırlar. United’dayken sadece beni zor durumda bırakan ve güvenimi boşa çıkaran bir kişiyi kovdum. Onun dışında deneyimim olmadı.

Hangi dönemde olursanız olun işten çıkarmak, birini kovmak hiç kolay değildir. Onu yemeğe çıkararak ya da eşine bir kutu çikolata göndererek konuyu yumuşatamazsınız. En doğrusu dürüst davranmaktır.

3 PATRONLARI YÖNETME Warren Buffet hakkında çok okumuşumdur. Bu tip şirketleri yönetenler, halka açık bazı şirketlerin CEO’larından daha fazla uzun vadeli düşünür. Bir şirketin sahibi ya da hissedarıysanız daha çok kısa vadeye odaklanabilirsiniz. Futbol kulübü sahipleri de aynı kapsamdadır. Teknik direktörler ise konuya Warren Buffet gibi bakmak zorundadır. Kulüp sahiplerinin, futbolun, diğer sahip oldukları işlerden, market zincirlerinden farklı olduğunu anlayıp futbol işini ona göre yönetmesi gerekiyor. Futbolu canlı bir eğlence olarak görmek lazım. Ancak gerçekte böyle değil.

Manchester United’dan emekli olduğum 2013 yılına kadar Premier League’de 48 takım yer aldı. Bu takımlarda 267 teknik direktör görev yaptı. Örneğin,

Chelsea bu dönemde 13 teknik direktörle çalıştı. Bayern Munich 14 teknik direktör değiştirdi. Oysa geçmişte böyle değildi. Matt Busby Manchester United’da 25 yıl, Joe Harvey Newcastle’da 13 yıl ve Herbert Chapman Arsenal’de 9 yıl görev yaptı.

4 DELEGE ETMEK Kontrol ve delegasyon, madeni bir paranın iki yüzü gibidir. İlk teknik direktörlük yıllarımda benim iç görüm her şeyi kontrol etmek gerektiği yönündeydi. Her şeyi kendimin yapması halinde, en hızlı ve en iyi sonuçları alacağımı düşünürdüm. Kimse bunun yanlış olduğunu bana söylemedi. Zaman içinde “yöneticilik” ile “liderlik” arasındaki farkı öğrendim. Bir okula gitmedim, MBA yapmadım. Zaten hiçbir kulüp de teknik direktörünü MBA’e göndermiyor. Ben işimi yaparken ve gözlemlerimle liderliğimi geliştirdim.

İşimin yönetmekten farklı olduğunu, yüksek hedefler oluşturmak olduğunu anladım. Manchester United’da delegasyona önem verdim. Bütün bölümlerin başlarına alanlarının en iyilerini getirdim. Herkesin en iyisini yapmasını, olanaksızın aslında olanaklı olduğunu kavramalarını sağladım. Liderlik ile yöneticilik arasındaki fark da budur.

5 SATIN ALMA Aslında her lider bir satışçıdır. Organizasyonun içine ve dışına satış yapmak zorundadır. İyi liderler kendi düşüncelerini satmak ve başkalarını etkilemek zorundadır. Bazen çalışanlarınızı, yapmadıkları şeyi yapmaya ve satmaya ikna etmelisiniz. Böylece insanları hiç hayal edemedikleri hedeflere ulaştırabilirsiniz.

Manchester United’da bu açıdan bakıldığında 3 hedef var: Potansiyel taraftar, potansiyel sponsor ve potansiyel oyuncular… Benim ilgi alanıma oyuncular girerdi. Futbolun da satış alanı “scouting” (yetenek takibi) konusudur. Aberdeen ve United’da scout sistemi kurdum ve onları tıpkı “satışçılar” gibi teşvik ettim. İyi bir oyuncu keşfedip sisteme soktuklarında, yarattığı değere göre onları ödüllendirdik.

M. RAUF ATEŞ rates@capital.com.tr

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.